ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Ekin Türkantos / GAZETE HABERTÜRK-CUMARTESİ

Stefi Szepessy, Budapeşte’de yaşayan 25 yaşında genç bir kadın. Eötvös Lorand Üniversitesi’nde master öğrencisi. Tezini kültürel antropoloji üzerine yazıyor, ilgi alanı ise sufi kadınlar. Araştırdıkça ilgisi daha da artıyor ve sema etmeye karar varıyor. Budapeşte‘den kalkıp Türkiye’ye geliyor. İstanbul’da yaşayan arkadaşlarının yönlendirmesiyle Silivrikapı Mevlevihanesi’nde alıyor soluğu. Sessiz sedasız oturduğu ve anlamasa da sohbetlere kaldığı için kısa sürede kendini sevdiriyor ve aralarına katılıyor. Hatta oradan bir Türk ev arkadaşı ediniyor kendine ve Türkçe öğrenmeye başlıyor. İstanbul’daki günleri, Mevlevihane’de Hasan Dede’nin sohbetlerine katılarak ve şehirde yaşayan arkadaşlarıyla görüşüp Boğaz’da yürüyerek daha da anlam kazanıyor. Ülkesinde çocuk bakıcılığı yapan Szepessy ile Türkiye’de değişen hayatını, kendinde keşfettiği şeyleri, sema ederken hissettiklerini konuştuk.

Hikâyeni merak ediyorum. sufizme ilgini nasıl fark ettin?

Tez konusu olarak antropolojiyi seçmemdeki neden, farklı kültürleri tanımak istememdi. Özellikle spritüel alandaki farklılıkları tanımak istiyordum. Bu tip öğretilerde egonu arkada bırakıyorsun ve içindeki boşluğu yakalıyorsun. Sufizmle böyle bir bağlantı yakalayacağımı bilmiyordum. Ailem Hıristiyan ve ben de o kültürle büyüdüm ama hep bir arayış halindeydim. 

Peki sufizmde seni en etkileyen şey ne oldu?

Sufizmi araştırınca duygusal olarak beni çekti, aşk gibi. Macaristan’da bir kızla tanıştım. O da Amerika’da sema etmeyi öğrenmiş. Bunu yapmayı çok istedim. Silivrikapı Mevlevihanesi’nde Hasan Dede’yi buldum. İstanbul’da bir grup arkadaşım yardımcı oldu. İlk kez geçen kasımda geldim. 

Mevlevihane’ye gidince kendini nasıl tanıttın, ne dedin de aralarına katılabildin?

Bu toplulukta kadınlar da erkeklerle birlikte dönüyordu. Daha önce başka Mevlevihanelerde de bulundum ama aynı rahatlığı hissetmedim. Birkaç hafta orada sadece gözlem yaptım. Birkaç hafta sonra Hasan Dede’ye “Ben ne zaman size katılabilirim?” diye sordum. O da bana “Herkes katılabilir. Senin için bir ayrıcalık yapmayacağız. Sen de aramıza katılabilirsin” dedi. Bir ay sonra beraber pratik yapmaya başladık.

 

‘BİR AN GELDİ İÇİMDE TANRI’YI HİSSETTİM’ 

O kıyafeti üzerine ilk giydiğin an neler hissettin?

Çok heyecanlandım. Herkesin seyredeceği bir sema gösterisine katılabileceğimi hiç düşünmemiştim ama Hasan Dede “Katıl” dedi. Önce yanlış yaparım korkusu yaşadım. Bir an geldi ve dördüncü selamda müzik durdu. O sırada içimdeki bağlantıyı, Tanrı’yı hissettim. Sanki başka bir yerdeydim. 

Bu deneyimden önce de inancın güçlü müydü, mesela kiliseye gittiğinde böyle hisseder miydin?

Ailem her zaman kiliseye gitmezdi. Bazen meditasyon yaparken buna yakın hissettiğim oldu ama orada yalnızdım. Ve ilk kez başka insanlar yanımdayken bu bağlantıyı hissettim. Daha sonra Budapeşte’ye döndüm ama kopamadım buradan, 3 kez gidip geldim. Ve her geldiğimde 2 ay kaldım. 

Hayatında yepyeni bir deneyim yaşıyorsun yani...

Bir deneyim yaşayacağımı hissediyordum ama bu kadarını değil. Felsefesini daha iyi öğrenmek istiyorum. Neden buradayım bilmiyorum ama belki hayat bana buradan başka bir kapı açacak. Belki karşıma biri çıkacak almayı ve vermeyi daha çok öğreneceğim.

'RAMAZAN BİR KUTLAMA GİBİ ASLINDA'

Aynı zamanda ramazanda oruç da tuttun değil mi?

Evet. “Nefse karşı bedenim nasıl hareket ediyor? Oruç tutan insanlar neyi deneyimliyor?” diye merak edip ben de tutmaya karar verdim. Buna sadece beden olarak bakmıyorum, bu dönemde inancım ne olacak diye de görmek istedim. 

Peki nasıl geçti?

İlk gün panikledim, çok acıktım. Şunu fark ettim ki; biz her zaman “Onu yemeliyim”, “Bunu içmeliyim” diye düşünüyoruz. Ev arkadaşım Sevtap’la iftarda salata, hurma, zeytin yedik. Çok yiyemedim zaten. İkinci gün “Aslında galiba canım o kadar da yemek istemiyor” diye düşündüm. Ve artık şunu biliyorum ki, kaynakları sadece yemekten değil, başka şeylerden de alabiliriz. Ramazan bir kutlama gibi aslında, öyle hissettim.

‘BUNDAN SONRA DÜNYAYA FARKLI BAKACAĞIM’ 

Annen ve baban ne iş yapıyor?

Babam psikolog, 80 yaşında. Bir erkek kardeşim var, 32 yaşında. Sirklerde jonglörlük yapıyor. Annem de öğretmen. 

Sen Türkiye’ye gelmek istediğini söylediğinde onların tepkisi ne oldu?

Annem merak etti, babamın hoşuna gitti. 

Sufizm sayesinde hayata bakışında neler değişti?

Hayatımda küçük küçük çok fazla değişiklik oldu. Dergâh’ta diğer insanlarla bir arada olmak, sohbetlerini dinlemek ve sema gösterisine katılmak benim için çok yeni deneyimler. Müzik bile ilham veriyor. Her şey duygulara hitap ediyor. Kendimi çok iyi hissediyorum. Uzun yıllar meditasyon yaptım ama hiç bu kadar aşkla, sevgiyle dolduğumu hatırlamıyorum. Benim için büyük eksiklikmiş. Bu kadar derin bir deneyimi daha önce yaşamadım. Bir kere bundan sonra dünyaya farklı bakacağım, en önemlisi bu. Eminim ilişkilerimi de etkileyecek. Eğer sevgiyi içinde hissedersen, bir erkeği de bir çiçeği de aynı şekilde sevebilirsin. Bu sevgiyi hissedince de “O benim”, “Bu benim” diyemezsin. Nefs terbiyesi çok önemli.

‘ERKEK ARKADAŞIM BENİM KADAR SPRİTÜEL DEĞİL’ 

Erkek arkadaşın var mı?

Var, Macaristan’da. Beni anladığını düşünüyorum. Benim kadar spritüel biri değil ama bu deneyimi yaşadığım için beni destekliyor. n Günümüzde senin yaşıtların ister istemez hızlı tüketimin bir parçası oluyor. Sense ülkeni bırakıp bambaşka bir kültürde yeni deneyimler yaşıyorsun... İnsanlar hayatlarında bir şey eksik olduğu için alışveriş yapıyor. Ben de yapıyordum. Büyük boşluğu doldurmak için yemek yiyordum mesela. Ama artık çözümün o olmadığını biliyorum. Yaşamın bir anlamı olmalı, bunu hissetmek istiyorum. 

Yeniden ülkene dönüyorsun tekrar gelecek misin?

Tezimi kasımda bitireceğim o yüzden ekimde yeniden geleceğim. Burada, bu hislerimle çok rahat yaşıyorum. Ama oraya gidince yine iş ve okul olacak ve eski tempoma geri döneceğim. Deneyimlerimi yanımda götürüyorum ve hayatımı değiştirmeyi umuyorum. Daha önce bir amacım yoktu, şimdi bir amacım var. n

İstanbul’da neler yapıyorsun?

Sahilde yürümeye bayılıyorum. Moda’da çok arkadaşım var. Fatih Pazarı’nı çok seviyorum. Komşularım çok iyi, beni hep iftara çağırdılar. Ben de onlara Macar yemekleri, kirazlı kek yapıp götürdüm. Menemen, kumpir, mercimek çorbası en sevdiğim yemekler.

  • Ekin TÜRKANTOS
  • Stefi Szepessy
  • Sema
  • macaristan
  • türkiye
  • Mevlevihane

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000