ÇAYKUR RİZESPOR HABERLERİ

10 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR

ALİ GÜLTİKEN
ROTASYON MU İSTİKRAR MI?

Kalabalık kadrolarda rotasyon önemli ve değerli. Fakat rotasyon çok da kolay bir şey değil. Çünkü bunu yaptığınızda takımınızın düzeninde ve sisteminde çok fazla değişiklik olmaması gerekir. Rotasyon ancak başarı grafiği devam ettiğinde yerini bulur. Çünkü çok değişen oyuncu yapısı doğal olarak takımın oyun düzenini ve temposunu etkileyebilir. Dün ilk yarıdaki Beşiktaş kadrosunda olduğu gibi.

Beşiktaş’ı diğer takımlardan ayıran en büyük özellikleri arasında dikine oynaması, rakip kaleye çabuk gitmesi, orta alanı çabuk geçmesi, ceza alanına çok adamla girmesi, pozisyon üretkenliği gibi birçok şey var. Fakat dünkü ilk yarı, kadro tercihi ve oyun bunların birçoğundan uzaktı.


Kanatları kullanamayan, orta alanda final pasları yapamayan, oyun temposunu yükseltemeyen bir takım olarak özellikle ilk yarıda çok da keyif vermedi. Daha doğrusu bu oyun şekliyle kendisini inkar ederken, rakibinin de elini rahatlattı.

Şenol Hoca doğal olarak ikinci yarının başlamasıyla oyuna müdahale etti. Quaresma ve Aboubakar’la tekrar etkili olmayı düşündü, başarılı da oldu. İkinci yarının ilk 15 dakikasında Aboubakar ve Cenk’in ayağından yakalanan 5 tane önemli pozisyon var. Siyah-Beyazlılar oyunu Rizespor ceza alanına yıktı. Bu alanda çok da ciddi baskı yarattı. Caner’i biraz daha öne çıkartarak özellikle sol kanattan önemli organizasyonlar yaptı. Bu tecrübedeki takımların maçın içerisinde yaratılan bu kadar pozisyonu gol yapması gerekir. Her şeye rağmen özellikle deplasman maçı için ciddi pozisyonlar buldu.

Beşiktaş oyun temposu ve düzeni olarak beklenilenin gerisinde olsa da bunun yanında bu maçı kazanacak kadar pozisyonu da üretti. Beşiktaş’ın dün akşamki kadrosunun oyunuyla ilgili genel eleştiri, geçen seneden bu yana değişen oyuncularla birlikte henüz daha sezonu bitirdiği noktaya gelememiş olması. Yeni oyuncularla birlikte oluşan rotasyon mecburiyetinde, seçimler dün akşamki gibi yerine oturmayınca skor bulmakta zorlanan bir Beşiktaş görüntüsü ortaya çıkıyor. Oğuzhan’ın olmadığı yerde Talisca’nın da sakatlığı, kanatlardan birinde başlangıç olarak çabuk ve adam eksiltebilen bir oyuncuyla maça başlanmaması, başlangıçta Beşiktaş’ı hem oyunu tutmakta zorladı hem de pozisyon bulmakta. Sonra yapılan değişikliklerle de skoru elde etme baskısı oyuncuların pozisyonları neticelendirememesinde etken oldu. Bu iş Adriano’nun muhteşem golüne kadar takım üzerinde büyük bir gerginlik yarattı. Adriano tecrübesiyle ve kalitesiyle bir maça nasıl imza atılır, nasıl etki edilirin harika bir örneğini verdi.

Dün akşam bir kez daha futbolun temel prensiplerini hatırladık. İyi giden kadroyu bozmamak, kazanan takımı değiştirmemek, iyi gidiyorsa aynı şeyi devam ettirmek futbolun yazılı olmayan kuralları. Dün akşamdan elbette oyuncuların da alacağı mesajlar var. Ama en önemlisi; Beşiktaş’ın bir an önce doğru kadroyu bulmaya ihtiyacı var.

Çünkü ikinci yarıda oyuna giren oyuncularda gördüğümüz gibi bu takım doğru kullanıldığında her zaman sonucu bulur.

Beşiktaş’ın bir an önce doğru kadroyu bulmaya ihtiyacı var.



KARTAL YİĞİT
ÇİFT OLMALI

Rize’de ilk yarı boyunca pozisyona dahi girmekte zorlanan bir Beşiktaş izledik. Ortaya tatsız bir futbol çıkınca sosyal medyada hemen Şenol Güneş’in çıkardığı kadro sorgulanmaya başladı. Ne yaparsa yapsın hoca illa ki eleştirilecekti. Madem bu yıl bu kadar kaliteli ve derin bir kadron var; Rize karşısında bu değişiklikleri yapmak kadar doğal bir şey olmamalı. Üstelik 2 gün önce çok efor sarf ettiğin bir Şampiyonlar Ligi maçı oynandıktan sonra. Tabii ki taraftar Quaresma ve Aboubakar’ı kenarda görünce homurdanıyor ama eldeki diğer isimleri de oynatmayıp ne yapacak Şenol Hoca? Üstelik kadronun iskeleti sayılan 4 oyuncu da sakat. Sağda Ömer, solda da Olcay var. Güneş ikisinden de verim alamayınca hemen devrede değiştirdi; Quaresma ve Aboubakar hamlesini yaptı. Bu hamle tuttu. Beşiktaş bulamadığı pozisyonları bulmaya başladı. Yani ilerisi hareketlendi. Cenk Tosun, Olcay’ın yerine sol önde oynar gibi görünmesine rağmen Aboubakar ile ikiliydi aslında. Sonlara doğru da Adriano’nun girmesiyle resmi olarak çift forvet oldu.

Daha önce de yazdım; Aboubakar şu anki görüntüsü ile bir Gomez veya Demba Ba değil. Tek oynadığı zaman rakip stoperler arasında kayboluyor. Belki hala alışma sürecinde veya fizik olarak yeterli değil ama hiç yoktan düzelene kadar tek değil, Cenk ile oynamalı. Yoksa tek santrfor oynayacak oyuncu profili gözükmüyor. Yanında Cenk olduğunda daha rahat ve özgüvenli oynuyor. Şenol Güneş ne yapıp edip ileriyi ikili oynatacak. Bu 4-4-2 mi olur, yoksa Cenk sol veya sağda mı başlar, onu bilmem. Yoksa bu tabloda Beşiktaş gol atmakta zorlanır ve Aboubakar’dan hiçbir fayda sağlayamaz.

İkinci yarıda başlayan bu kıpırdanma az da olsa pozisyon getirirken Beşiktaş, Rizespor önünde de baskıyı artırır gibi gözüktü. Ancak oyuna çok iyi başlamasına rağmen sonlara doğru düşen Tolgay’ın eksikliği ofans anlamında etkisini gösterdi. Rizespor elindeki gücü iyi bilerek oynadı, öncelik Beşiktaş’ı durdurma yönüne geçti, sonra da ani ataklarla gol aradı. Bu durum Kweuke girdikten sonra daha da arttı. Gökhan İnler’in yokluğunda son dönemde düşüşte gözüken Atiba tek başına orta alanı savundu. Tolgay ve Tosic ile takımının en iyisi idi. Maç tam başladığı gibi bitecek derken, geldiğinden beri ortalarda gözükmeyen Adriano mükemmel bir golle Kartal’ı ipten aldı. Futbol işte böyle acı gerçek ve sürprizlerle dolu.

Rizespor’a gelince; elinden geldiğince Beşiktaş’a kafa tuttu, 1 puan alabilirdi ama bir anlık konsantrasyon eksikliğinden golü yediler bunda da yapacak bir şeyleri yoktu. Rizespor için bu sezon çalkantılı geçecek gibi. Beşiktaş iyi oynamadığı bir deplasmandan önemli 3 puanla dönüyor. Milli arayı da düşünürsek, bu galibiyet Siyah- Beyazlılar için ballı kaymak oldu. Son sözüm Caner’e ... Gerçekten yüreğiyle oynuyor, takımı için her şeyi yapıyor. Ama huyundan vazgeçmemiş, hakemle gereksiz çok konuşuyor, bir gün başına iş açabilir.

BÜLENT YAVUZ
ÇAKIR'IN ADINA ŞANINA YAKIŞTI

Tartışılan ve konuşulan birkaç hakem kararı var ama ben dün akşam Cüneyt Çakır’ın adına şanına yakışır bir maç yönettiğini düşünüyorum. 71’de Atiba’nın eline gelen topta Rizesporlular’ın yoğun penaltı itirazı var. Ancak Atiba’nın kolu doğal konumdaydı. Hakem kanaatimce doğru karar verdi. Penaltı verse kızılca kıyamet kopardı. Çakır’ın gösterdiği sarı kartların tamamına katılıyorum. Marcelo sarı kartla oynuyordu. Şöyle hafif bir dirsekle rakibini yokladı ama bu asla ikinci sarı kartı gerektirmezdi. Hakem de sadece ‘dikkatli ol’ dedi. Tolgay ilk devre biterken hakeme ayıp etti. Bu hareket, böyle klas bir oyuncuya hiç yakışmadı. Aynı Tolgay ikinci yarı başlarken gidip hakemden özür diledi ve sarıldı. Ne üzerine git saldır, ne de daha sonra git sarıl! Bu tip davranışlar büyük takım oyuncuları için hiç hoş değil.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300