ÖNE ÇIKANLAR


QUARESMA iyi oyuncu mu? İyi oyuncu...

Yetenekli mi? Yetenekli...

Yaratıcı mı? Yaratıcı...

Topla mesafe kat eder mi? Eder...

Adam eksiltir mi? Eksiltir...

Taraftarı heyecanlandırır mı?

Heyecanlandırır...

Forma sattırır mı? Sattırır...

Bunlar futbol ortamı içinde olan herkesin kabul ettiği, tartışılmayacak gerçekler!

Tıpkı, bugün camia içinde tartışılan “Peki Beşiktaş böyle bir oyuncuyu kendi elindeyken neden ve nasıl gönderdi” sorusu gibi!

Dün zaten elinde olan, takımının en renkli oyuncularından birini itibarsızlaştıran, yıpratan, ‘tü-kaka’ yapan, aşağılayan başkan ve yönetim kurulu bugün çark etmiş durumda. Bu dönüşe gerekçe olarak da taraftarın isteği ve baskısı gösteriliyor. Oysa, çok iyi biliyoruz ki, Quaresma gönderilirken de tribünlerde onun ismi yankılanıyordu! Bu ‘isteğe’ kulak tıkandı, “Yapılanıyoruz” kelimesinin arkasına sığınılıp Quaresma takım dışına itildi. Üstüne üstlük, uzun bir süre oynatılmaması, Beşiktaş’ın kasasından 2 milyon Euro civarında bir rakamın da ‘oynamayan oyuncuya ödenen para’ olarak uçup gitmesine neden oldu!

O dönemde de şimdi olduğu gibi; tüm bu işlerin adı ‘yapılanma ve kurumsallaşma’ydı. Hem oyuncuya yazık oldu hem de Beşiktaş’ın parasına. Tabii oyuncunun ortaya koyması muhtemel performans ve başarılarına da...

Şimdi akıllara tek bir soru geliyor...

Hak etmediği halde oyuncuyu yerden yere vuran, karakteriyle ilgili hoş olmayan şeyler söyleyen, ‘futbol hayatını bitirmekten’ söz eden Beşiktaş Yönetimi, bugün Quaresma için yeni bir ‘karakter aşısı mı’ icat etti? 

ARDA TURAN VE TÜRKİYE GERÇEĞİ

Başarı ortaya çıktığında bunu sahiplenmeyi ve alkışlamayı çok seviyoruz. Arda konusunda da durum bundan farklı değil. Arda’nın yaptığı iş çok büyük. Önce Atletico Madrid’de hem kendinin hem de kulübünün kaderini değiştirdi.

Şampiyonluklar, Avrupa Kupası başarıları derken tekrar ‘büyük kulüp’ trendini yakalayan Madrid’in gelişimine büyük bir imza attı.

Sonrasında yaptığı iş, çok daha büyük. Aslında çok daha önemli olana dikkat etmek gerekiyor. Gittiği kulüpte büyük bir kariyere imza attıktan sonra o ülkenin dünya çapındaki en büyük kulübüne geçiş yaptı. Bugüne kadar birçok oyuncumuz gittikleri ülkelerde önemli işlere imza attılar ama o noktadan sonra daha iyisine sıçrama yapan tek futbolcumuz Arda oldu.

Burada doğal yeteneğin değerini bir kenarda tutarken, farkı yaratanın ‘yeteneği geliştirebilen akıl, sosyal zeka ve iş disiplini’ olduğunu çok net örneklerle ortaya koydu.

Ham futbol yeteneğinin bir yerlere gelmek için yeterli olmadığını, bunu geliştirmek gerektiğini ve ne şekilde geliştirilebildiğini Arda ile beraber gözlemledik. Buradan futbol kamuoyumuzun, taraftarımızın, medyamızın alması gereken çok büyük dersler var.

Kendi kısır futbol çekişmelerimiz içerisinde, bugün buralara ulaşmış bir yeteneği ülkemizden ne şekilde gönderdiğimizi çabuk unuttuk!

Herkesin hakaret ettiği, ağır eleştirilerde bulunduğu, bu ülkeden gitmesi için elinden geleni yaptığı bir oyuncunun bugün geldiği noktayı alkışlarken, kendi futbol yapımızı ciddi ciddi gözden geçirmemiz gerekiyor.

  • Ali Gültiken
  • quaresma

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000