BEŞİKTAŞ HABERLERİ

02 OCAK 2017

Beşiktaş'ın yeni transferi Ryan Babel, kulüp televizyonuna önemli açıklamalarda bulundu.

İşte Babel'in sözlerinden satırbaşları...

"Kasımpaşa’dan ayrıldığım dönemde Birleşik Arap Emirlikleri’ne gitmeden önce Beşiktaş ile bir temas olmuştu. O dönemde bir görüşme olmuştu ama transfer mümkün olmamıştı. Bu defa menajerimle kulüp irtibata geçtiğinde zaten benim kafamda hiçbir tereddüt yoktu.

Türkiye'den ayrıldıktan sonra da Türk futbolunu takip etmeye devam ettim. Burada hem Beşiktaş’ın gelişimini hem diğer kulüplerin, ligin gelişimini gözlemledim. Dolayısıyla birçok bilgiye sahiptim. Bilinmezlik yoktu ve bunun doğrultusunda da bu kararı verdim.

Böyle kaliteli bir takıma katıldığım için gerçekten çok mutluyum. Burada benim için çok büyük imkanlar olacak buna inanıyorum, bu tip bir oyun sisteminde. Zaten kariyerim boyunca farklı oyun sistemlerinde, farklı oyun şekillerinde oynamayı öğrendim, farklı oyun felsefelerini benimsemeyi öğrendim.

FORMA NUMARASI 49
Aslında başlarken 39 giymiştim. Ajax ile başladığım dönemde, iki hafta sonra kulübün teknik olarak bir hata yaptığı ve 39’un farklı bir oyuncuya kayıtlı olduğu ortaya çıktı ondan sonra da 49 numara vermek zorunda kaldılar. 49 ile başladım. 49 ile başladıktan sonra Ajax ile çok güzel zamanlar, çok güzel günler geçirdim. Ondan sonra da hiçbir zaman değiştirmedim.

Ben çok özel, çok yönlü bir oyuncuyum. Öne çıkan iki özelliğim var. Birincisi hücum gücüm, ikincisi de şut kalitem. Ama 10 numara pozisyonunda da oynayabiliyorum. Orta sahada da oynayabiliyorum, oyunu tüm yönleriyle okuyan bir oyuncuyum. Önde hücum bölgesinde, sağ tarafta, sol tarafta, forvet arkasında, 10 numara pozisyonunda bütün o pozisyonlarda oynayabiliyorum.

"ARENA'DA ATMOSFER ÇOK GÜZELDİ"
Vodafone Arena'yı ilk kez Kasımpaşa’da oynadığım dönemde inşaat halindeyken görmüştüm. Arabayla geçerken görüyordum. Ama Gaziantepspor maçında yakından görmek gerçekten farklıydı, güzel bir deneyimdi. Takım da kazandı. Atmosfer oldukça güzeldi. Benim için hoş, güzel bir deneyim oldu. Güzel bir karşılama oldu. Locaya girdikten sonra atmosferi görünce onu ben de hissettim. Takım arkadaşlarımla orada birlikteydik. İngilizce konuşamıyorlar ama İspanyolca kısa bir sohbet ettik ve her anlamıyla güzeldi.

Ben Almanya’ya gittiğim dönemde takımdaki oyuncuların büyük bir kısmı İngilizce konuşmuyordu. İngilizce konuşan birkaç oyuncudan biriydi Andreas Beck. Bana oraya yerleşmem ve oradaki hayata adapte olabilmem için hem saha içinde hem saha dışında çok yardımcı olmuştu. Müzik zevklerimiz de örtüşmüştü. Orada da güzel bir iletişim, bağlantı kurmuştuk. Çok güzel bir ilişki gelişmişti.

Ben hiçbir zaman bireysel hedeflere odaklanan bir oyuncu olmadım. Hiçbir zaman bencil bir oyuncu da olmadım ve kendimi bir takım oyuncusu olarak tanımlıyorum. Kariyerim boyunca çok yakınımdaki insanlarla sürekli olarak bunun tartışmasını yaşadım. Çünkü onlar bana sürekli olarak daha bencil olmalısın diye telkinde bulundular.

Bir kanat oyuncusunun önceliği bence forveti asistlerle beslemektir. Gol bir kanat oyuncusu için bonustur. Bugün modern futbolda kanat forvetlerden sezonda 40 gol atmalarını bekleyebiliyor insanlar. 40 gol atabilirseniz bu muazzam birşey olur ama bence ana hedef kanat forvet için gol değildir, forveti beslemektir. Gol bunun ekstrasıdır, bonusudur.

"QUARESMA İLE OYNAMAK MUTLULUK VERİCİ OLACAK"
Kişisel olarak tanışmasak da Ricardo Quaresma’nın kim olduğunu hepimiz biliyoruz. Büyük bir kariyer, büyük bir oyuncu. Onunla birlikte oynamak gerçekten mutluluk verici olacak.

Taraftarlar gerçekten çok aktif sosyal medyada, bunu hemen fark ettim. Oyunculara, kulübe, kulübün temsil ettiği değerlere gerçekten büyük bir tutkuyla bağlılar ve onların bu davranışlarını görünce nasıl bir aileye geldiğimi gerçekten daha iyi anladım. Bunun daha iyi farkına vardım. Ben de bir an evvel bu büyük kulübün tarihiyle, değerleriyle, gelenekleriyle ilgili öğrenebildiğim kadar şey öğrenmeye çalışacağım.

"İNÖNÜ'DEKİ MAÇTA ATMOSFER UNUTULMAZDI"
Beşiktaş-Liverpool maçıyla ilgili özellikle hatırladığım bir tezahürat yok ama maç boyunca gerçekten çok gürültülü olduklarını biliyorum. Benim buradaki ilk deneyimim İnönü’de Liverpool maçıydı. O dönem Liverpool’da oynuyordum. Atmosfer gerçekten muazzamdı ve ciddi bir baskı yaratmışlardı. Rakip takım olarak bu baskıyı sonuna kadar hissetmiştik ve Beşiktaş kazanmıştı o maçı. Atmosfer gerçekten unutulmazdı.

KLUIVERT, HENRY, KAKA... BİRÇOK İDOLÜM OLDU
Birçok idolüm var aslında. Küçükken Patrik Kluivert idolümdü. Sonra Arsenal’de oynadığı dönemde Thierry Henry idolümdü. Kaka özellikle saha dışındaki yaşamıyla benim için her zaman bir rol model oldu. Bununla birlikte sürekli öğrendiğim, takip ettiğim birçok hücum oyuncusu var. Ronaldo, Messi çünkü bence hala öğrenmeliyim. Hala onlardan ilham alabilmeliyim. Bu duyguyu kaybetmemeliyim. Ben buna inanıyorum.

Gerçekten çok heyecanlıyım. Umarım sezonun ikinci yarısında benim de yapacağım katkılarla hep birlikte büyük başarılar elde edeceğiz. Gerçekten her kulüpte farklı yürür işler. Ama ben de burada büyük bir katkı yapabileceğime inanıyorum. Taraftarlarımıza da şunu söylemek istiyorum; ‘Bazen takımın zorlandığı anlar olur, bazen takımın taraftarın desteğine daha çok ihtiyacı olduğu anlar olur. Biz onlardan iyi günde de, kötü günde de her zaman ellerinde gelen en büyük desteği bekliyoruz."


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300