ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

Ergenekon davasının tutuklu sanığı Avukat Kemal Kerinçsiz, karısıyla yaptığı görüşmelerin dava delilleri arasında yer alması üzerine, “Özel hayatımı korumadınız” diyerek, soruşturma savcıları  hakkında tazminat davası açtı. Ergenekon davası savcılarından Mehmet Ali Pekgüzel de, özel hayatla ilgili görüşmelerin dosyaya girmesini “personel, teknik donanım ve olanak yetersizliği”ne bağladı

Hilal ÖZTÜRK / AHT

ERGENEKON davasında en sık tartışılan konulardan biri, “özel hayatın gizliliğinin ihlali”ydi. Şüphelilerin telefon dinlemeleri sırasında, dava konusuyla ilgisi olmayan özel hayatlarına ilişkin görüşmelerin de dosyada yer alması ve Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk’un, bu yönde Ergenekon savcıları hakkında açtığı davayı kazanması, konuyu tekrar gündeme getirdi. Davanın tutuklu sanıklarından Avukat Kemal Kerinçsiz de aynı Selçuk gibi Ergenekon soruşturması savcılarına dava açtı.
Kerinçsiz’in gerekçesi ise karısıyla yaptığı telefon görüşmelerinin dava delilleri arasında yer almasıydı. Kerinçsiz, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne açtığı 10 bin TL’lik manevi tazminat davasında, “Özel hayatımı korumadınız, özel konuşmalarıma aleniyet kazandırdınız, bunları imha etmediniz” iddialarında bulundu.
Kerinçsiz, CMUK’un 135.maddesinde “Şüpheli veya sanığın, tanıklıktan çekinebilecek kişilerle arasındaki iletişimi kayda alınamaz. Kayda alma gerçekleştikten sonra bu durumun anlaşılması halinde, alınan kayıtlar derhal yok edilir” hükmü yer aldığını belirterek, yasaya aykırı hareket ettiklerini ileri sürdü.

PERSONEL VE TEKNİK DONANIM

Davayla ilgili 22 Nisan’da mahkemeye dilekçe gönderen Ergenekon savcılarından Mehmet Ali Pekgüzel, ilginç bir savunma yaptı. Savcı Pekgüzel telefon dinlemelerinin personel, teknik donanım ve olanaklar el vermediği için otomatik olarak kayda alındığını, özel hayata ilişkin görüşmelerin de bu nedenle dosyaya girdiğini söyledi. Pekgüzel “Aynı anda çok sayıdaki dinleme kararının uygulanması, telefon görüşmelerinin yapıldığı anda dinlenmesini olanaksız kıldığından, telefon görüşmelerinin tamamına yakını otomatik olarak kayda alınmaktadır. Cumhuriyet savcılığının personel ve teknik donanımimkânları, telefon görüşmelerinin tamamının dinlenerek içlerinden suç unsuru veya delili olanların seçilmesi, bunların çözümünün yaptırılmasını olanaksız kılmaktadır” dedi.

‘BİZ DEĞİL, POLİS DİNLİYOR’

Savcı Pekgüzel, dinlemelerin kendisi tarafından yapılmadığını belirttiği savunmasında şunları anlattı: “Dinlemeler kolluk birimince yapılmaktadır. Kayda alınan telefon görüşmeleri daha sonra dinlenilerek içerisinde suç unsuru veya delili olabilecekler seçilmektedir. Bu değerlendirmeyi ve seçilen telefon görüşmelerinin çözümünü görevli kolluk birimi yapmaktadır. Kayda alınan tüm telefon görüşmelerinin ses kayıtları ile bunlar arasından seçilip tape edilenler, Cumhuriyet savcılığına teslim edilmektedir. Bu aşamada, soruşturma savcısı ilgilinin kimler ile telefon görüşmesi yaptığı konusunda bilgi sahibi olmaktadır.”

‘İMHA ETMİYORUZ’

Pekgüzel, yasada özel hayata ilişkin görüşmelerin imha edilmesi hükmü yer almasına rağmen, görüşmelerin imha edilmediğini de bildirdi ve bunu şöyle açıkladı: “Uygulamadaki, kayda alınan telefon görüşmeleri içerisinden hangilerinde suç unsuru veya delili olabileceğinin seçilmesi inisiyatifinin kolluk görevlilerince kullanılması ile sadece seçilen telefon görüşmelerinin tape edilmesinin bir dizi sakıncası olabileceği görülmektedir. Zira kolluk görevlilerince suç unsuru ya da delili görülmeyen bir telefon görüşmesinin soruşturma savcısı, dava açılması halinde de mahkeme tarafından bir değerlendirmeye tabi tutulması, bunun yanı sıra, bir telefon görüşmesinde suç unsuru ya da delili bulunmasa da şüpheli lehine olan hususu ihtiva etmesi her zaman mümkün görülmektedir. Duruşmalarda sanıklar, lehlerine olabilecek durumlar için konuşmalarının tekrar dinlenmesini talep ediyorlar. Bu yüzden tüm telefon görüşmeleri adli emanete alınmıştır.”

‘47 görüşmenin delil olarak dosyaya konması kasıt olduğunu gösterir’

AVUKAT Kemal Kerinçsiz, eşiyle yaptığı konuşmalarının biri ya da bir bölümü değil, 47 adet görüşmenin kayda alınıp imha edilmemesinin, ihmalle açıklanamayacağını belirtti. Kerinçsiz “Ortada bir ya da birkaç görüşme olsa diğerlerinin tamamı imha edilse bir ihtimal kusurdan ve ihmalden bahsedilebilirdi. 47 görüşmenin delil olarak dosyaya konması, kasıt olduğunu göstermektedir” dedi. Avukat Kerinçsiz, Savcı Pekgüzel’in yazılı cevabını da delil göstererek, Ergenekon davasına bakan
13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden, telefonların delil olarak değerlendirilmemesini talep etti.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000