07 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Seçim arifesindeki ABD’de her şey alt üst oldu ki, ünlü bir gazeteci durumu şöyle özetliyor; “Kurgular gerçek, hakaretler iltifat oldu, analizlerse hiç olmadığı kadar yanlış.” Önceki hafta küresel güç ABD’deydik, seçim atmosferini ve dünyamızı nelerin beklediğini yerinde inceledik…

Hillary Clinton

Memleketi: Park Ridge, Illinois

Mesleği: Eski Dışişleri Bakanı, Senatör
Eğitimi: Welleslet College, Yale Hukuk Fakültesi

Net Serveti: Eşi Bill Clinton ile birlikte 45 miilyon dolar

Çocuk sayısı: 1

Siyasi vaadi: Sağlık sistemini geliştirme, orta sınıfı güçlendirme

Zaafı: Ortalığa dökülen şahsi e-postalarıyla ilgili sorular

Sloganı: Birlikte daha güçlü / Aşk ve merhamet

Aksanı: New York / Midwestern / Southern

Partisinin ileri gelenlerince kucaklandı mı? : Evet

*************************************

Donal Trump

Memleketi: Queens, New York

Mesleği: Emlak zengini, realty şov yıldızı

Eğitimi: Fordham ve Pennsylvania Üniversitesi

Net serveti: 4,5 milyar dolar kadar

Çocuk sayısı: 5

Siyasi vaadi: Sınıra duvar örme, göçü engelleme

Zaafı: Patavatsızlık
Sloganı: Amerika’yı yeniden büyük yapmak

Aksanı: Outerborough, New York

Partisinin ileri gelenlerice kucaklandı mı?: Eh işte!

KAMPANYANIN YALAN MAKİNESİ

Hillary Clinton

Yüzde 60: Doğru

Yüzde 73: Büyük ölçüde doğru

Yüzde 39: Daha ziyade yanlış

Yüzde 6: Sana kimse inanmaz

Yüzde 27: Yanlış

Yüzde 58: Yarı doğru

DONALD TRUMP

Yüzde 12: Doğru

Yüzde 31: Büyük ölçüde doğru

Yüzde 39: Yarı doğru

Yüzde 97: Yanlış

Yüzde 48: Sana kimse inanmaz

Yüzde 48: Daha ziyade yanlış

YÜZDE 82.6’YA YÜDE 16,5

Kampanya dönemindeki en farklı galibiyeti Hillary Clinton 8 Mart 2016’da, Missisippi’de Bernie Sanders’a karşı kazandı.

YÜZDE 49,6’YA YÜZDE 49,4! YÜZDE 40,9’A YÜZDE 40,7!

Seçim kampanyasında Demokrat ve Cumhuriyetçilerin parti içi yarışındaki en ‘kıl payı’ galibiyetler 15 Mart 2016’ya denk geldi. Clinton Missouri’yi yüzde 49,6’ya 49,4 ile kazanırken, aynı gün Trump yüzde 40,9’a 40,7 ile Cruz’u geçti.

1 GÜN

ABD’deki seçim kampanyasının en kısa süren ittifakı, Cumhuriyetçi Parti’de aday adayları Ted Cruz le John Kasich arasında yaşandı ve sadece 1 gün sürdü.

FIGHT SONG

Rachel Pltten’in bu parçası Hillary Clinton’ın hemen bütün etkinliklerinde çalınarak, ABD’de seçim kampanyası döneminin en çok çalınan şarkısı oldu.

1 KİŞİ

Demoktat Parti aday adaylarından Martin O’Malley, Aralık 2015’te Lowa’daki mitinginde sadece 1 kişiye konuştu. Tabii kendisi hariç!

YÜZDE 12

ABD’de toplam seçmenlerin yüzde 12’si çoğunluğu Meksikalı Güney Amerika kökenlilerinden oluşuyor. Vatandaşlık bekleyen 4 milyon oturma iznine sahip Latin de eklendiğinde daha da büyük bir kitle haline gelecekler. 2050’de bu oranın yüzde 30’a ulaşacağı öngörülüyor.
8 KASIM 2016 SALI
ABD Başkanlığı seçiminin yapılacağı tarih.

225.778.000

Seçime katılacak seçmen sayısı.

“ONLARIN HAYATLARININ MEYVE SALATASI”

Reuters’e göre seçim kampanyasının bir aday tarafından kullanılan en acayip deyimi Ben Carson’dan geldi. Rakipleri için şöyle dedi: Geçmişte ne yaptılar? Hangi kararları verdiler? Bu soruların yanıtları, bir mülakatın size verebileceğinde çok daha fazlasını söyler. Bu yüzden, benim bakacağım şey onların hayatlarının meyve salatası.

Donal Trump’a desteğini açıklayan profesyonel sporcu ve antrenör sayısı: Mike Tyson, Rex Ryan, Bobby Knight, Paul O’Neill, Johhny Damon, Latrell Sprewell, Herschel Walker, Mike Ditka, Terrell Owens, Dennis Rodman, Tom Brady, Clay Buchholz.

YÜZDE 44’Ü 18-35 YAŞ ARASINDA

ABD’de Güney Amerika kökenli seçmenlerin yüzde 44’ü 18-35 yaş arasında ve en genç seçmen kalitesini oluşturuyor.

Geenç avukat Hillary Rodham, 1979’da büyükbaş hayvan fiyatlarının patlayacağını düşünerek bazı kontratlarda kısa pozisyon almıştı. Yatırdığı tutar sadece bin dolardı. Ancak kızı Chelsea’ye hamile kalınca, türev ürünler piyasasında oyuna vakit kalmadığını düşünerek 10 ay sonra yatırımını sonlandırdı. Masadan ayrılırken, parası tam 100 bin dolardı. Türev ürünler piyasasında böyle bir şey görülmemişti. Konu New York Times’ta haber oldu. Araştırmacılardan yatırımcılara herkesin dikkatini çekti. George Soros’un en başarılı hedge fon yöneticisi olarak gördüğü ve oğlunu yanına staja gönderdiği Victor Niederfoffer, böyle bir oyunda bu kazancın çölde kartopu bulmakla eşit olasılığa sahip olduğunu savundu. Herkes böyle bir nasıl gerçekleştiğini araştırıyordu. 1994’te Journal of Economiscs and Finance Dergisi profesörlerden oluşan bit ekibe konuyu analiz ettirdi.

HILLARY 31 TRİLYONDA 1

Profesörlerin oluşturduğu modele göre bu sürede böyle bir piyasada 100 kat getiri ihtimali, 31 trilyonda 1’di. Fakat bu başarı gerçekleşmişti ve herhangi bir manipülasyon da yoktu… (İlknur Ürer-Hakan Osmanoğlu, “Türev Ürünlerin Gizli Dünyası”, Mayıs 2016) Ama atladıkları bir şey ardı. O genç avukat, zaten 1975’teki evliliğinde de hedefi 12’den vuruş ve eşi Bill Clinton daha sonra ABD Başkanı, kendisi de doğal olarak First lady olmuştu. Bu kadar verimli bir hayat zor bulunur doğrusu. Ama hiç kolay olmadı. Harvard’da hukuk okumak için girdiği sınavda sadece 2 genç kadın olduklarını ve Harvard sevdasından vazgeçsin diye erkek öğrencilerin “Benim yerime sen Harvard’a girersen ben de Vietnam’a gider ölürüm” gibi sayısız tacizine maruz kaldığını anlatan Clinton “Genç bir kadın olarak o ortamda heyecanlarımı bastırmayı öğrenmek zorundaydım” diyordu.

Çok başarılı bir kariyer, fedakar bir eş ve anne, bilge bir kadın ve yeniliklerin, ilklerin zorlayıcısı…

Böyle görülmeyi bekliyordu ama 2016 ABD Başkanlığı seçiminde durum pek de istediği gibi gelişmedi. İlk kadın başkan seçilmek için yarışırken rakipleri de rol modelleri de hep erkek. Yani… Biriyle evlenip diğeriyle çalıştığı iki başkan Bill Clinton ve Barack Obama’nın yanında, Hillary için “kendisi olmak” bir mesele. Buna “başkent yıpranması” diye tarif edilebilecek, devlet törenine öfkeyi mıknatıs gibi çeken “siyasi elit” imajı da eklenince, pek çok seçmen onu samimi bulmamaya başladı.

Donal Trump ise babasından aldığı 10 milyon dolarla başlayıp dev bir iş insanı, yani “kazanan” olmakla övündü hep. Kadınlara, göçmenlere hakarete varan sözler sarf edip yine onlardan oy isteyebilen; 4 şirket batırdığı yahut vergi kaçırdığı iddiaları sorulduğunda kendi çevirdiği dolapları ifşa etme pahasına rakiplerinin ipliğini pazara çıkaran fütursuz bir karakter çizdi. “Benim şirketlerimi iflasa sürüklediğimi söyleyip durmayın, çünkü pek çok büyük bir iş insanı gibi ben de sadece yasaları avantajım için kullandım” diye açıkladı Trump.

“Hükümetin vergilerimizi harcama biçiminden nefret ediyorum, bu yüzden mümkün olduğunca az ödemek istiyorum” Ve kendisi gibi başkalarını da zengin edebileceğini, zaten zengin olduğu için de diğerlerinin tersine kendi cebini düşünmeyeceğini ssürekli tekrar etti. Bu dil pek çok seçmende karşılık buldu.

“KURGULAR GERÇEK, HAKARETLER İLTİFAT”

Sonuçta eski Dışişleri Bakanı Clinton hayatında yine bir mucizeye imza atma ihtimaliyle karşı karşıya. Ama hayır, ABD’nin ilk kadın başkanı seçilmeye daha yakın olması değil! Sözünü ettiğim, bir ikaa olarak başlayan Donald Trump’ın başkanlık ihtimalinin seçime 1 ay kala Clinton’a 1-2 puanlık bir mesafe kadar ciddi hale gelmesi…

herhalde ABD’nin fabrika ayarlarının bozulmasını en iyi tarif eden kişi, Reuters’a özel seçim analizleri kaleme alan The American Century” kitabının yazarı Harold Evans. “Trump, şaka olmadığı anlaşılana kadar bir şakaydı” diyen Evans’a göre her şey altüst olmuş durumda ki bu seçimde kurgular gerçek, hakaretler iltifat oldu, analizlerse hiç olmadığı kadar terse yattı. Birkaç puan önde olsa bile aslında toplumsal eğilimleri anlamada terse yatanlar arasında Hillary Clinton ve partisinin ileri gelenleri en baş sıralarda.

Zira Trump’ın neredeyse bir cümle, üç kelimeden ibaret şu stratejisine karşı kaybetme ihtimalleri var; We’re gonna cut so much taxes. You’re gonna get sick of cutting. İt’s gonna be yuuuuuuuge! (Vergileri çok indireceğiz. İndirim manyağı olacaksınız. Acaip iyi olacak)

ALGONAC KASABASININ SIRRI

Amerikalı seçmenlerle biraz konuşmak bie durumu anlamaya yetiyor:

Hillary Clinton ve merkez medyanın “Donald Trump’ı ti’ye alan” dili işe yaramıyor. Tam tersi, bu alaycılık oyları Demokratlar Parti’den ve “Aday Trump’sa ben Clinton’cıyım” diyen baba Bush gibi Cumhuriyetçi elitlerden alıp New York Queens’li emlak zenginine veriyor. Garip ama Cumhuriyetçi aday Trump aslında Cumhuriyetçi Parti’nin aristokratlarıyla da mücadele ediyor. Zira partinin elitleri onun parti kimliğini dağıttığını düşünüyor. 2 Plutzer’li David Rohde, Arlene Getz, Dan Gross gibi önemli gazetecilerse işe yaramadığı anlaşılsa bile hala “Trump gibi birinin başkan olamayacağı” söyleminde ısrar edildiğinin altını çiziyor.

oysa Trump’a oy vereceğini söyleyen pek çok Amerikalı bu tepeden bakma halinden bıkmış, göçmenlerden ve işsizlikten dolayı öfkeliler. Bıkkınlık, korku, öfke ve değişim, bu seçimin anahtar kelimeleri. Washington’da yerleşik siyasi elit, klişe konuşmalar, fakirleşme ve bunların sorumlusu saydıkları düzen onları öfkelendirdiği için yerinde ne yükseleceğini umursamadan var olanı yıkmak istiyorlar. Bütün bu duyguların en net görüldüğü, ABD’deki garip seçim atmosferinin sırrının arandığı yerse, 4 bin 56 nüfuslu küçük Algonac kasabası. Michigan’da Detroit yakınlarındaki kasabada Trump Cruz’a Sanders Clinton’a karşı 3’te 2 oyla net kazanmış. Jonathan Allen ve Jeff Kowalsky de neler olduğunu anlamak ve haber yapmak için bir süre bu kasabada yaşamaya karar vermiş.

Daha çok otomotivle geçinen ama bazı fabrikaları işgücü daha ucuz diye Meksika’ya kaptıran kasabalı kızgın. Meksikalılara kimisi göç yüzünden, kimisi de fabrikalar yüzünden karşı. 18 yaşındaki Parker Fox, Trump’ı mı yoksa Sanders’ı mı daha fazla sevdiğine uzun süre karar verememiş; ama artık ilk oyunu kime vereceğini biliyor. Eskiden inşaat sektöründe çalışan Jay DeBoyer’in kafasında Trump, neredeyse Hz. İsa gibi bir yerde oturuyor. “Tapınağa girip ne varsa yıkan” Trump sayesinde aydınlandıklarını, Washington’daki oyunların ortaya döküldüğünü söylüyor ve ekliyor; Hakimiyet yine milletin olmalı.

“İŞİ BİLİYOR, DÜMDÜZ SÖYLÜYOR”

Bu insanlar, “Başkan Trump” fikrinin başkentteki ‘siyaset sosyetesi’ni paniğe sokmasını seviyor. Hillary Clinton’ı da ‘siyaset sosyetesinin gülü’ olarak görüyorlar! Bir kadın seçmen, “Trump’ın hakaretleri umurumda değil. O, işi biliyor ve söylenmesi gerekeni dümdüz söylüyor” diyor. Trump’ın bugüne kadarki sözlerinden pek çoğunun yanlış hatta yalan çıktığı hatırlatıldığındaysa “En azından diğeri gibi profesyonel bir yalancı değil” yanıtı geliyor. Trump’ı yalancılıkta bile samimi bulan Algonac’lılara göre, “Söylediği 10 şeyden 2’si tutarsa yeter”.

ABD genelinde yüzde 74 olan “beyazların yaşadığı ev” oranı, Algonac’ta yüzde 97. Ama “dışlanmış hissettikleri” için “dışlandığını düşündükleri” Trump ve Sanders’ı tercih ediyorlar. Belki kararsız seçmen 8 Kasım’da Clinton’u rahatlatabilir.

Ama Trump’ı yüzde yüzde 40’lara taşıyan bu “protesto” hali, insanların huzurlu hale getirecek politikalar üretilmezse, göçe çare bulunmaz ve Wall Street’in düzgünleri biraz çekilmezse; bu seçimde değilse bile bir sonrakinde sandığı altüst edebilir.

LATİN FAKTÖRÜ

Öte yandan, bir de güney Amerika kökenli seçmenler var Onları durumu daha da karmaşık hale getiriyor Göçmenlere karşı Meksika sınırına duvar vaat eden Trump’ın Latin oylarına da ihtiyacı olacak. 2012’de Mitt Romney Latin seçmenin yüzde 27’sinin oyunu alabilmiş ve Obama’ya kaybetmişti. O bunun farkında değilse bile, partisinde Trump’ın Latin seçmeni öfkelendiren söylemi kaygı yaratıyor.

Zira 2050’de ABD’deki toplam seçmenin yüzde 30’unu Latinlerin oluşturacağı öngörülüyor. Bu nedenle Cumhuriyetçi Parti’nin ileri gelenleri, kalbi kırılan Latinlerle bir daha asla seçim kazanmama korkusu taşıyor. Dahası, çoğunluğu Meksika kökenli bu insanların yaşadığı yerler ülkede suç oranı en düşük, genç seçmenin en yoğun olduğu bölgeler…

Bugünlerde ABD’de sanki kimse olması gereken kişi değil. Adaylar da temsil etmeleri gereken kitleler yerine tam tersinin sesi gibi görünüyor. Clinton “sınıf başkanı” ama sanki yanlış sınıfın başında! Trump kampanya döneminin “zengin haylaz”ı ama beklenenden çok insan arkasında…

Kabaca, düzeni savunan elitler “sol”da. Demokratların tarafında, dışlanmış hisseden “emekçiler”se “sağ”da Cumhuriyetçilerin yanında gibi…

Tabii bu durum ABD için yeni ama dünya buna başka ülkelerden de aşina.

HUGE (HUGE-BÜYÜK, KOCAMAN)

Sçeim kampanyasında en orijinal dilbilimsel ifade, Donald Trump e Bernie Sanders tarafından paylaşıldı. Özellikle Trump kendisinin başkanlığında çok güzel şeyler olacağını anlatmak için kurduğu cümlelerde sık sık “HUGE” sözcüğünü kullandı fakat hep “YUUC” diye telaffuz etti.

Selçuk Tepeli / Gazete Habertürk-Pazar


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300