ÖNE ÇIKANLAR
Formula 1'in dünyada 2 milyar izleyicisi var. Yani son üç gündür tüm dünya basınının gözü kulağı İstanbul'da, dersek yanlış olmaz. Hazırlıklar çoktan tamamlandı, sıralama turları geride kaldı bile. Bugünse büyük yarış zamanı. Motorsporları tutkunlarını yarış heyecanı sararken, dünya jet sosyetesini ise akşam yapılacak partinin heyecanı sarmaya başladı. Ne de olsa "F1," denilince sadece yarışlar değil, parti ve organizasyonlar da merak konusu olur. Az değil, toplam 6 milyar dolarlık bütçesiyle dünyanın en maliyetli motorsporundan bahsediyoruz. Partileri dünya sosyetesinin akınına uğrasa da, oteller dolup taşsa da İstanbul daha önce düzenlediği Formula 1 yarışlarından maddi olarak kar edemedi. Bunun için de bu yıl bazı masraflarda kısıtlamaya gidildi. Pistte çalışan eleman sayısı azaltıldı, organizasyonlara kiralanan pistin kullanım ücretlerine zam geldi.

DİLEYENE HAVA TAKSİSİ
Formula 1 heyecanına ilk yıl ulaşım problemi damgasını vurmuştu. Ancak bu yıl ulaşım problemi de minimuma indirildi. Kadıköy, Levent, Taksim gibi ana noktalardan Kurtköy'e non-stop otobüsler kaldırıldı. Bu otobüslerden çift bilet parası ödeyen herkes faydalanabildi. Araçlarıyla gelmek isteyenler içinse ücretsiz otopark alanları oluşturuldu. Ancak lüks ve konforlu ulaşım da unutulmadı. Birçok dünya sosyetesi mensubu, ulaşım aracı olarak hava taksisini tercih etti. Hava taksinin üç günlük gidişdönüş fiyatı 24.000 dolar, günübirlik fiyatı ise 8.000 dolar olarak belirlendi. Her gün yaklaşık 50-60 helikopter piste indi. Formula 1, araç kiralama şirketleri için de oldukça hareketli geçti. Çünkü yurtdışından gelen birçok misafir araç kiralamayı tercih etti. Özellikle sponsor firmalardan gelen yabancı turistler, şöförlü lüks araçlar talep etti. Bazı firmalar, bu talebi karşılayabilmek için yakın illerden araç getirtmek zorunda kaldı. Aşırı talep, araç fiyatlarının da yaklaşık iki katına çıkmasına neden oldu. Günlük kiralama bedeli 200 avroya kadar çıktı. Otellerde de benzeri bir durum yaşandı. Yurtdışından gelen bazı konuklar Bursa gibi çevre illeri tercih etti. Üç yıldızlı otellerin fiyatları 69 avrodan 150 avroya kadar çıktı. Beş yıldızlı otellerin fiyatları ise 250 avrodan başladı.

HER ŞEYİN BEDELİ VAR
Tribünler arasında Padok Clup en lüksü. Ancak burada yarışı izlemek isteyenler üç gün için 2500 avroyu gözden çıkarmak zorunda. Üstelik bu yıl VIP tribünlerde kaldırılarak bedava biletin önüne geçildi ve VIP'ler de Padok Club'da ağırlandı. Yine de burada olamadığınız için çok şey kaçırdığınız hissine kapılmayın. Padok Club'dan sadece başlangıç ve bitiş noktalarının izlenebildiğini söyleyip, asıl heyecanın virajlarda olduğunu hatırlatmakta yarar var. Silver ve Bronz tribünlerde ise bilet fiyatları 90-600 YTL arasında, görebildikleri viraja göre değişiyor. 15 yaşından küçük çocuklar ise bileti yüzde 50 indirimli alabiliyor. Bugün 15.00'de başlayacak 'Büyük Yarış' heyecanını canlı olarak izlemek isteyen fakat bileti olmayanlar için de geç değil. Çünkü İstanbul Park'a giderek kapıdaki gişelerden bilet bulabilirsiniz.

DÖNERE HÜCUM
Yeme-içme konusunda şüphesiz en şanslılar Padok Club'da oturanlar. Çünkü buralardaki yemek servisi lüks restoranları, beş yıldızlı otellerin açık büfelerini aratmayacak cinsten. Jumbo karides, ıstakoz, peynir çeşitleri... Üstelik Fransız ve İtalyan şarapları ve şampanya da unutulmamış. Diğer tribünlerde oturanlar içinse 27 farklı noktaya büfeler kuruldu. Ve büfelerde toplam 70 bin adet su, 53 bin adet bira, 60 bin adet kola, 18 bin adet sandviç, 9 bin 500 adet pizza, 5 bin adet döner, 6 bin adet dondurma stoklandı. Özellikle yabancı izleyicilerin dönere ilgisi ise gözlerden kaçmadı.

F1 tarihi...
F1'in kökeni 1920'lerde yapılan Avrupa Grand Prix yarışlarına dayanıyor. ilk Dünya Şampiyonası ise 1950'de gerçekleşti. İngiltere'de yapılan bu yarışmayı İtalyan pilot Giuseppe Farina, takım arkadaşı Juan Manuel Fangio'yu kıl payı geçerek kazandı. Hiç dünya şampiyonluğu elde edemeyen Fangio ise hala F1'in 'büyük usta'sı olarak anılıyor. F1'in ilk yarışları, önden motorlu, dar tırtıklı lastikleri olan savaş öncesi arabalar kullanılarak geçti. Daha sonra ise Formula 2 kuralı uygulamaya konuldu, daha küçük ve daha az güce sahip arabalar geliştirildi. Sponsorluğun ilk kez yarışlara dahil olması ise 1968 yılında Imperial Tobacco ambleminin arabaların üzerini boyaması ile gerçekleşti. 1981 yılında ise ilk Concorde anlaşması imzalandı. Yani takımlar iflas etmedikleri sürece yarışmak zorunda kalacak ama televizyon reklamlarından elde edilecek gelirden pay alacaklardı. 1997'de imzalanan son Concorde anlaşması ise bu yılın sonunda doluyor.

Sabah

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000