07 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Beyazperdede film izlemek başka, koca bir orkestrayla dolu salonda filmi müzikal bir deneyime dönüştürmekse bambaşka. Geçen sezon Movies in Concert serisinin ilkini Lord of the Rings’i izledim. Müzik öyle içime işledi ki şimdi sinema salonunda film izlemeye burun kıvırır oldum. Gerçi bu pahalı bir deneyim... “Kaçırdım” diye üzülmeyin, Zorlu PSM seriye devam ediyor; Titanic Live, Amadeus Live, Aliens Live ve Lord of the Rings in Concerts: The Two Towers gelecek. İlki Titanic Live, 28-29 Ekim’de gerçekleşecek. Hollywood’un deneyimli isimlerinden Ernst van Tiel şefliğinde Sinema Senfoni Orkestrası ve Korosu’na Clara Sanabras eşlik edecek. Siz siz olun bu etkinliğe giderken mendilinizi unutmayın, filmin sonunu bile bile Rose’un “Jack!” çığlıklarını duyar duymaz gözlerimiz doluyor. İşin içine canlı müzik girince neler olacak kim bilir... Etkinlik öncesi şef Tiel ve solist Sanabras ile konuştuk.

ERNST VAN TİEL: DÜŞÜNMEMEMİZ GEREKEN ŞEY İYİ MÜZİK VE KÖTÜ MÜZİK

Müzik yapmanın en güzel yanı nedir?

Kolay bir soru. Besteyi çalarken hissedilen zevk, müziğin verdiği hissiyat, diğer müzisyenlerle ve seyirciyle kurulan iletişim.

Hangi filmin müziğinin yapımında çalışmak isterdiniz?

E.T., The Godfather, Spellbound...

Popüler müzik dünyasının bu denli rağbet gördüğü dönemde klasik müzik sizce kendine nasıl bir yol çiziyor?

İleride klasik, caz, pop gibi tarzlar hakkında daha az düşüneceğiz. Düşünmememiz gereken şey, iyi müzik ve kötü müzik. Bazı tarzları dinlemezsen, onlardan alacağın zevkten mahrum olursun. Film müziklerinin popülaritesi artıyor.

Türkiye’den tanıdığınız ya da takip ettiğiniz müzisyenler var mı? Ülkemiz hakkında sizin ilginizi neler çekiyor?

Evet, Türkiye’den bazı sanatçılar tanıyorum. Ayrıca geleneksel Türk kültürünü seviyorum. Türkiye’deki arkadaşlarım bana şahane Türk yemekleri hazırlıyor.

Şefler yaptıkları şovlarla artık birer star.

Müzik her şeyin başında gelmeli. Geri kalanı mühim değil. Benim işim, en yüksek seviyede müzik yapmak.

Kariyerinizi The Artist’ten öncesi ve sonrası olarak bölerseniz...Ludovic Bource ile çalışmak nasıldı?

The Artist’in başarısından önce, daha çok klasik müzik, bazen de film müzikleri yönetiyordum. Hayatımda değişen şeyse, şu günlerde zamanımın yarısı film müziklerine ayrılmış durumda. Ludovic Bourse ile çalışmak harikaydı, şu an en yakın arkadaşlarımdan biri.

Zorlu PSM’deki performansınızda gelenleri neler bekliyor?

Seyirci unutulmaz bir akşama hazır olsun. Orkestra ile bin kat daha duygusal olacak. Bu deneyim, normal bir sinema deneyiminin üstünde.

CLARA SANABRAS: NE ZAMAN UD ÇALSAM, İSTANBUL'UN KOKUSUNU HATIRLIYORUM

Titanic’i kaç kere izlemişsinizdir? Siz de her izlediğinde gözleri dolanlardan mısınız?

12-15 kez izledim. Ama performans sırasında hiç izlemedim çünkü her seferinde ağlıyorum.

Film sizce ne mesaj veriyor?

Jack ve Rose’unki gibi imkânsız aşk hikâyeleri çok güçlü, uzun soluklu değil fakat aşkları sonsuz. Aşkları toplumun bütün düşüncelerinin önüne geçiyor, düzene, sınıflandırmalara ve hatta ölüme karşı koyuyor.

Günümüzde insanlara bu, fazla romantik ve hayali geliyor.

Günümüzde insanlar tutkuya ve bu tutkunun sahip olduğu güce dair inançlarını kaybetti. İnanç dağları yerinden oynatır hissiyatı da kayboldu.

“My heart will go on” parçasını dünya Celine Dion’dan dinledi ve alıştı. Şimdi siz de seslendiriyorsunuz. Hiç kıyaslandınız mı?

Celine Dion inanılmaz bir sanatçı ve şarkı olağanüstü. Şarkıyı söylerken Dion ile benzer bir yolculuğa çıkmam gerekiyor, içimden gelerek söylüyorum.

Türkiye hakkında neler biliyorsunuz ve İstanbul’da nasıl vakit geçireceksiniz?

Geçen sefer İstanbul’a geldiğimde ud satın almıştım. Ne zaman ud çalsam, İstanbul’un kokusunu, sesini ve büyüsünü hatırlıyorum. Yeniden gelmeyi dört gözle bekliyorum.

Ece ULUSUM - HABERTÜRK PAZAR
eulusum@htgazete.com.tr


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300