ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Derleyen: Alihan MESTCİ / HT PAZAR

2 hafta önce New York Times’tan Susan Dominus’un haberleştirdiği bu inanılmaz hikâyenin kahramanlarını göreceksiniz orada. İsimleri ve yüzleri aklınızda tutmaya çalışın. Ve öyle başlayın okumaya...

Her şey 2013 yılının temmuz ayında başladı. Bir cumartesi günüydü. Yer, Kolombiya’nın başkenti Bogota... Janeth ve Laura adlı iki kadın, akşamüstü başlayacak mangal partisi öncesi bir kasap dükkânına uğradı.

O dükkânı seçmişlerdi, çünkü Janeth’in erkek arkadaşının kuzeni William orada çalışıyordu. Janeth, aradıkları domuz pirzolasını orada bulacaklarına emindi. Buldular da...

Fakat ilginç bir şey oldu. Laura’nın gözü tezgâhın arkasına takıldı. Kasap, ofisten arkadaşı Jorge’ydi. Şaşkındı. “Mühendis” bildiği Jorge’nin orada ne işi vardı? “Jorge”nin yanına gidip selam verdi. Hatta, arkadaşı Janeth ile tanıştırmak istedi. Laura, “Hayır” dedi. “O Jorge değil, William!”

Laura’nın Jorge sandığı William, garip bakışlarla olayı anlamaya çalışıyordu. Yıllardır bu kasapta çalışıyor, çok nadir dışarı çıkıyordu. İçine kapanık, 25 yaşında, ilginç aksanlı bir genç adamdı. İşin içinde bir gariplik olduğu kesindi. Bu kadar benzer olmaları da imkânsızdı. Laura, pazartesi günü ofiste, iş arkadaşı Jorge’ye olup biteni anlattı. Jorge gülümsedi, çünkü Carlos adında bir ikizi vardı. Fakat çift yumurta ikiziydi ve kesinlikle Laura’nın anlattığı kadar benzer değillerdi.

EYLÜL 2014

“Benzerlik” meselesi 1 sene kadar gündem dışı kaldı. Ta ki Janeth, sıkıcı bir iş gününe renk gelsin diye William’ın fotoğrafını Laura’ya atana dek... Laura, fotoğrafı aldı ve Jorge’ye gösterdi. “Ne düşünüyorsun?” dedi. “Bunun ben olması, dışında mı?” diye sordu Jorge. İşi gücü bıraktı. Fotoğrafa bakmaktan kendini alamıyordu. Burnu, gözleri, kulakları, çenesi; her ayrıntısına dek aynıydı! Fotoğrafı ofis arkadaşlarına gösteriyordu. Herkes böyle bir benzerliğin nasıl olabileceğini tartışırken Jorge, fotoğrafı daha net görebilmek için bilgisayar başına geçti. Fotoğrafı büyüttü. Artık burnu ekrana değiyordu. Çünkü karede, William’ın yanında, William’dan çok daha iyi tanıdığı biri oturuyordu: İkiz kardeşi Carlos!

Jorge, mesai bitimi, hep yürüdüğü yoldan eve dönerken sürekli fotoğrafa baktı. Bunu Carlos’a anlatmalıydı! Evde, Carlos başka işlerle meşguldü. Kız arkadaşıyla telefondaydı ve rahatsız edilmek istemiyordu. Lafı ağzında geveleyen Jorge, en sonunda Laura’nın gönderdiği fotoğrafı Carlos’a gösterdi. Carlos, bakakaldı. Bir an göğsüne bir yumruk inmiş gibi hissetti. Kimdi bu iki adam? İkisi de tıpatıp onlara benziyordu. Carlos, şoku atlatamıyordu. “Bunlar kim?” diyerek evin içinde dört dönüyordu.

Facebook’u açtılar. Fotoğraftaki ikili de Jorge ve Carlos gibi Aralık 1988 doğumluydu. Detaylar, onları daha da şaşırtıyordu. “Sanırım hemşire bizi hastanede karıştırdı” dedi Jorge. Bunun, ikisinden birinin farklı bir anneden olduğu gerçeğini dile getiremeden. Çünkü bu, geçen onca yıldan sonra kabul etmesi çok zor bir gerçekti. Büyük ihtimal, Carlos’un hastanede karıştığıydı. Çünkü Carlos aileden hiç kimseye benzemiyordu. Carlos’un kişiliği de zevkleri de farklıydı. Ama ailede, Carlos’un huylarının babasına çektiği söylenirdi. Babalarını pek tanımamışlardı. Dolayısıyla, bu açıklama herkesi ikna ediyordu.

“Wilber” Cañas Velasco - “Carlos” Alberto Bernal Castro - “William” Cañas Velasco - “Jorge” Enrique Bernal Castro

JORGE VE CARLOS

Jorge ve Carlos, kendilerini çift yumurta ikizi biliyor. İkisi de çalışkan. Hizmet sektöründe meslek edindiler. Anneleri evlere gündeliğe giderdi. Fakat 4 sene önce annelerini, ona daha bir hayat yaşatamadan kaybettiler. Kız kardeşleriyle beraber büyüyen Carlos ve Jorge, şu an bir evde beraber kalıyor. Ülkedeki sıkıntılara rağmen tahsil görebildikleri bir ortamda yetiştiler. En azından evlerinde televizyon ve buzdolabı olacak kadar şanslıydılar.

WILLIAM VE WILBER

William, o gün kasapta yaşananları unutamadı. O da Jorge’nin fotoğrafını görmüştü. Laura’nın onu Jorge’ye benzettiği an aklından çıkmıyordu. William, aklında dolaşan düşüncelere daha fazla dayanamadı ve olayı soruşturmaya başladı. Akrabalarından, hangi hastanede doğduklarını, herhangi enteresan bir olayın yaşanıp yaşanmadığını öğrenmeye çalıştı. Gerçek, yavaş yavaş ortaya çıkmaya başlıyordu. Teyzesinin anlattığına göre William ve Wilber, 28 haftalık dünyaya gelmiş; doğumdan hemen sonra William’ın sindirim sisteminde sorun çıkmıştı. Bu yüzden hastanede tedavi edilmişti. Bebekler o hastanede karışmış olmalıydı. William soruşturmaya devam etti. Janeth’tan Jorge’nin hangi hastanede doğduğunu öğrenmesini istedi. “Doğru” diye bir mesaj aldı. Aynı hastaneydi.

O ana dek benzerlik meselesini eğlenceli bulan William, bu haberden sonra yerine çakıldı. Onu en çok düşündüren, onu bu yaşa getirip türlü fedakârlıklar yapan çiftçi annesiydi. Ona bu gerçeği nasıl söyleyecekti? William, karakter olarak da kardeşi Wilber’den çok farklıydı. Wilber daha asabi ve köy hayatına daha yatkınken, William okul hayatına devam etmek istese de maddi yetersizliklerden okula devam edememişti. O da kardeşi gibi çiftlik hayatına ayak uydurmaya çalışıyordu. Tüm bunları kardeşine söylemek için Wilber’ın çalıştığı yere gitti ve ona Jorge ile Carlos’un resmini gösterdi. Wilber şaşkın bir şekilde olayı kavramaya çalıştı. Ama gerçek ortadaydı.

GERÇEKLE YÜZLEŞME VE BULUŞMA

William, tüm korkularını bir kenara bırakıp Jorge ile buluşmaya karar verdi. Jorge ile arakadaşı aracılığıyla irtibata geçti. Saat 21.00 civarı yüz yüze geleceklerdi. İkisi de çok heyecanlıydı. William’ın kardeşi Wilber, büyük buluşmayı kaçırmak istemedi. Buluşma anı geldi; William ve Jorge şaşkın bir şekilde birbirini süzdü. Aynıydılar; yürüyüş, mizaç, hal ve hareketler; aynı kalıptan çıkmış gibiydi. Bir süre ayak üstü muhabbet ettiler. Hemen ısındılar. Öz kardeş olduklarını bu sıcaklıktan anladılar. Wilber ise farklı duygular içersindeydi. Kardeşi, bir yabancının tek yumurta ikiziydi.

Wilber da Carlos’la buluşmalıydı. Saat 10.00 gibi taksiye atladılar ve Carlos’un evine gittiler. “Kapıyı aç” dedi Jorge. Carlos “İstemiyorum” dedi. “Korkuyorum.” Carlos, gergindi. Gülüyordu. Sinirliydi. “Aç kapıyı” diye bağırdı Jorge. “Tek parmağınla güneşten kaçamazsın.” Bu, anneleri Diana’nın sık sık tekrar ettiği bir sözdü. Carlos kapıyı açtı.

Carlos ve Wilber birbirlerini görür görmez “Ayy” diye irkildiler. Uzun uzun süzdüler. Aynılardı. Komik bir fotokopiydi karşılarındaki ya da bir kâbus... Wilber konuşurken Carlos anlamakta zorlanıyordu. Çünkü “r”leri yuvarlayamıyor, “d” ile değiştiriyordu. Konuşma bozukluğu vardı. Tıpkı Carlos gibi. Ama Carlos, çocukken konuşma terapileriyle bu sorunu halletmişti.

Carlos ve hiç tanımadığı ikizi Wilber ile Jorge ve hiç tanımadığı William aynı odadaydılar. 4’ü de eski defterleri açtı. Birbirlerine ne kadar benzediklerini merak ediyorlardı. “Ailenin mızmız bebekleri kimdi?” “Carlos ve Wilber.” “Kimler iyi huyluydu?” “Jorge ve William.” “Kimler derli toplu?” “Carlos ve Wilber.” “Kimlerin kızlarla arası iyi?” “Carlos ve Wilber.” “Kim daha güçlü?” “Jorge ve William”...

‘ARTIK DAHA BÜYÜK BİR AİLEYİZ’

Jorge, William’a baktığı her an aynı olduklarını görüyordu. Carlos ise taşralı ikizindeki farklılıkları... “Bak” dedi Jorge’ye. “Ellerimiz aynı değil!” Çünkü Wilber, kasaptı. Elleri yara izleriyle doluydu ve çocukluğu tarlada geçmişti. Carlos ise o sırada manikürlü parmaklarını sallıyordu... Gelecek aylarda, biyolojik ikizinin büyüdüğü taşraya gidecek ve ikizi bildiği Jorge’nin şu sözleriyle sarsılacaktı: “Burada büyüseydin, finansçı olabilir miydin?”

Uzun bir gece oldu. Willam, biyolojik ikizi Jorge’ye annesini sordu. Öz annesini tanımak istiyordu. Nasıl biriydi? Neredeydi? Jorge, 4 yıl önce kanserden öldüğünü söyledi. Bir fotoğrafını gösterdi. William fotoğrafa baktı, baktı. Ağzından birkaç dakika tek bir kelime çıkmadı. Ama ortam eğlenceliydi. Genç adamlar, birbirlerinin benzerlikleriyle eğleniyordu. Fakat hikâyenin arka kapısı, her birinin içini büyük bir boşluk ve kaybolmuşluk duygusuyla kaplıyordu: Geçen yıllar, kaçan fırsatlar...

Jorge, havayı koklamış olacak, bir an durdu ve “Olan oldu” dedi. “Artık daha büyük bir aileyiz.” Bir diğeri araya girdi: “Hangi takımı tutuyorsunuz?” “Atletico Nacional!” diye haykırdı 4’ü birden. Gece yarısı, tekrar görüşme sözü verdiler birbirlerine. Jorge ve Carlos, boş kalan odada birbirlerine bakakaldı. Başbaşalardı yine... Ama bambaşka bir şekilde... “Eee ne yapıyoruz şimdi?” diye sordu Carlos. Jorge, Carlos’un ağlamaya başladığını fark etti. Hemen ayağa kalktı ve Carlos’a kocaman sarıldı. “Senin kardeşin benim” dedi.

Williams ve Jorge ile Carlos ve Wilber, tek yumurta ikizi olduklarını 25 sene sonra inanılmaz bir tesadüf sonucu öğrendiler. Farklı yerlerde, farklı insanlar olarak yetiştiler. O gece öğrendikleri gerçekle hayatları değişti. Artık beraber yeni bir hayata hazırlanıyorlar.

  • Alihan Mestci
  • Kolombiya
  • Bogota
  • ikizler
  • hastane
  • çocuk

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Tüm yorumları göster(5)
Kalan karakter : 2000