Türk erkeklerinin Moldova istilası

Moldova Başbakanı geçen yıl, tam 90 bin Türk'ün ülkelerine geldiğini açıkladı. Peki sebebi ne?

16 Kasım 2007 Cuma, 09:33:00Güncelleme: 09:33:00
Onaylanmadı Bu haberi favori listenize eklemek için üyelik girişi yapmalısınız. Üye değilseniz tıklayın.
Habertürk'e facebook veya
twitter hesabınızdan hızlı bağlantı yapabileceğiniz gibi e-posta hesabınızla da  yeni üyelik yapabilirsiniz.

İstanbul’a sadece 1 saat 15 dakika uzaklıkta bir ülke, Moldova. Biz Moldova’yı, ülkemize çalışmaya gelen kadınları ile tanıyoruz. Onlar ise bizi, Moldova’yı mesken tutan Türk erkekleriyle tanıyor. Moldova Başbakanı Vasili Tarlev’in verdiği bilgiye göre, geçen yıl tam 90 bin Türk erkeği Moldova’ya gitti. Peki neden gitti? Yerinde inceledik

Uzun bir yazının giriş cümlesini bulmak çok zor. En iyisi doğrudan konuya girmek. Geçen hafta Cricova Şarap Mahzenleri’nin davetlisi olarak Moldova’daydık. Mihmandarımız, ünlü tarihçi Cemal Kutay’ın oğlu Ömer Faruk Kutay’la birlikte mahzenleri dolaştık, ülkenin Başbakanı Vasili Tarlev ile görüştük. Keşişlerin yaşadığı Orhei Bölgesi’ne de gittik, gece kulüplerine de... Döndük. Şimdi Moldova üzerine söyleyecek çok sözümüz var.

Türk Hava Yolları ile gidiyoruz Moldova’ya. Haftanın iki günü sabah, iki günü de akşam uçuş var. 1 saat 15 dakikalık uçuş mesafesinde bir ülkeye gideceğimiz için, şehirlerarası yol yapıyormuşçasına rahatız. Önceden vize alınması gerekmiyor. Vize, uçaktan indiğiniz anda pasaport kontrolüne girmeden, görevli ile yapacağınız konuşma sonrasında veriliyor. Yani görevli, tipinizi beğenmezse, gerisin geri sizi ülkenize gönderme hakkına sahip. Vize ücretleri son derece pahalı. Bir aylık tek giriş vize için 60 dolar ödemeniz gerekiyor. Zaten özel bir davetiyeniz yoksa, bir aylık vizeden fazlasını almanız mümkün değil. “Uçak, silme güzel Moldovalı kızlarla dolu, galiba giden tek Türk biziz'' diye düşünürken, yanıldığımı saatlerce beklediğim vize kuyruğunda anlıyorum. Moldova’ya gelenlerin hepsi, nedense erkek. Moldova’da kaldığımız günlerde, gece kulüplerini dolaşırken, geliş nedenlerini açıkça anlıyoruz.
     
Dikkat! Bitlenebilirsiniz

Moldova çok fakir bir ülke. Nüfusu da Türkiye’deki pek çok şehirden bile az. Sadece 700 bin. Bu nüfusun yarısı, bağlarda ve şarap fabrikalarında çalışıyor. Pek çok Moldovalının, ülkesini, ailesini bırakıp neden başka ülkelerde çalıştığını, aylık gelirlerini öğrendiğimizde gayet iyi anlıyoruz. Aylık ortalama 60 dolar kazanıyorlar. Gittiğimiz ilk gün, başkent Kişinev’de, troleybüslere binmememiz yönünde uyarılıyoruz. “Aman bitlenirsiniz'' diyor Ömer Faruk Kutay. Nedeni, insanların neredeyse 15 günde bir banyo yapabilmeleri. Ülkede elektrik ucuz, su pahalı. Bu yüzden, ülkenin insanlarının en büyük derdi uyuz ve bitlenmek. Uyarı üzerine, tıklım tıklım olan troleybüse binmiyoruz.

Başkent Kişinev, ülkenin kalbinin attığı yer. Kişinev’e gelen yabancıların kalabildiği tek otel var: Hotel Leo Grand. Geçen yıla kadar Dedeman Oteller zincirinin bir halkasıyken, bu yıl el değiştirmiş. Ama sahibi yine Türkler. Burada boş oda bulmak kolay değil. Moldova’nın, gelecekte Romanya gibi Avrupa Birliği’ne gireceğini düşünen yatırımcılar ülkeye akın akın geliyor. Sadece onlar değil elbette. Moldovalı kızları yakından görmek isteyen Türkler de burada. Gece kulüpleri, hafta içi bile tıka basa dolu. Gecenin sonunda, herkes yanında bir kızla çıkıyor. Kızlar, ülke şartlarında 1.5 ayda kazanabilecekleri parayı fuhuş sektöründe bir gecede kazanıyor.

Kişinev’in her yanında, bankadan çok para transfer ofisleri var. Ve o ofislerin önünde hep uzun bir sıra... Para gönderenler, dünyanın hemen her yerine çalışmaya giden Moldovalı kızlar. Sırada bekleyenlerse aileleri. Yurtdışında çocuk bakan Moldovalı kızlar, ülkelerinde krallar gibi karşılanıyor. Çünkü hem aileleri hem ülkeleri için çalışmış oluyorlar.
     
Dev şantiye gibi

Kişinev’in girişinde ve içinde, çok sayıda bitmemiş villa var. Bitmemelerinin nedeni, çoğunun yurtdışında yaşayan Moldovalı kızlara ait olması. Kızlar para biriktirdikçe ailelerine gönderiyor, aileleri de villaları bitirmeye çalışıyormuş. İnşaatların hızla yükseldiği tek yer başkent Kişinev değil. Ülke, dev bir şantiyeyi andırıyor. İnşaat yatırımı yapanlar Türkler. Evleri alanlarsa yine Türkler. Onlardan biri olan Ömer Faruk Kutay, Moldova’dan ev almasının nedenini, ülkenin yakında Avrupa Birliği’ne girecek olması olarak açıklıyor. Şimdi 50 bin dolara aldıkları evlerin fiyatının, Ukrayna örneğinde olduğu gibi, Avrupa Birliği’ne girince üç, dört katına çıkmasını bekliyorlar. Avrupa Birliği yüzünden sadece ülkeden ev değil, vatandaşlık için kız da alan Türklerin sayısı az değil.

Bir de yerleşik yaşayan Türkler var Moldova’da yüzyıllardır. Gagavuz Türkleri’nden bahsediyoruz. Başbakan Tarlev, “İlişkilerimiz güçlü. Gagavuz Türkleri ile aramızda hiçbir sorun yok'' dese de, Kişinev halkı çoğu hırsızlık olayında, Gagavuzların başrolü oynadığına inanıyor. Gagavuzları çekik gözlerinden tanıyan Moldovalılar, onları gördüklerinde, çantalarına sıkıca sarılıyorlar. Bu durumu gözlemlemek bizi üzüyor. Gece yarısı dışarı çıkarken de yanınıza pasaport ve fazla para almamanız gerekiyor. Tabii ülkenin her yanına yayılmış çok sayıdaki kumarhanelerden birine girecekseniz o başka. Bu durumda hem pasaportunuza hem çok miktarda paraya ihtiyacınız olacak.
     
Seks ve kumar

Seks turizmi için Moldova’ya gelen Türklerin yanı sıra, kumar oynamak için gelen Türk ve Rusların sayısı da hayli fazla. Moldovalı erkekler de kumara çok düşkün. Las Vegas’ın ünlü kumarhaneleri, her sokakta birer ofis açmış sanki. Kollu makine Jack Pot’lar, poker, black jack... Kumarhanelerde ne ararsanız var. Kumar oynayan beylere, birbirinden güzel Moldovalı kızlar eşlik ediyor. Gece kulüplerinin ikisinde, Dejavu ve Nostalgie’de, gizli de olsa fotoğraf çekebiliyoruz. Ama kumarhanelerde ve ülkenin ünlü striptiz kulübü Caligula’da fotoğraf çekmeniz olası değil. Çünkü daha içeriye girerken üstünüz aranıyor. Ve fotoğraf makinenize el konuyor. Kumarhanelerde geceyi kötü bitiren, “Bari aşkta kazanayım'' dercesine kızlardan birini seçiyor ve bu işle ünlü Cosmos Oteli’nin yolunu tutuyor. Casino Vegas, Casino Napeoleon, Casino National, Casino Royal, Imperial en ünlü ve büyük olanları. Ama gündüz de canınız kumar oynamak istiyorsa, bakkal dükkânı gibi yerlerde kurulan Jack Pot’lar sizi bekliyor.

Her ay Moldova’ya giren Türk sayısı konusunu başbakana soruyoruz. ‘Ayda ortalama 8 bin Türk’ün ülkeye geldiğini’ söylüyor. Bu arada, bir es verip not düşmek gerekiyor. Gece beraber kalmak için alınan kızların büyük bir çoğunluğu, Türkleri soyuyor. Eğer deneyimsizseniz, kızı kaldığınız odaya götürüyorsunuz, o da aynı Türk filmlerindeki gibi içkinize ilaç atıyor. Sabah kalktığınızda ne pasaportunuzu, ne dolarlarınızı bulabiliyorsunuz ki, Moldova polisinden de bu konuda iyilik beklememeniz gerekiyor.

Ülkenin para birimi Lei. Bir dolar yaklaşık 10 Lei yapıyor. Yanınızda götürdüğünüz paraya çok fazla şey gelecek sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Çünkü ülkenin fakirliğiyle fiyatlar ters orantılı. Örneğin bir kulüpte iki bardak portakal suyu içtiniz, gelen hesap 300 Lei. Yani 30 dolar. Bir bardak viski ise en az 50 dolar. Türkiye’ye döndükten sonra kaba bir hesap yaptığınızda, aslında dünyanın en pahalı ülkelerinden birine gittiğinizi anlayabilirsiniz. Kaldığımız otelin günlük oda ücreti 180 dolardı. Fiyata sadece kahvaltı dâhildi. İnternet, minibar, öğle, akşam yemeği ekstraydı ki, eğer Moldova’ya gitmeyi düşünüyorsanız ve kısıtlı bir bütçeniz varsa, yemeklerinizi dışarıda yemeniz tavsiye edilir. Ülkenin en ucuz ve en güzel şeyi şarapları. Gerçekten Cricova Şarapları fiyatıyla ters orantılı ve çok güzel.

Yasemin Yurtman / Tempo