ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Sema EREREN/ GAZETE HABERTÜRK-CUMARTESİ

Mis gibi bir kahve kokusuyla uyanmaya, bir yorgunluk kahvesine ya da falla taçlandırılmış bir kahveye kim, ne zaman “Hayır” diyebilir ki? Yorgunluğun ilacı, gece çalışanların yanından ayırmadığı, derin sohbetlerin vazgeçilmezidir kahve... “Dünya bu içeceği elinden hiç eksik etmiyor” desek yeridir, çünkü her gün yaklaşık 1.6 milyar fincan kahve tüketiliyor.

Kökeni Yemen’in 15. yüzyılına dek uzanan kahveyi bu kadar çok içiyoruz da aslında hakkında bilmediğimiz pek çok şey de yok değil. Kahve, Avrupa’da ilk olarak “Arabian wine” yani “Arap şarabı” olarak anılmaya başlandı. 1675’te İngiltere Kralı II. Charles, kendine komplo kurulduğu kuruntuları sebebiyledir ki ülkede bir dönem tüm kahve dükkânlarını yasakladı. Osmanlı’da da kahve bir dönem yasaklanmıştı. Şimdi yasaklansa kaç milyon sokaklara düşer kim bilir?

Prostat ve meme kanseri riskini azalttığı araştırmalarla tespit edilen kahve yine bilimsel çalışmalara göre her saat içilmemeli. Özellikle strese karşı vücudun salgıladığı kortizol hormonunun yükseldiği 08.00-09.00, 12.00-13.00 ve 17.30-18.30 arası.

Uzmanlar, uyandıktan sonra kortizol seviyesinin yüzde 50 oranında arttığını hatta 08.00 ile 09.00 saatleri arasında zirveye çıktığını; bu sebeple uyandıktan sonra kahve içmek için yaklaşık 1 saat beklenmesi gerektiğini söylüyor. Aksi halde yani kortizol seviyesinin zirveye çıktığı vakitlerde kahve içmek zaman içinde vücudun uyanık kalmak için daha fazla kafeine ihtiyacı olmasına sebep oluyor. Çünkü vücut kahveye karşı bağışıklık kazanmaya başlıyor. Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı olabilir ancak hangi saatte içildiğine bağlı...

  • Sema ereren
  • kahve
  • bayram

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000