MEDİPOL BAŞAKŞEHİR HABERLERİ

10 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR

AVCI'NIN SİLAHI - HALİL ÖZER

Çok klasik bir deyim olacak ama tam maçına oturuyor.

Galatasaray, dün Başakşehir’i sabahtan akşama kadar oynasa yenemezdi.

Sahanın her anında, her alanında üstün bir Başakşehir vardı.

Abdullah Avcı o kadar iyi bir şekilde takımı hazırlamış ki en ufak bir gedik ve yumuşak karın bırakmamıştı. Başakşehir tüm dakikaları hesaplamış. Mağlup duruma düşerse ne yapacakları ve galip durumdayken de hangi planı uygulayacakları çok belliydi. Ben uzun zamandır Türkiye’de bir teknik direktörün bir takım üzerinde bu kadar etkin olduğunu görmemiştim. Oyuna son saniyelerde giren kulübe futbolcuları bile Avcı’nın sisteminden, planlamasından taviz vermiyor. Dün Avcı, Riekerink’i futbol anlayışı, takım kurgusu ve taktiği ile ezdi geçti. Efendilik her zaman baki. Bu konuda Hollandalı hocanın eline kimse su dökemez. Ama iş sahaya gelince bence büyük sıkıntı var.

Dünkü maç gösterdi ki, Başakşehir bu sene bu ligi bırakmayacak. Şampiyon olur ya da olmaz ama dünkü maçtan sonra zirveyi sonuna kadar kovalayacaklar.

Avcı’nın elinde Emre diye bir silah var. Adam 36 yaşında sahanın tam hakimiydi. Kulübeyle müthiş bir uyum içindeler. Galatasaray seyircisi gerçekten enteresan. Bu adamı 20 yıldır tanıyorlar. Emre ile inatlaşmayacaksın. Ne kadar ortalığı gerginleştirirsen Emre maça o kadar fazla asılıyor. Daha büyük bir hırs yapıyor. Dün sürekli Emre’nin üstüne oynadılar ama büyük hata yaptılar. Adamın rakip üstünde, taraftar üstünde ve tabii ki hakem üstünde müthiş bir etkisi var. Bir ara dikkat ettim; Sinan Gümüş rakibinden faul aldığında Emre ile göz göze geldi. Ve sanki suç işlemiş gibi gözlerini kaçırdı.

G.Saray defansı gerçekten enteresan. Maç boyunca saydım; Semih ile Hakan Balta, Mehmet’ten tek bir hava topu alamadılar. Mehmet dün çok özel bir futbol oynadı. Aslında hiçbir oyuncuyu ayırmamak lazım. Ama Emre ile Mehmet, Başakşehir için gerçek bir yıldızdı.

G.Saray için söyleyecek fazla söz yok. Berbat ötesi oynadılar. Her şeyi ile rakiplerine teslim oldular. İlk yarı biraz Sinan ve biraz da Sneijder isteği vardı. İkinci yarı onlar da yoktu. Selçuk ise ‘yok’ hükmündeydi. Takım olarak çok kötüydüler. Birlikte hiçbir işi yapamadılar. Yine tek umutları Muslera ile Bruma oldu. Ama Bruma öyle bir kilitlendi ki muhtemelen eve gidince bile çözülmemiştir. Muslera ise bu kez çaresizdi.

Net olarak şunu söylemeliyim. Bu G.Saray bu haliyle ligde fena patlar.

ŞEHİR SAVUNMASI

Kalelerini o kadar iyi savunuyorlar ki, tekmeye korkusuzca kafalarını sokuyorlar. Müthiş akıllı ve tecrübeliler. Epureanu çıkıyor, Bekir giriyor ama hiç farketmiyor. Hepsi ayrı ayrı maçın kahramanı oldu.

EREN DERDİYOK

Benim bildiğim, hiçbir derdi yok! Ama buna rağmen hiç yok. Beşiktaş maçından bu yana ayağını uzatamıyor. Sanki attıkları ile lig bitti sanıyor. Tamam çok az top geliyor. Ona göre bir sistem yok. Ama biraz olsun çabası da yok. Kaçırdığı gol olacak şey değil. Bence maçın kader anıydı.

LİDER KALMAK... - GÖKHAN ZAN

Galatasaray için kritik haftaların başlangıcında sahasında oynayacağı en önemli maçtı. Ancak Sarı- Kırmızılılar bu sürece çok kötü başladı. Lider karşısında öne geçmesine karşın oyunu tutamadı. Orta sahada etkisiz, savunmada hatalarla dolu futboluyla böylesine ciddi bir rakibi alt etmesi de zaten çok zordu. Ve böyle de oldu.

Başakşehir ligin zirvesinde olmasının yanı sıra özgüveni yüksek bir takım. Uyumlu ve akıllı oyunun getirdiği güzel futboluyla dikkat çekiyor ve bunu da sonuçlara yansıtıyor. Namağlup, deplasmanda Arena’ya gelene kadar gol yememiş. Aynı zamanda ligin en çok gol atan takımı.

Abdullah Hoca da maç öncesinde “Kaygımız yok, lider geldik; kendimize güveniyoruz” dedi. Nitekim bu güven de 90 dakika boyunca takımı adına sahaya yansıdı. Kendi oyununu Galatasaray’a da kabul ettirdi. İstediğini aldı, gitti. Lider kalmayı ve tebriği hak etti.

Oyunun başında iki taraf da birbirini tarttı. Sonrasında Galatasaray baskı yarattı. Bruma’nın kanadının yanı sıra sağdan da Sinan’la geldiler. Abdullah Avcı, Bruma’nın üzerine iki oyuncusunu gönderdi ancak Portekizli yine de etkili oynadı. Eren biraz dikkatli olsa devreyi Galatasaray önde kapatabilirdi.

Sneijder uzun ve kontra toplar attı. Sürekli uzaktan kaleyi yokladı. İlk yarıda kopya goller izledik. Sneijder’ın ortasında Sinan’ın arkasında De Jong ve Eren de sırada beklerken,Yalçın ve Bekir sadece izledi. Batdal’ın golünde ise önde Semih, arkada Sabri hamle hatası yaptı. Başakşehir ikinci yarıya etkili girdi. Galatasaray’ı ayağa paslar ve tempolu çıkışlarla rahatsız etti. Müthiş sprinter Visca’nın şutu, Emre’nin direkten dönen topu gol sinyalini zaten vermişti. Nitekim yine bir duran topta Yalçın golü yaptı. İki golde de Galatasaray’da savunma sıkıntısı, stoper yarası kendini gösterdi. Golden sonra Başakşehir kontrolü elinde tuttu, sahasına çekildi. Galatasaray’ın son dönemdeki geciken baskısı sonuç vermedi. Cimbom’da Eren’in suskunluğu sürüyor, bu da takımı gol yollarında olumsuz etkiliyor. De Jong, bence Tolga’yı arattı. Haftayı hasta geçiren Selçuk da efektif olamadı. Podolski-Sinan değişikliği görüntüye artı katkı sağlayamadı. Bu görüntüde tek etkili silah Bruma da oyundan düştü.

MEHMET BATDAL

Başakşehir’in gizli kahramanı. Sırtı kaleye dönük çok iyi topu saklıyor, fake atıyor. Hava toplarına çok iyi yükseliyor, çok iyi vuruşlar yapıyor. Bu formunu alkışlamamak elde değil.

ABDULLAH AVCI

Zevk veren, koşan, sürekli üreten bir takım yaratmış. Ustalar, gençler ve yeteneklileri tek bir potada doğru eritmiş. Başakşehir bulunduğu yeri futboluyla hak ediyor. Bravo!

HAKEM MAÇI İYİ YÖNETTİ - BÜLENT YAVUZ

Hakem yönetimi açısından dün iki farklı devre izledik. Birinci devrede Ali Palabıyık, 12. kural çerçevesinde bir türlü standartı tutturamadı. Bazı faullerde hatalar yaptı, bir iki faulü es geçti. Sahanın yıldızı Emre Belözoğlu’nun şık olmayan davranışları ve itirazlarına bir türlü kart çıkarmadı. Oysa ki çok daha cılız itirazda bulunan Eren Derdiyok, sarı kartı görüverdi. İkinci devre toparlanmış bir Ali Palabıyık vardı. Daha otoriter, dikkatli ve titizdi. Topa daha yakın oldu. Ceza alanı pozisyonlarında iyi yer alarak herhangi bir hataya sebebiyet vermedi. Muslera’nın ceza alanı dışında Mossoro’yu düşürmesi, faul ve sarı kart gerektirirdi. Hakem de doğru olanı yaptı. Bariz gol şansı yoktu ama Başakşehirliler, pek de inanmamalarına rağmen cılız da olsa itirazda bulundular. Maçın soncuna tesir etmeyen Ali Palabıyık’ın oyun biterken, kendisini zora sokan oyuncular tarafından tebrik edilmesi de gayet güzeldi.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300