Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan OHAL açıklaması
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "OHAL 24 Haziran'dan sonra kaldırılacak mı?" sorusuna yanıt verdi.
GÜNDEM 14 Haziran 2018 Perşembe

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Anadolu Yayıncıları Birliğinin 24 TV-360'ta canlı yayınlanan programda gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu, soruları yanıtladı.

Muhalefetin OHAL nedeniyle rahat kampanya yapamadığı yönündeki eleştirileri hatırlatılarak, "OHAL 24 Haziran'dan sonra kaldırılacak mı?" sorusuna karşılık Erdoğan, şöyle konuştu:

"OHAL'in kampanyalara yansıyan en ufak yanı yok ki. Bir tane örnek versinler, OHAL nerede hangi kampanyayı engelledi? Bir defa bu OHAL, bizim göreve geldiğimiz zamandaki OHAL değil. Bu OHAL, tam aksine şu andaki terör tehdidi altındaki bölgeleri, bu tehditten kurtarmaya yönelik bir güvenlik tedbiridir. Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Biz bir ayda kaldırdık. Bize o zaman 'Sadece OHAL'i kaldırın yeter' dediler ama yetmedi. Ondan sonra da terör aldı başını yürüdü. 24 Haziran'dan sonra bu göreve devamım halinde ilk işimiz inşallah OHAL'i kaldırmak olacaktır. OHAL'i kaldırmak demek, tamamıyla yok etmek, geri dönmemek anlamında değil. Biz terörü gördüğümüzde en sert tedbir neyse onu yine alırız. Fransa OHAL'i kaldırdı mı tamamen?"

ADAY OLMAK ZANA BÖYLE BİR ÖZGÜRLÜK GETİRMEZ

"Bir siyasi parti başkanı çıkıyor 'girmesinler', birisi 'Kandil'de zaten terörist kalmadı' diyor. Muhalefetin terörle mücadelede özellikle Kandil ile ilgili değerlendirmelerini nasıl görüyorsunuz?" sorusunu Erdoğan, şu şekilde yanıtladı:

"Bir defa çok açık net ortaya koyalım. Şu anda muhalefet Türkiye'de var mı? Türkiye'deki muhalefet iş yaptırmama üzerine kurulmuş. Mesela terörle mücadele diye şu anda bay Muharrem'den bir şey duydunuz mu? Bay Kemal'den terörle mücadele adına bir şey duydunuz mu? İşte kalkıyor Edirne'de cezaevinde terör örgütü PKK'nın arkasında durduğu bir kişiyi gidip ziyaret ediyor. Bu nasıl bir anlayıştır?

7 Haziran seçimlerinden sonra 53 tane Kürt kardeşimi öldüren bunlar değil mi? Bunlar. 'Sokağa dökülün' demedi mi? 'Sokağa dökülün' dedi. 15 yaşındaki Yasin'i öldürenler bunlar değil mi? Üzerinden arabayla geçenler bunlar değil mi? Bütün bunlar oradaki yakıp, yıkanlar vesaire bunlar değil mi? Bunlar. Peki bunlara karşı ne yapabildik? Onların bunlara karşı herhangi bir tavrı oldu mu? Olmadı. Şu anda neymiş? CHP'si de olsun, diğeri de olsun dedikleri ne? 'Bir Cumhurbaşkanı adayı cezaevinde duramaz' diyor. Ne demek ya? Aday olmak sana böyle bir özgürlüğü getirmez. Olduğunda içerideydi. Orada zaten bir eksiklik var, bir yanlışlık var. Yani biz burada illa mahkumiyeti adaylık şartları arasında saymamamız lazım. Tutuklu da olsa bence tutuklu olan kişide aday olamaz, olmamalı. Çünkü bu bir kaçamak yoldur. Buna niye böyle bir fırsatı biz verelim?"

Erdoğan, Demirtaş'ın TRT'de yapacağı konuşmasına değinerek, "Öyle veya böyle şimdi bu şartlar içerisinde tabi gelecek işte 5 dakika, 10 dakika neyse TRT'de konuşmasını da Edirne'de cezaevinden çekim yapılmak suretiyle yapacak. Burada bunlar kalkıp, 'iktidar engelledi' deyip, oradan bir rant elde etmenin gayreti içerisine de girebilirler. Bir mağduriyet pozisyonuna da girebilirler. Ben arkadaşlara onu söyledim. 'Bırakın' dedim, mağduriyet imkanını bunlara vermeyin, bırakın. YSK ile de görüşün gitsinler orada cezaevinde çekimi yapsınlar. Zaten bunlar canlı yayın değil, malum. Ondan sonra da konuşması neyse bu konuşması yayınlanır. Olay bu." diye konuştu.

HANGİ ZENCİ TÜRK? SENİN BÖYLE BİR DERDİN OLDU MU?

Erdoğan, "Sayın Muharrem İnce'nin açıklamaları var; sizi 'beyaz Türk' olmakla itham ediyor. 'Ben zenciyim' diyor. Bu kategorik ayrım konusunda ne söylersiniz?" sorusu üzerine, şöyle konuştu:

"Bunların karakterinde var, yapılarında var. Böyle kasketi takmakla adam çiftçi olmuyor veya traktöre binmekle adam çiftçi olmuyor, geç o işleri. Şimdi onu yaparken öbür taraftan da deniz sefasındaki hayat, onlar da bir şeyi ortaya koyuyor. Hele hele ramazan gününde deniz sefaları çok daha farklı. Bizi konuşturtmasınlar, bizim edebimiz buna müsaade etmez, biz bunları konuşmayız. Biz, ne beyaz ne zenci böyle bir şeyin içerisinde değiliz. Biz bu millete efendi değil, hizmetkar olmaya geldik. Eğer bu ülkede 'zenci Türklerden' bahsediliyorsa o biziz çünkü bizim yavrularımız okulların kapısından geri döndürüldü ve bizim yavrularımız bu ülkenin üniversitelerinde okutulmadı. Kızlarımız, çocuklarımız imam hatip okullarından mezun oldular, katsayı engeline takıldılar. Tabii onları (kendi çocukları) kastediyorum."

"Şimdi sen neyi konuşuyorsun ya? Hangi zenci Türk? Senin böyle bir derdin oldu mu?" ifadelerini kullanan Erdoğan, "Bizim böyle dertlerimiz oldu, biz bunları yaşadık ve bizim çocuklarımız ülkemizde üniversite okuyamadılar, gittiler yurt dışında okudular. Kızlarım da oğullarımdan bir tanesi o da yurt dışında okudu ve başarılı da oralarda ilim tahsil ettiler. Kızlarım da oğlum da hepsi de. Onlara konulan bu engel neyin engeliydi? Beyaz Türk olmadıkları için mi? Şimdi kalkıyorsun lafını yapıyorsun. Laf ola beri gele, yok öyle bir şey." değerlendirmesini yaptı.

NEYİN APOLETİNİ SÖKÜYORSUN?

İnce'nin Erhan Afyoncu ile ilgili sözlerine tepki gösteren Erdoğan, "Ondan sonra kalkıyorsun Erhan Afyoncu'ya takılıyorsun. Erhan Afyoncu kim, sen kim? Erhan Afyoncu'nun atılacak tırnağı olmazsın. Biz öyle bir insanı oraya getirdik, koyduk. Aynı şekilde dekan arkadaşın durumu da öyle. Aynı şeyi bu, İsmail Metin Paşa'ya yapmadı mı? İsmail Metin Paşa bir kahraman, sen kalkıyorsun onun apoletlerini sökecekmişsin. Kimsin sen ya? Neyin apoletini söküyorsun? O apoleti sen takmadın ki. O apoleti millet taktı. Dolayısıyla o da cephelerde, o dağlarda, Cudi'de, Gabar'da, Tendürek'te, buralarda teröristlerle savaştı, hala savaşıyor. Afrin'de aynı şekilde. Sen nerede, kiminle savaştın? 15 Temmuz'da verdikleri mücadele ortada. Sen ne yaptın? Siz teröristlerle beraber yürüdünüz." diye konuştu.

RAPORU HAZIRLAYANLAR KENDİ AVUKATLARI

"FETÖ elebaşının iadesine ilişkin usul hatası tartışması ve Adil Öksüz'ün Almanya'da görüldüğü şeklinde bugün bir haber yansıdı, bu konularda ne dersiniz?" sorusu üzerine Erdoğan, şu yanıtı verdi:

"Bir defa FETÖ ile ilişkili olan o konu noktasında tamamen olay zaten kendisi de inkar ediyor, yalan. Kim inkar ediyor; Bay Kemal. Hatta televizyonlarda filan da yayınlandı. Bizden Adalet Bakanlığına gelip dosyaları incelemek istediler, ben de arkadaşlara 'Tamam gelsinler' dedim. Dört kişiyi gönderdiler, bunlardan bir tanesi de FETÖ'cü ve geldiler incelemelerini yaptılar, kendileri Bay Kemal'e raporu verdiler. Muharrem İnce'ye gittiğini de o söylüyor ve o raporda da 'Buna göre Amerika FETÖ'yü iade etmeliydi' diyor. Kim diyor? Bay Kemal diyor. Peki Bay Muharrem ne diyor? 'Bir şey yok' diyor, 'olay hep gazete kağıdı.' Şimdi bunların hangisine inanalım? Bay Muharrem böyle diyor, Genel Başkanı Bay Kemal böyle diyor. Adalet Bakanlığı da açıyor onlara her şeyi. Raporları hazırlayan kim? Cumhuriyet Halk Partisinin gönderdiği kendi avukatları"

"Bunu milletime bu şekilde anlatmam lazım ki milletim oyunu verirken yanılmasın çünkü bu tarihi bir oylama." ifadesini kullanan Erdoğan, "24 Haziran sıradan bir oylama değil, Türkiye küllerinden çok farklı bir şekilde zaten doğruluyor. 16 aydır bu süreç devam ediyor, inşallah bu 24 Haziran'da da bu süreç aynı kararlılıkla devam edecek. Bütün mesele burada benim vatandaşımın, benim halkımın Türkiye'nin dört bir yanında eğitimden sağlığa, sağlıktan adalete, emniyete, ulaşımdan turizme, dış politikaya bütün bu alanlarda yapılanları gayet iyi değerlendirmesi ve ona göre de oyunu kullanması" diye konuştu.

ADAM BÜYÜMENİN TANIMINI BİLMİYOR

Erdoğan, 1 milyona yakın taşeron işçinin kadroya geçirilmesine ilişkin soru üzerine bu konuya da değindi. Bütün bu hesapların dört dörtlük yapıldığını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:

"1 milyona yakın taşeronlar yanında çalışan insanlara kadro verildi, bundan daha güzel birşey olabilir mi? Bu bir defa devrimdir ve bu riski, bu hesabı üstlenen bir iktidardır ve maalesef utanmadan şunu söyleyebiliyorlar: Malatya'da konuşuyor 'Sizin cebinize bir şey girdi mi?' diyor, 7,4 büyüdük ya... G-20'de Hindistan'ın arkasından ikinci sıradayız, OECD ülkeleri arasında birinci sıradayız. 'Sizin cebinize bir şey girdi mi?' diyor, 'Ne büyümesi?' diyor. Adam büyümenin tanımını bilmiyor, böyle bir durumla karşı karşıyayız ve sadece şu işsizlikle mücadelede işsizler ordusunu ortadan kaldırıp da 1 milyonu aşkın işsizi iş sahibi yapmak, taşeronlar noktasında bu insanlara kadro vermek, bunlar büyümenin en önemli işaretleri ama bilmiyor ve kalkıyor 'Bu sadece zenginlerin, rantiye sınıfının aldığı imkanlardır' diyor." (AA)