04 OCAK 2017
İnternet Explorer tarayıcısının 8.0 ve daha eski sürümlerini desteklememekteyiz.
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Büyük şehirlerde bir restoran açmayı planlıyorsanız, başlangıç için en iyi aylar tartışmasız eylül veya ekimdir. Tatilde olanlar yavaş yavaş şehre dönmeye başlar. Basının odağı yazlık mekânlardan kışlıklara döner. Şehirli insanlar yeni mekânları keşfetme turlarına başlar. Restoranlar için bu efektif dönem, yılbaşında zirve yapar ve yavaş yavaş bir dahaki eylüle kadar düşüşe geçer. İster yeni, isterse de yıllanmış bir restoran olsun bu döneme iyi girmek gerekir. Farklı bir hikâyeyle, çıtayı bir tık daha yükseltip misafirlerin önüne hazır çıkmak can alıcı noktadır. Özellikle büyük şehirlerdeki klasik kebap ve balık lokantalarının dışında kalanlar için yenilikleri takip etmek çok önemli. Restoran sektöründe ülke olarak yeni bir şeyler yaratacak kapasitede olmadığımızdan geriye tek yol olarak Batı’yı takip etmek kalıyor. Biz genelde gelişmeleri birkaç yıl geriden de takip etsek, bu yeni dönemde Batı’da heyecan veren yeni akımlar var...

Mor ekmek: Son 10 yıldır ‘ekmek’ büyük bir saldırı altında. Çok çabuk sindirilmesi, kan şekerini hızlı bir şekilde yükseltmesi ve obezitenin en büyük sebeplerinden bir tanesi olarak kabul edilmesinden dolayı itibarı yerle bir edildi. 2016 başında Singapur Devlet Üniversitesi profesörlerinden Zhou Weibiao, yabani pirinçten yeni bir ekmek üretmeyi başardı. Beyaz ekmeğin lezzetine çok yakın bu mor renkli ekmeğin, geleceğin süper gıdası olması bekleniyor. Yüksek antioksidan içermesi sebebiyle kansere karşı önemli bir silah olarak kabul ediliyor. Normal ekmeğe göre yüzde 20 daha geç sindiriliyor.

Çimle beslenmiş hayvanlar ve ürünleri: Her dönem sağlık algısı, gıdada farklı tabirleri popüler hale getiriyor. ‘Organik’, ‘GDO’suz’ gibi ibareler uzun bir süre sorgulandı. Şimdi Batı’da marketlerdeki ürünlerin üzerinde “Bu hayvan doğal çim ile beslenmiştir” ibareli ürünleri satın almak en ‘cool’ hareketlerin başında geliyor. Sadece etlerin üzerinde değil; süt, yumurta, tereyağı gibi hayvansal bazlı ürünlerde de bu ibareyi görmek mümkün. Bakalım bu tabiri ülkemizde ne zaman göreceğiz ve doğruluğundan ne kadar şüphe edeceğiz?

Zerdeçal: Google verilerine göre son 5 yıl içerisinde ‘zerdeçal’ aramalarının sayısı yüzde 300 oranında arttı. Hemen hemen her şeye iyi geliyor. Kanserden depresyona kadar geniş bir yelpazede mucize bir baharat olarak algılanmaya başlandı. Köriye sarı rengini veren bu 2000 yıllık baharat, toz olarak marketlerde ve taze olarak yemeklerin içerisinde ve meyve suyu karışımlarında kullanılmaya başlandı. Salataların, pilavların ve taze sıkılmış meyve suyu kürlerinin içerisinde zerdeçalı daha fazla göreceksiniz.

Kurutulmuş ürünler: Dut kurusu, kuru üzüm, kuru kayısı gibi özellikle yemişlerin kurutulmasına aşinayız. Batı’da ise kurutma (dehidrasyon) işi zirve yaptı. Brokoliden somona, havuçtan sucuğa her şeyin kurutulmuş versiyonunu bulmak mümkün. Genel olarak bir ürün kurutulduğunda, içerisindeki su miktarı azaldığından aroması yoğunlaşıyor. Yani sadece özü kalıyor. Bakalım bu kurutma çılgınlığı hangi noktaya kadar devam edecek ve tüketicilerin tepkisi ne olacak?

Nohut tozu: Özellikle Batı’da humus büyük bir yükselişte. Her yerde humusu görmek mümkün. Şimdi ise humusun hammaddesi olan nohut tozu veya onların deyişiyle ‘nohut unu’ oldukça popüler. Gluten alerjisi olanların sayısının hızla artmasıyla yapılan çalışmalar sonucunda, en iyi çözümün nohut unu olduğunu söylüyorlar. Pizzadan kurabiyeye, ekmekten makarnaya kadar birçok ürün artık nohut unu ile hazırlanıyor. Birçoklarına göre çıkan sonuçlar, buğdaya göre çok daha başarılı. Deneyip, görmek lazım...

Murat BOZOK / HT PAZAR


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300