09 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Bazı insanlar hayatlarında pek çok yol ayrımına gelir ve bulundukları ortamın koşullarını kendilerine göre çok iyi değerlendirebilirler. Çünkü bu tip insanlar tam bir girişimcidir ve egoları yoktur. Tıpkı 76 yaşındaki Sitare Yurdanur Parlak gibi...

Varlıklı bir ailenin kızı olarak dünyaya gelen Parlak’ın çocukluğu Teşvikiye’de geçer. 18 yaşında siyasete atılır, gazetecilik yapar, parasız kaldığında pazarcılık yapmaktan çekinmez, yardıma muhtaç insanlara el verir.

3 yıldır yaşamını Darülaceze’nin Kayışdağı’nda sürdüren ve öğrencilere mektup arkadaşlığı yapan Parlak, çok şık bir kadın, şahane bir Türkçe’yle konuşuyor. Buraya neden geldiği ve nasıl bir geçmişi olduğu da ayrıca merak uyandırıyor. “Allah bana her zaman ummadığım şeyleri altın tabakla sundu. Ben ise bir şeyi yapıp başardıktan sonra orada bıraktım, yani daldan dala atladım” diyen bu cesur kadının hikâyesine bir göz atalım...

18’İNDE SİYASETE ATILDI

İçinde hep bir şeyler yapma dürtüsü olan genç Sitare, 18 yaşına geldiğinde ailesinin de etkisiyle siyasetle ilgilenmeye karar verir ve CHP’nin gençlik kollarına kaydolup 3 ay müteşebbis heyette başkanlık yapar. Yapılan kongrede başkan seçilince ilk olarak diğer üyelerin okul yıllarında iyi oldukları konularla ilgili gönüllü ders vermelerini istemek olur, eğitime önem verir. Bu arada Gündüz Gazetesi’nde köşe yazmaya başlar ve İstanbul Magazin Gazetesi’nde röportajlar yapar. Sonra bir süre Fethiye’de yaşar ve turizmle ilgilenir. İstanbul’a döndüğünde 16 yıl sürecek tekstil işine verir kendini ve Nişantaşı’nda bir mağaza açar. Bir gün alacağı ürünlerle ilgili problem yaşayınca, kafası atar ve üretim yapmaya karar verir. Toptancısından uzun süre parasını alamayınca elindeki kıyafetleri satıp Salı Pazarı’nda stant açar, boyalı saçları ve şık kıyafetleriyle... Oysa 80’lerde henüz semt pazarlarında kadınların tezgâhlarda görünmesi söz konusu bile değildir, oysa o hem pazarcılık yapar hem de piyasadaki erkek egemenliğine karşı kendini ezdirmez. Tekstil sektörü çalkantılı bir döneme girdiğindeyse işi bırakır. “Hiçbir zaman böyle şeylerden utanan bir kadın olmadım, kendimi ezdirmedim. Ancak tekstil sektörü dalgalanınca, 93 senesinde işi bıraktım’’ diye anlatıyor bugün o zamanları.

Neslihan PERKER

Derken yeni yeni yerleşime hazırlanan Başakşehir’e taşınır. Akşamları bazı binaların ışığının yanmadığını fark eder ve orada Bulgaristan’dan gelen göçmen konutlarının olduğunu, ne elektriklerinin ne de sularının olduğunu öğrenir. Dönemin başbakanı Mesut Yılmaz’ın bir ortaokul açılışına katılacağını öğrenince orada yaşayan kadınları organize ederek, ellerine mum verir ve tam başbakan konuşurken söndürmelerini tembihler. Bu hareket polislerin dikkatini çekince, kibar bir sivil polis onu emniyete götürür, diğer hanımlarla birlikte... Kısa zaman sonra da bölgeye hem su, hem de elektrik gelir. Parlak, bir süre Refah Partisi’nin kadın kollarında da etkin rol alır. Sonra bir lokanta açar, mekânı popüler olur. Bakırköy’de pazar kurulması için önayak olur. Ardından hapisten yeni çıkan, bugünün cumhurbaşkanı o yılların ise belediye başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasete dönüşü için yürütülen imza kampanyasında görev alır. Ardından DYP Kadrolu Kadın Kolları’na başkanlık yapar, Tarlabaşı, Kasımpaşa gibi semtlerde maddi sıkıntı yaşayan ailelere erzak temin eder.

‘HER ŞEYİ EN ÂLÂSIYLA YAŞADIM’

Ardından casting işleri yapmak için bir ajans kurup dizilere oyuncu verir, hatta kendi de dizilerde rol alır. Ailesindeki hastalıklar ve kayıplar sebebiyle 10 sene her şeyden elini eteğini çeker. Annesini 2011’de kaybeder. O sıralar Moda’da ikamet eden Parlak, aynı semtte çok sevilen bir restoranın işletmeciliğini üstlenir ve yine insanlara yardım elini uzatmaktan çekinmez. Fakat yardım ettiği bazı kişilerin olumsuz davranışlarıyla karşılaşınca her şeyi bırakıp Darülaceze’de yaşamaya karar verir.

Verdiği karardan memnun olduğunu şöyle anlatıyor: “Hayatımda her şeyi âlâsıyla yaşadım, insanlara hep yardım ettim. Çok da para kazandım. Ancak bazı hadiselerden sonra geçmişimi unutup buraya geldim, görür görmez de çok sevdim ve hızla kararımı verdim.”

Darülaceze ile ilgili insanların kafasında yanlış algılar olduğunu söyleyen Parlak, “Burası bir yaşam evi. Odamda konforum yerinde. İstediğimiz zaman sosyalleşebiliyoruz, sinemaya, konsere ya da tiyatroya gidiyoruz. Çeşme’de beş yıldızlı otelde de kalıyoruz, kaplıcaya da gidiyoruz. Yemeklerimiz güzel, günde üç öğünümüz, bir de ara öğünümüz var. Diyabet hastalarına özen gösteriliyor. Hayatımız keyifli, yalnızlık çekmiyoruz.’’

NİŞANLISI VEFAT EDİNCE BİR DAHA EVLİLİK DÜŞÜNMEMİŞ

Parlak, yaptığı işlerle yetinenlerden değil. Bundan sonra gene bir mekân açmak istiyor, bu defa işletmeciliğini sevdiği insanlara bırakıp arada sırada uğramak için...

Büyük emeklerle geçen hayatında bir aşk hikâyesi var mı diye merak ediyorum, hayatında bir kere nişanlanmış. Doktorluk yapan ve Parlak’ın çok sevdiği bu erkek, daha onlar nişanlıyken kalp rahatsızlığı nedeniyle vefat etmiş. Parlak da hayatı boyunca evlenmemiş. Belki dünyaya getirdiği bir çocuk yok ama bir sürü çocuğa annelik yapıyor. Üsküdar’da bir kolejde görev yapan bir edebiyat öğretmeninin, “Bu çocuklar mektup yazmayı bilmiyor’’ diyerek başlattığı hareket zamanla, mektup yazanların 15 günde bir Darülaceze’de Sitare Yurdanur Parlak’ı ziyaret ederek onunla tanışma merasimine dönüşüyor. Ataşehir’den bir kolej de bu harekete katılmış, böylece ona mektup yazan çocukların sayısı her geçen gün artmış. Şu ara en büyük aktivitelerinden biri, kendi yaşam deneyimlerinden yola çıkarak çocukların mektuplarını yanıtlamak.

HABERTÜRK PAZAR


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300