Son Dakika

FETÖ'nün darbe girişimine ilişkin açılan Genelkurmay çatı davada önemli bir gelişme yaşandı. Dün gece Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, "katılan" sıfatıyla ifade verdi.

Gazete Habertürk'ten Fevzi Çakır'ın aktardığına göre, Akar ve Güler için Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi dün ara celse açtı. Akşam saatlerinde Ankara Adliyesi'ne gelen Akar ve Güler burada Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesi heyetince dinlendi.

Her iki isim de önceki beyanları büyük oranda tekar ederken, bazı sanıkların kendileri hakkındaki iddialarının ise gerçeği yansıtmadığını söyledi.



"HERHANGİ BİR ŞAHSİ DÜŞÜNCEYİ AKLIMDAM BİLE GEÇİRMEDİM"

Orgeneral Akar, Genelkurmay "çatı" davasında "katılan" sıfatıyla verdiği ifadede, "15 Temmuz darbe girişimi sadece şahsıma değil, esas itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti devletine, hükümetine ve milletimize karşı yapılmıştır. Bu girişimi öğrendiğim ilk andan itibaren ülkemi ve milletimi düşünmek dışında herhangi bir şahsi düşünceyi aklımdan bile geçirmedim, tüm mesaimi ve enerjimi kanlı darbe girişimini sonlandırmak için harcadım. Bu süreçte şahsımla ilgili herhangi bir kaygı taşımadığım gibi kendimi korumaya yönelik herhangi bir düşüncem ve girişimim de olmamıştır." dedi.

Türk Hava sahasının tamamının kapatılmadığı iddiasıyla ilgili olarak Akar, "Savcılık ifademde de belirttiğim üzere tüm Türkiye'i kapsayacak şekilde hava sahasının kapatılması ile ilgili emir 18:30'da verilmiş ve 19:06'da bahse konu emir ilgili şahıs ve kuvvet harekat merkezlerine ulaşmış, 19:26 itibariyle tüm hava araçları için işlemler tamamlanmıştır. Bu husus kayıtlarda mevcuttur" ifadelerini kullandı.

Akar, kışlalardan çıkılmaması talimatının verilmemesi iddiası hakkında, "Tarafıma ulaşan ihbarın mahiyetine göre tüm tedbirler alınmış, ihbarın değerlendirilip gerekli tedbirlerin alınmaya başladığı saat itibariyle kışladaki askeri personel mesaiden ayrılmış ve sadece nöbetçi personel kışlada bulunmaktaydı, dolayısıyla ihbarın mahiyetine göre önlemlerin alınmasına başlandığı saat itibariyle kışladan ayrılmaması şeklinde bir talimatın verilmesine gerek görülmediği gibi böyle bir talimatın da pratikte bir yararı olmayacağı izahtan varestedir" dedi.

Akar ifadesinde, "Genelkurmay Başkanı'nın yanında görev yapanlar FETÖ'cü çıktı" iddiasıyla ilgili, "FETÖ'nün TSK yapılanmasındaki hususiyetleri özellikle gizlilik konusunda kullandığı yöntemler dikkate alındığında FETÖ mensubu olan TSK personelinin teşhisi ve tespiti her zaman mümkün olmamıştır, maiyetimde FETÖ'cü olduğu bilinerek herhangi bir personel istihdam edilmediği gibi istihdamına da müsaade edilmemiştir" diye konuştu.

Akar ifadesini şöyle sonlandırdı:

Ayrıca şunu söylemek istiyorum. Bu hain terör örgütü yapılanması içinde olan ve şahsıma, milletime, silah arkadaşlarıma, emniyet mensubu kardeşlerime, devletin kurumlarına, Türk Tarihi ve medeniyetimize bu derece zarar veren her bir kişiden ayrı ayrı şikayetçiyim.

GÜLER'İN İFADESİ

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Güler, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığındaki eylemlerle ilgili Genelkurmay "çatı" davasında verdiği ifadede, "Hain darbe girişimi içinde bulunanlar başta olmak üzere şahsıma karşı eylemde bulunan herkesten şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum." dedi.

Güler, "çatı" davasını gören Ankara 17. Ağır Ceza Mahkemesinde dün "şikayetçi" sıfatıyla ifade verdi.

Darbe girişimi sırasında Genelkurmay 2. Başkanı olan Güler, daha önce verdiği ifadeyi tekrar ederek, "15 Temmuz saat 14.00'te başlayan bir toplantı sırasında bir personelin toplantı odasına gelerek, MİT Müsteşarının benimle görüşmek istediğini söylemesi üzerine toplantıdan çıkarak, MİT Müsteşarı Hakan Fidan Bey ile görüştüm. Kendisi bana bir subayın MİT'e giderek önemli şeylerden bahsettiğini, yardımcısını bana göndermek istediğini söyledi." beyanında bulundu.

MİT Müsteşar Yardımcısının Genelkurmay Karargahına gelerek detayları anlattığını, kendisinin de durumun hassasiyetine binaen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar'ın yanına giderek durumu anlattığını bildiren Güler, "Genelkurmay Başkanı, MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı arayarak Karargaha davet etti. Saat 18.15 sıralarında Hakan Fidan Karargaha geldi, makam odasının bitişiğindeki çalışma odasına birlikte geçtik. MİT Müsteşarı durumu tekrar anlattı, bu mevzunun daha büyük bir olayın parçası olabileceğini söyledi." diye konuştu.

Genelkurmay Başkanı Akar'ın 15 Temmuz 2016 saat 18.30 sıralarında Tuğgeneral İlhan Kırtıl'ı arayarak "Türk Hava sahasını her türlü askeri uçuşa yasaklıyorum." dediğini aktaran Güler, "Bu esnada MİT Müsteşarı, Cumhurbaşkanımızın Koruma Müdürü Muhsin Bey'i aradı, Cumhurbaşkanını istedi. Arkasından da, 'Saldırı olursa yeterince personelin ve silahın var mı?' dedi, karşıdan gelen cevabı duymadım. Arkasından Genelkurmay Başkanı, yan odada bulunan Kara Kuvvetleri Komutanını çağırarak, İlhan Paşa'yı ve gerekirse Adli Müşaviri de alarak Kara Kuvvetleri Komutanlığına gitmesini, orayı kontrol etmesini, gerekirse tutuklama yapmasını emretti." ifadelerini kullandı.

"DALGA GEÇER BİR EDAYLA..."

Eski Kara Kuvvetleri Komutanı Salih Zeki Çolak'ın emri alarak odadan çıktığını belirten Güler, şöyle devam etti:

"Ben de Hava Kuvvetleri Harekat Merkezini aradım, General Kemal Mutlum ile görüştüm. Hava sahasının kapatılmasına ilişkin Genelkurmay Başkanının emrinden haberdar olup olmadığını sordum. Kendisi de haberdar olduğunu ve emrin gereğini yerine getirdiğini söyledi. Bu sırada Genelkurmay Başkanı, Garnizon Komutanı Metin Gürak Paşa'yı telefonla arayarak Zırhlı Birlikler Okuluna gitmesini ve orayı kontrol etmesini, hiçbir zırhlı aracın dışarıya çıkarılmamasını sağlamasını, arkasından da Kara Havacılık Komutanlığına giderek havacılık hareketi olmamasını sağlamasını emretti. Akabinde günlük faaliyetlerin icrası için Genelkurmay Başkanından izin isteyerek odama geçtim."

Odasında bulunduğu saat 21.25 sıralarında kapısının açıldığını ve gelenlerin kim olduğuna dikkat etmediğini, "Yat, yere yat" diye bağırmaya başladıklarını ifade eden Güler, "10 kişiye kadar silahlı ve teçhizatlı personeli gördüm. Silahlarını bana doğrultmuşlardı. Üzerime atıldılar. Ben direndim. Zorla beni yere yatırdılar. Birisi ayağı ile başıma bastı, ellerimi arkadan bağladılar, ağzımı bantladılar, başıma maske geçirdiler. Bu esnada sivil kıyafetli olarak emir subayı Mehmet Akkurt'u gördüm. Bana dalga geçer bir edayla, 'Komutanım merak etmeyin, bu bir tatbikat' dedi. Beni sürükleyerek ve hırpalayarak binadan dışarı çıkardılar, bir araca bindirdiler." beyanında bulundu.

Güler, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı istikametindeki nizamiyeden çıkarken Akkurt ile nizamiye görevlileri arasında tartışma çıktığını bildirdi. Akkurt'un araçtan indiğini, silah sesleri geldiğini belirten Güler, araca mermi isabet ettiğini, bu esnada yanında oturanlardan birinin araçtan indiğini anlattı.

Sol tarafında oturanı sert şekilde ittiğini, arkasından kendisini araçtan çıkardıklarını kaydeden Güler, "Yerde, dizlerimin üstünde sürükleyerek beni başka bir araca götürdüler. İki üç dakika sonra anladığım kadarıyla bir ambulansa bindirdiler. Yine çekiştirerek, aynı kışla içinde bir başka binaya götürdüler" dedi.

Bu binada uzunca bir süre beklediklerini, daha sonra yanına başka birilerini daha getirdiklerini ifade eden Güler, bir süre sonra kendisini tekrar bir araca, arkasından iki kişinin bir helikoptere bindirdiğini aktaran Güler, bir süre uçtuktan sonra helikopterden inerek, bir araca bindirdiklerini kaydetti. Etrafta jet uçağı sesi duyduğu için buranın Akıncı Üssü olduğunu anladığını söyleyen Güler, karanlık bir odaya alındığını, yanında helikopterdeki iki kişinin bulunduğunu, bunların birinin sert, birinin yumuşak davrandığını anlattı.

Talebi üzerine kendisine yumuşak davranan şahsın kelepçeyi önden bağladığını, karanlık nedeniyle bu iki şahsın yüzünü hiç görmediğini dile getiren Güler, bu sırada dizlerinin kanadığını fark ettiğini bildirdi.

Başındaki maskeyi sert davranan şahsın çıkararak, gözlerine bez bağladığını söyleyen Güler, bir süre sonra üçüncü bir kişinin geldiğini, aralarında konuştuklarını ancak ne konuştuklarını duymadığını ifade etti.

AKIN ÖZTÜRK'ÜN GELİŞİ

Kendisine sert davranan kişinin ayaklarının ve dizlerinin altına da plastik kelepçe taktığını aktaran Güler, şöyle devam etti:

"Uzun bir zaman sonra F-16 olmadığını, F-4 olduğunu değerlendirdiğim uçak sesleri ile makinalı top atışı sesi duydum. Aynı zamanda odaya giren çıkan şahıs sayısı arttı. Bir süre sonra sessizlik oldu. Arkasından Akın Öztürk odaya girdi, 'Yav Yaşar, sen burada ne geziyorsun? Senin burada olduğundan haberim yok' dedi ve gözlerimi açtı, ellerimi ve ayaklarımdaki plastik kelepçeleri keserek çözdü, çay, su, çerez getirmelerini söyledi. Kendi astsubayı olduğunu söylediği sivil giyimli birine evimi aratarak, eşime benim iyi olduğumu söylemesini istedi. Arkasından da dışarıda silahlı nöbetçiler olduğunu, bunların manyak olduğunu, saat 23.00'ten beri bunları ikna etmeye çalıştığını söyledi, odadan çıktı. Bu esnada duvardaki saatin 11.15 olduğunu gördüm.

Silahlı nöbetçi olduğunu bildiğimden odadan dışarı çıkamadım. Saat 15.30-16.00 sıralarında evimi aradım. Konuttaki görevliye eşime iyi olduğumu söylemesini bildirdim. Arkasından Zekai Paşa'yı aramasını, konuştuğum telefon üzerinde yazılı olan telefon numarasını söyleyerek, üç defa zilin çalmasına müteakip telefon açacağımı söylemesini istedim. Bir süre sonra telefon çaldı. Üçüncü çalmayı müteakip telefonu açtım. Arayan kişi Zekai Paşa idi. Kendisine durumu anlattım. Bulunduğum odayı anlasınlar diye oda pencerelerinden yere yakın olanı açık bırakacağımı söyledim. Bir süre sonra Akın Öztürk gelerek, televizyonda arandığını söylediklerini, haberim olup olmadığını sordu. Haberim olmadığını bildirdim. Bir süre sonra Akın Öztürk tekrar geldi, oradakilerin teslim olmaya karar verdiklerini söyledi. Saat 18.00 sıralarında Yıldırım Güvenç ile birlikte Özel Kuvvetler Komutanlığından bir ekip geldi, beni aldılar. Bu esnada Akın Öztürk yalvararak, 'Ben de sizinle geleyim' dedi. Bu esnada Yıldırım Güvenç ile Akın Öztürk başka rehinelerin de bulunduğunu ancak nerede olduklarını bilmediklerini söylediler. Bir araca binerek, 141. Filo yazan binaya gittik. Burada Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal Paşa ile iki havacı generali de bularak, yanımıza aldık. Arkasından bilmediğim bir yerden 7-8 rehineyi daha kurtardık, bunlar yüz üstü yatağa yatırılmış vaziyetteydiler. Elleri ve ayakları bağlıydı, bu arkadaşları da kurtardık. Dört araçla Akıncı Üssünden ayrıldık, Hava Kuvvetleri Komutanlığında Akın Öztürk'ü ve havacı general arkadaşları bıraktık, ben saat 19.15 sıralarında eve ulaştım. Hain darbe girişimi içinde bulunanlar başta olmak üzere şahsıma karşı eylemde bulunan herkesten şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum."

 


Değerli Haberturk.com okurları.

Haberturk.com ekibi olarak Türkiye’de ve dünyada yaşanan ve haber değeri taşıyan her türlü gelişmeyi sizlere en hızlı, en objektif ve en doyurucu şekilde ulaştırmak için çalışıyoruz. Yoğun gündem içerisinde sunduğumuz haberlerimizle ve olaylarla ilgili eleştiri, görüş, yorumlarınız bizler için çok önemli. Fakat karşılıklı saygı ve yasalara uygunluk çerçevesinde oluşturduğumuz yorum platformlarında daha sağlıklı bir tartışma ortamını temin etmek amacıyla ortaya koyduğumuz bazı yorum ve moderasyon kurallarımıza dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Sayfamızda Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına ve evrensel insan haklarına aykırı yorumlar onaylanmaz ve silinir. Okurlarımız tarafından yapılan yorumların, (yorum yapan diğer okurlarımıza yönelik yorumlar da dahil olmak üzere) kişilere, ülkelere, topluluklara, sosyal sınıflara ırk, cinsiyet, din, dil başta olmak üzere ayrımcılık unsurları taşıması durumunda yorum editörlerimiz yorumları onaylamayacaktır ve yorumlar silinecektir. Onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisinde aşağılama, nefret söylemi, küfür, hakaret, kadın ve çocuk istismarı, hayvanlara yönelik şiddet söylemi içeren yorumlar da yer almaktadır. Suçu ve suçluyu övmek, Türkiye Cumhuriyeti yasalarına göre suçtur. Bu nedenle bu tarz okur yorumları da doğal olarak Haberturk.com yorum sayfalarında yer almayacaktır.

Ayrıca Haberturk.com yorum sayfalarında Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerinde doğruluğu ispat edilemeyecek iddia, itham ve karalama içeren, halkın tamamını veya bir bölümünü kin ve düşmanlığa tahrik eden, provokatif yorumlar da yapılamaz.

Yorumlarda markaların ticari itibarını zedeleyici, karalayıcı ve herhangi bir şekilde ticari zarara yol açabilecek yorumlar onaylanmayacak ve silinecektir. Aynı şekilde bir markaya yönelik promosyon veya reklam amaçlı yorumlar da onaylanmayacak ve silinecek yorumlar kategorisindedir. Başka hiçbir siteden alınan linkler Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında paylaşılan tüm yorumların yasal sorumluluğu yorumu yapan okura aittir ve Haberturk.com bunlardan sorumlu tutulamaz.

Haberturk.com yorum sayfalarında yorum yapan her okur, yukarıda belirtilen kuralları, sitemizde yayınlanan Kullanım Koşulları’nı ve Gizlilik Sözleşmesi’ni peşinen okumuş ve kabul etmiş sayılır.

Bizlerle ve diğer okurlarımızla yorum kurallarına uygun yorumlarınızı, görüşlerinizi yasalar, saygı, nezaket, birlikte yaşama kuralları ve insan haklarına uygun şekilde paylaştığınız için teşekkür ederiz.

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
  • Misafir 23 Mart 2018 Cuma 13:01
    15 temmuz davası türkkiyenin en önemli davasıdır yargılanan sorumlu olan müdahil olan herkes halka açık yüzleştirilmeli yoksa gerçekler ortaya çıkmaz. Sadece mahkemeye ifade vererek dava görülmez
  • Misafir 23 Mart 2018 Cuma 14:09
    Halka açık mı . Panayırda kurak mı. Laf olsun diye konuşuyorsunuz.
  • Misafir 23 Mart 2018 Cuma 12:32
    Niye katılımcı müşteki değil?Niye mahkemeye çıkmıyorlar??Niye sanıklarla yüzleşmiyorlar?Adaletten kaçış olmaz sadece zaman alır.
Tüm yorumları göster(8)
Kalan karakter : 2000

Son dakika haberler, köşe yazılar, ekonomi, magazin, siyaset, spor gündeminin tek adresi HaberTurk.com; HaberTurk.com haber içerikleri kaynak gösterilmeden alıntı yapılamaz, haberler izinsiz olarak kopyalanamaz ve başka yerde yayınlanamaz.

adblock
Adblocker kullanıyorsunuz.

Değerli okurumuz,
Farkında olarak veya olmayarak Adblocker (Reklam Engelleyici) kullanarak sitemizi ziyaret etmektesiniz. Habertürk olarak size en hızlı, en doğru ve en tarafsız haberleri sunmak için büyük bir ekiple çalışıyor ve yılda yüz binlerce haber üretip beğeninize sunuyoruz. Bizim de bu kapsamda maliyetlerimizi karşılayabildiğimiz tek gelir kalemimiz, internet reklamları.

Elimizden geldiğince bu reklamların sizi rahatsız etmemesi için azami özen göstermeye çalışıyoruz.

Bu kapsamda AdBlock (Reklam Engelleme) aracınızda haberturk.com alan adını beyaz listeye almanızı, veya bu alan adında engelleyiciyi kapatmanızı ve tüm internet sektörünün sağlıklı gelişimi için Adblock aracınızı kaldırmanızı rica ediyoruz.

Bunun karşılığında gösterdiğimiz reklamları okuma deneyiminizi rahatsız etmeyecek şekilde azaltacağımıza söz veriyoruz.