Yeni Medya Ana Sayfa
ÜYE GİRİŞİ
LÜTFEN KULLANICI ADINIZ VE ŞİFRENİZ İLE GİRİŞ YAPIN!

Fenerbahçe - Karabükspor maçının yazar yorumları

Süper Lig'in 9. haftasında Fenerbahçe evinde Karabükspor'u 5-0 yendi. HTSPOR yazarları bu mücadeleyi yorumladı

GÖRÜNTÜ DEĞİŞİYOR | HALİL ÖZER
Dick Advocaat oyuna RvP, Lens, Aatıf ve Volkan gibi hücumcu oyuncularla sahaya çıkınca Fenerbahçe’nin büyük sıkıntı yaşayacağını düşündüm.

Çünkü Karabükspor rakip alana çabuk çıkan ve kontralarda affetmeyen özelliklere sahip bir takımdı. Ancak beni yanıltan şu oldu; Fenerbahçe’nin bu dört oyuncusu bölgelerinde sabit kalmadı. Savunma yardımlarını unutmadan oynadılar ve sürekli topun arkasında kaldılar. Karabükspor en büyük silahı elinden alınınca teslim oldu. Bir de Fırat Aydınus’un düdükleri oyuna eklenince Fenerbahçe sezonun en rahat maçını oynadı.

Ama şu gerçek var; Fenerbahçe takım olarak daha iyi oynamaya başladı. O silik, tatsız, tutsuz görüntüsü yerine biraz daha hırslı, hızlı ve heyecanlı bir takım ortaya çıkmaya başladı. Ancak şunu söylemek gerekirse bu hali bile yetersiz Fenerbahçe’nin. Fakat tabii ki üstüne koyarak gitmesi çok önemli. Yani buhar kazanının altı hala kısık ateşte. Bu ateşin harlanması için tabii ki sadece sahadaki futbol seviyesinin yükselmesi değil, bir bütün olarak düşünmek gerekir.

Bir de RvP’nin çıkışını görmek lazım. Attığı üçüncü gol her santrforun ders alması gereken bir goldü.

Robin van Persie, ligde forma giydiği son 12 maçta 13 gole doğrudan katkı yaptı. (9 gol, 4 asist)

Fenerbahçe’nin kadro yapısını 3-4 yıl öncesi ile kıyaslarsanız ortaya kesinlikle “Bu hale nasıl düşüldü” sorusu çıkar. Aradaki farkı anlatmak mümkün değil. Örnek mi? Hemen yazalım. Dün gol atmasına rağmen Aatıf, Fenerbahçe’nin futbolcusu değil. Kesin olarak kadro kalitesini düşürüyor. Bu formayı giymek Aatıf için hayatının en büyük piyangosu.

Bir de kaleci Volkan... Bu sene artık son olmalı. İyi ve kötü günleri oldu. Ama artık yok. 9. haftada ilk kez bir kurtarışını gördüm. Saçma sapan çıkışları, güvensizliği çok dikkat çekiyor. Bunun gibi daha birçok sıkıntı yazabilirim. Fenerbahçe para da harcayamayacağına göre bu yıl böyle gidecek. Nasıl gidecek, ben de bilmiyorum.

Fenerbahçe, sahasında bu sezon 5. maçında ikinci kez kazandı. Karabükspor karşısında maçın ikinci yarısına fırtına gibi giren Fenerbahçe 341 saniye içerisinde 3 gol atma başarısı gösterdi.

Ben asıl sıkıntıya parmak basmak istiyorum. Bu takımın 10 numaradan çok daha fazla tribünde seyirciye ihtiyacı var. Eğer Fenerbahçe yönetimi ya da Aziz Yıldırım ‘böyle idare ederim’ diyorsa büyük yanılgı içine girer. Seyirci atardamar kadar gerekli. Başkan Aziz Yıldırım orta yolu bulmalı. Böyle gitmeyeceği kesin. Artık olay basit bir protestoyu geçti. Bu iş artık direniş boyutuna geldi. Ve üstelik şöyle bir durum var. Ali Koç adaylığını açıklarken seyirciyi de tribünlere çağırdı. O kadar sevilmesine ve istenmesine rağmen yaptığı davete seyircinin yanıt vermemesi ve ısrarla stada gelmemesi çok enteresan. Bu, durumun vehametini ortaya koyuyor. Fenerbahçe’nin sağdan soldan toplama, sadece yönetimin lehine bağıracak taraftarlarla yoluna devam etmesi mümkün değil. Dışarıdaki taraftarı dışlamak sadece zamanı kısaltır. Sayın Yıldırım’ın bu durumun farkına varması lazım. Ama hala umurunda değil gibi gözüküyor.

FIRAT AYDINUS:
Hocam artık olmuyor. Bir yerde düdüğü çalıp durmalısın. Bu kaçıncı hata bilemiyorum. Penaltıda ne gördüysen hatalı gördün. Şöyle diyeyim; bence o anı görmedin. Topal düşünce “Eyvah galiba pozisyonu kaçırdım” diyerek rastgele düdüğü çaldın. Bence baskette bile o pozisyona faul verilmezdi. Ne diyelim, yıktın perdeyi eyledin viran!

30 DAKİKALIK MAÇ | FAİK ÇETİNER
Karabükspor ligde iyi futbol oynayan takımlardan biri. Kadıköy’e korkarak gelmediğini de oyun başlar başlamaz anladık. İlk 20 dakika F.Bahçe’nin üstüne giden misafir takım topla daha çok oynayan taraftı. Advocaat kendi evinde oynamasına rağmen iki forveti, Sow ve Emenike’yi kulübeye çekmiş, sürpriz bir kararla Aatıf’ı sahaya sürmüştü. Geçen hafta orta alanda 10 numara rolüne soyunan Robin van Persie tek forvet, iki kanat Volkan Şen (sol) ve Lens’e (sağ) teslim edilmişti.

Çok koşan, iyi mücadele eden rakip karşısında oyun F.Bahçe adına sıkıntılı giderken imdada penaltı yetişti. Van Persie’nin ustaca vuruşuyla gol gelmiş, rakip sinirlenmiş, böyle bir oyun içinde çok erken 3 sarı kart görmüştü. Sarı kartların çabuk kırmızıya dönüşeceğini düşünürken Ceyhun Gülselam bizi yanıltmadı ve kırmızıyı gördü. Kadıköy’de F.Bahçe’yle 10 kişi bir saat daha, hem de yenik durumda oynamak kolay değildi. Karabükspor 10 kişi kaldıktan sonra da kolay pes etmedi. Israrla gol aramayı sürdürdü. Devre biterken F.Bahçe’nin ender geliştirdiği ataklarda Volkan Şen’in asistine Skrtel kale önünde dokununca ikinci gol geldi. Bu golle adeta devre değil, maç da bitti.

Volkan Şen, 8 dakikada yaptığı 3 asistle ön plana çıktı. Milli futbolcu, 45+2. dakikada Skrtel, 52. dakikada Van Persie ve 53. dakikada Lens’in attığı gollerin pasını verdi. Volkan Şen, bu sezon asist sayısını ise 4’e yükseltti.

İkinci bölüm için de yanılmadık. Skor rahatlığının yanında eksik, moralsiz ve oyun disiplininden kopan rakip karşısında F.Bahçe hem pozisyon hem de goller buldu. İki kanatta müthiş işler yapan Volkan Şen ve Lens farklı skorun baş mimarı oldular. Aslında maç 30 dakikalık bir oyundu. Özetle ‘Ceyhun Gülselam atıldı, böyle oldu’ diyebiliriz.

Geçen hafta Konya’da alınan deplasman galibiyeti sonrası F.Bahçe için zirve yarışında var olduğunu yazmıştık. Dünkü farklı skor da hem takıma moral motivasyon hem de şampiyonluk yolundaki rakiplere gözdağı verdi. F.Bahçe adına sevinilecek bir başka önemli not da farklı skor kadar Van Persie’nin Van Persie gibi oynamaya başlamasıydı.

FENERBAHÇE KARABÜK'E PATLADI!

SEYİRCİ KARARINI VERMİŞ
Konya’da alınan galibiyete rağmen Kadıköy’de tenhalık devam ediyor. Seyirci kararını vermiş. G.Saray ve Beşiktaş maçları dışında Ülker Stadı dolmayacak, o da belli oldu.

FIRAT AYDINUS
Ona eyyamcı diyorlardı, karşı çıkıyordum. Dün maç 5-0 olmuş, Lens’e faul var, “Devam” diyor. Oyun 0-0 olsa inanıyorum ki aynı pozisyona hem faul verecek hem de sarı kart çıkaracak. Eyyamcılık ona bir şey kazandırmıyor haberi olsun.

TARTIŞILAN PENALTI KARARI | BÜLENT YAVUZ
Hakem Fırat Aydınus, tartışma yaratan bir penaltı düdüğü çalarken, futbol kamuoyunu da ikiye böldü. “Penaltı” diyenler ve “Penaltı değil” diyenler... Sıcağı sıcağına ben de “Penaltı değil” diyenlerdendim. Ancak tekrarını izledikten sonra hakemin bu tür pozisyonlarda penaltı verebileceği kanaati bende oluştu. Mehmet Topal’ın düşüş şekli de her hakemi etkileyecek cinstendi. Geçen hafta G.Saray-Trabzon maçında benzer pozisyonda Podolski lehine penaltı vermemişti. Ve “Bana göre doğru yaptı” demiştim. Skulason’un ayağının Topal’ın ayağına müdahalesi Fırat’a penaltı verdirtti. Vermeseydi, yine aynı tartışmalar yapılırdı. Hatta “Penaltı” diyenlerin sayısı da daha fazla olurdu. Ceyhun Gülselam’ın her iki sarı karttan atılması doğruydu. Bu tür kritik kararlardan sonra (penaltı) hakemin oyuncuları oyunda tutma gayreti ön plana çıkmalıdır. Hakemoyuncu ilişkisinde daha aktif hareket etmeliydi.

BÖYLE GİTMEZ | ALPER ÖCAL
Fenerbahçe neredeyse beş yıl aradan sonra Kadıköy'de beş attı. Sarı lacivertliler bu galibiyetle moral bulmakla kalmadı zirve yarışını henüz bırakmadığını da gösterdi. Hedeflere ulaşılırsa sezonun başlangıç noktası olarak Karabük maçı seçilebilir fakat bir de madalyonun diğer yüzü var.

Fenerbahçe'nin attığı beş gol oyunundaki bariz bir ilerlemeyle gerçekleşmedi. Penaltı golüne kadar sadece Volkan Şen'in ceza sahası dışından, sol çaprazdan cılız bir denemesi var.

Oyun üstünlüğünden bahsetmek de mümkün değil. Van Persie'nin golüne dek Karabük ceza sahası içerisinde sadece 3 kez topla buluşabilen bir Fenerbahçe var.

ETKİSİZ OYUN
Hücum etkinliği sağ tarafta Şener'in olduğu bölgeye yoğunlaşmış ve Lens'in bireysel becerilerine dayanan, bütünlükten uzak bir yapı söz konusu. Üstelik Karabük'ün presinin bundan önceki maçlarda kenarlara yoğunlaştığı bilindiği halde.

Fenerbahçe'nin sağa yatmasını Latovlevici'nin arkadan bindiren rakip kenar oyuncuları karşısında kolay adam kaçırmasına karşı bir plan olarak yorumlamak da mümkün değil. İkinci devrede Van Persie'nin boş kaleye attığı gole dek oradan planlı bir atak gelmedi. Tamamen doğaçlama olduğu oyunun akışında belli oldu.

Advocaat rakibe özel bir hazırlık yapmamış. Karadeniz ekibinin oyun alışkanlığı topu Dany ile çıkarmak. Dany baskı altında bocalayan bir stoper. İstanbul macerası bu ve türlü sakarlıkları nedeniyle uzun sürmedi. Keza Ceyhun Gülselam'ın, geriden bindiren, sprinter merkez oyuncularını kontrol etme sorunu uzaydan görünebilecek düzeyde.

Oysa Fenerbahçe Dany'ye çıkarken baskı yapmadı. Josef - Topal ezberini bozmadı. Ceyhun'un zaafı için kenar oyuncularından birine iç kulvardan koşu yapması için herhangi bir taktik de yoktu. Gri bir penaltı, Ceyhun'un acemiliğinden gördüğü kırmızı kartla maç koptu. 

Buna rağmen devre sonuna dek oyun üstünlüğü gene yoktu.

18-45 arası ceza sahasına pasla iki giriş vardı. Biri Aatıf ile soldan, diğeri de Mehmet Topal ile. Yine Aatıf'ın ceza sahası dışından cılız şutu ve Mehmet Topal'ın duran toptan vurduğu pozisyon dışında Karabük kalesi zorlanamadı. Oyunu okuyan Advocaat değil Skrtel oldu. Geriden yaptığı koşu ve attığı golle takımını rahatlattı.

KADER ANI: DAKİKA 28 19. dakikada gelen penaltı golünün ardından Karabük’ün baskısı daha da artmıştı ki ev sahibi F.Bahçe’nin imdadına kırmızı kart yetişti.Karabük’ün dinamosu Ceyhun Gülselam’ın kızarması sonrası Kanarya hakimiyeti tamamen ele geçirdi, eksik rakibi önünde farka gitti.

RAKİP ÇALIŞILMAMIŞ
Dürüst olmak gerekirse Fenerbahçe rakibine sıfır hazırlık yapmış. Bunu sadece hücumdaki plansızlıktan değil savunmada rakibinin yerleşimine bakmadan pasla çıkmaya çalışmasından da anlamak mümkün. Tudor'un takımına yerleştirdiği karakteristik özelliklerin başında, özellikle kenarlara yoğunlaşan ve takım halinde yapılan pres var. Fenerbahçe oyunu ısrarla oradan kurmaya çalışırken Skrtel'in kaptırdığı topta geri düşebilirdi.

Karabük'e de hazırlık yapılır mı ? Fenerbahçe kendi oyununu oynamalı diye düşünenler olabilir. Fenerbahçe'nin kendi oyunu henüz yok. Bebek adımları henüz iyi takımlar karşısında maç koparmaya yetecek düzeyde değil. Rakip konusu dünyanın en dominant takımı Barcelona için dahi önemli.

İspanyol basını birkaç gün önce Luis Enrique'nin Kral Kupası'nda oynayacakları alt lig takımı Hercules'i her hafta üç kişiyle izlettiğini yazdı. Devir artık ana stratejiyi sürekli kılarak, yapı içerisinde rakip için küçük taktik sürprizler hazırlama, rötuşlar yapma devri. Fenerbahçe teknik heyeti ya Karabük seviyesi için buna zahmet etmiyor ya da istenenleri futbolcular uygulayamıyor. Ortada halledilmesi gereken bir sorun olduğu aşikâr. 

SONUÇ
5-0 yazan skorbord oyunu anlatmıyor. Van Persie'nin ritm bulması ve lig yarışında var olunduğunu göstermesi dışında Fenerbahçe için pembe tablo çizmek anlamsız. Ortada oyun kalitesinden ziyade Karabük'ün mental kopuşuyla alakalı bir sonuç var.

Fırat Aydınus konusun da fazla abartılıyor. Kırmızı kart kararı doğru. Penaltı gri. Bunu çalan da var çalmayan da var. Geçen hafta benzerini Podolski'ye kendisi çalmadı. Yıllar önce Carlos'a rakibe "dokunduğu" için Kayseri'de penaltı çalındı. Temaslı sporların doğası bu. Sertlik düzeyi ve toleransı maçtan maça değişebiliyor.

Tudor ise organizasyonu iyi bir takım kurmuş, başarılı olabilecek bir temel atmış ama devamını getirmek istiyorsa öğrencilerinin maç disiplinini istikrarlı bir düzeye getirmesi şart. Şu ana kadar berabere kalmayı beceremediler. Ya attıkça atıyorlar ya da yedikçe yiyorlar. 

SEN NE DÜŞÜNÜYORSUN?
YORUM YAZ