SPOR HABERLERİ

06 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
24 Kasım 2016 Perşembe, 16:09:44 Güncelleme:16:27:26

Bir puandan fazlası

0-3 olduktan sonra eminim pekçok futbolsever kanalı zaplamıştır. İkinci devre başında Mitroglou'nun kaçırdığı golden sonra ben de zapladım. Oysa Şenol Güneş ve yardımcısı Tamer Tuna maç kayıp gitmiş gibi görünmesine rağmen ellerinde kalem kağıt, kulübede hararetli bir beyin fırtınası içindeydi.

Pekçok hoca, taraftar böyle anlarda gözlerindeki umutsuz ifadeyi besler ya da yaşadığı çaresizliğini aşırı tepkilerle hakem yahut kendi oyuncuları üzerinden dışa vurur.

Beşiktaş teknik ekibiyse kenarda soğukkanlılığını korudu, olasılıkları değerlendirdi ve hamle yaptı. Oysa Benfica karşısına çok tartışmalı tercihlerle çıkılmıştı.

Tutmayan hesap

Beck'in sol bekte tercih edilip, önünde de Adriano'yu kullanmak geniş çerçeveden bakıldığında anlamsızca bir maceraperestlik gibi gelebilir ama Benfica'yı izleyen biri sağ bek Semedo'nun sürekli içeriden bindirdiğini, önündeki Salvio'nun çizgiye çıkarak rakibi genişleterek ona kulvar yarattığını bilir.

Beşiktaş bu yıl, geçen sezonki gibi maçı büyük oranda kendi doğruları üzerinden oynayan bir takım değil. Eskisine oranla daha reaktif, rakibe göre hazırlığı daha fazla. Sağ ayaklı Beck'i sol kanada koymak içe koşulara karşı bir hamle avantajı yaratabilirdi. Sol önde geri dönüşte sorun yaratma ihtimali daha yüksek Cenk yerine savunma disiplini ve farkındalığı daha yüksek Adriano teoride mantıklıydı.

Tutmadı!

Evdeki hesap çarşıya uymadı.

Semedo orayı hem domine etti hem de gol attı. Portekizli genç bekin attığı gol öncesinde Salvio'ya pası verdikten sonraki koşusunu takip etmeyen, uyuyan Adriano'ydu.

Yiğitliğine hâlel gelmesin diye hatada ısrar eden çoktur. Beşiktaş teknik ekibi etmedi. Şenol Güneş önce maç içerisinde, sonra da devre arasında taşları değiştirdi.

Yapılamayanlar

Benfica sıkı bir 4-4-2 takımı. Savunurken dar, hücum ederken geniş yayılıyorlar ve bunu çok çabuk yapabiliyorlar. Geçen seneye göre başta Gaitan olmak üzere kilit oyuncularını kaybetmiş olsalar da mekanikleri çok güçlü. En azından Beşiktaş'a göre.

Bu maçta farklı olarak orta sahadaki ikilileri Pizzi - Fejsa'ya pres de yaptırmadılar. Hatlarını düzenli tuttular. Beşiktaş yaklaşık 35-30 metreye sıkışan üç Benfica bloğunun arasına ne oyuncu ne top sokabildi.

Böyle takımlara karşı ilk seçenek savunma arkasına derin top atmak; ki Luisao ve Lindelöf yavaş oyuncular ve Aboubakar da onlara nazaran oldukça süratli kaldığı için bu mümkündü. Ancak Kamerunlu ilk yarıda maça gelmediği ve neredeyse hiç koşu göstermeyerek sırtı dönük paslaşma izlediği için bu seçenek ihtimal dışı kaldı. Gelişigüzel ileri vurup önde pres yapılarak baskı kurulacak kadar bile özveri yoktu Aboubakar'da. Ruh gibiydi.

İkinci seçenek Benfica'nın dar yerleşimini genişletmek için oyunu olabildiğince sık ve seri şekilde terse çevirmek. Burda da Adriano'nun geride kalması, Quaresma'nın içe kat ederek oynamayı sevmesi yüzünden Beşiktaş genişlik yaratamadı. Oğuzhan ve Tolgay gibi iki becerikli pasör de kötü gününde olunca hiç hücum edilemedi.

Kahraman Cenk

Mitroglou'nun devre başında kaçırdığı gol maçın kırılma anıydı. Oyunun dönüşümünü sağlayan ise Cenk Tosun hamlesiydi.

Sol açık kültürü ve sol açık oynayacak atletizmi hiç olmamasına rağmen olabildiğince çizgide kaldı. 8 kez dipte top aldı ve her aldığında bir şey yaptı. Ya bir dripling, ya bir isabetli pas, ya da kombinasyon. Beşiktaş'ın topa daha nitelikli sahip olmasına, hücumu çeşitlendirmesine yol açtı.

Topsuzken bile koşusunu eksik etmedi. Quaresma'nın iki kenar arasına gidip gelmelerine uyum sağladı. Yeri geldi merkeze girip stoperleri meşgul etti, Aboubakar'ı rahatlattı. Yeri geldi kanadında kalıp Quaresma'ya alan açtı ve pres yaptı. Beşiktaş ilk yarıda hiç pres yapmıyordu. Hatta ikinci yarıda dahi presi birinin fitili ateşlemesine bağlı olarak başlıyordu. Cenk orada da çok kritik rol oynadı. Geriye gelip 54. dakikada kaptığı top futbol repertuarında pek yok.

Cenk santrfor oynarken dahi ceza sahası dışında oyunun içinde olmayı pek sevmeyen bir görüntü veren, son vuruş kovalayan tipte bir hücumcu. Oysa Benfica maçındaki sıradışı çalışkanlığının ödülü ona olağanüstü bir gol olarak geri döndü. Beşiktaş da güven kazandı. Geri dönüşün fitilini ateşledi.

Oyundaki hareket ve ters top becerisi çok yüksek olan Gökhan İnler sayesinde Beşiktaş ritmini buldu. Zirve performanslarını sergilemeseler de, ilk yarı hayalet gibi oynayan Aboubakar, Oğuzhan, Atiba, Marcelo gibi kritik isimler de silkelenip hareketlenerek siyah beyazlılara çok önemli bir puan getirdi.

Sonuç belki maç öncesindeki beklentiyi karşılamıyor. Beşiktaş bir nevi zarardan kâr etti. Avantajını yitirdi ama kazanılan güven uzun vadede çok daha önemli. Beşiktaş'ın daha iyi kadroları oldu ama daha zihinsel olarak bundan daha güçlü bir takım ben izlemedim. Geri dönüşle o güç bir eşik daha atlayacaktır.

Şenol Güneş de teknik olarak bu maçtan eminim çok ders çıkarmıştır. Örneğin; sahada Cenk, Aboubakar, Quaresma ve Oğuzhan birlikte olduğunda Beşiktaş'ın bir takım gibi oynamaya başlaması gibi. 


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
YAZARIN DİĞER YAZILARI
YAZARIN TÜM YAZILARINI GÖRMEK İÇİN TIKLAYIN!