Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Pazar ‘Bu sporu herkes kabul edemez’

        Sürekli "Dur yapma" denen çocuklar vardır ya; iki dakika yerinde oturtamazsınız. Yer çekimi yokmuş gibi oradan oraya zıplar. Çoğu zaman da 4 ayak üstüne düşer. Siz yüreğiniz ağzınızda ha düştü ha düşecek diye beklediğinizle kalırsınız. Ryan Doyle'un yaptığı da bunun spora dönüşmüş hali. Yaptığı şeyin ismi parkur/serbest koşu sporu. New York'tan Mardin'e dünyanın pek çok yerinde bir çatıdan diğerine atlıyor, duvarlara tırmanıyor. Kentler ona adeta dümdüz! Geçen hafta Redbull'un düzenlediği bir etkinlik için İstanbul'daydı. Türkiye'deki parkur sporcularıyla buluştu. "Çok riskli değil mi, ya düşersen" diye sordum. "Teknikleri var, gel göstereyim" dedi...

        Evet çok haylazdım. Merdivenlerden uçarak atlıyordum, balkondan sallanıyordum.

        Neden acaba?

        Çok sıkılıyordum. İçimde bir enerji vardı. Okulda jimnastik derslerine başladım. Alternatif sporlar daha çok ilgimi çekiyordu. Futbolu hiç sevmedim. Bir yaştan sonra ailem "Büyü artık" demeye başladı.

        Niye ki?

        Ben de öyle söyledim. Neden büyüyeyim ki! Ama meraklarım onlara çocukça geliyordu. Benim gibilerle de henüz tanışmamıştım.

        Sizin gibiler derken...

        Serbest koşu ya da parkur sporlarını yapanlardan bahsediyorum. Çocukken yaptığım şeylerin metod haline gelmiş şekli bu.

        Ne yapıyordunuz tam olarak?

        Vücudumun limitlerini keşfetmek için zorluyordum kendimi. Ne kadar zıplayabilirsin, nereden atlayabilirsin, ne kadar hızlı koşabilirsin... Evimin arka bahçesi mabedimdi. Bir yandan da dövüş sporlarıyla ilgileniyordum. Siyah kuşak sahibiyim. 19 yaşında ağabeyimle Air Born adında bir okul kurdum. Başka çocukları eğitmeye başladım.

        'KEMİĞİM DEĞİŞTİ, OMZUM ÇIKTI'

        Ailelerin hiç çekincesi olmuyor mu? Sonuçta riskli bir spor...

        Bükemediğin eli öpeceksin! Çocukları zaten bu sporu yapıyordu ama tehlikeli bir şekilde. Biz onlara güvenli ve doğru yapmaları için metodlar öğretiyorduk. Ki çok şanslılar. Çünkü benim bir öğretmenim yoktu. Deneme yanılma yöntemiyle öğrendim. Öğrencilerim benim 2-3 ayda becerdiklerimi iki haftada kavrıyor.

        Bu iş nasıl öğretiliyor?

        Önce kapalı salonda ve yumuşak zeminde alıştırmalar yapıyor, vücudu hazırlıyoruz. Ufak adımlarla ilerliyoruz. Güvenli bir atmosferde öğrencilerin de kendilerine güveni geliyor. Ardından sahaya geçiliyor. Arka planda nasıl hazırlandığımızı görmeden, sadece sahadaki hareketlerimizi gören biri için yaptıklarımız çok riskli gelebilir. Bu sporu herkesin kabul etmesi zor. Yaptığımız şeyleri "Çok saçma, düşüp bir yerlerini kırabilirler" diye tarif edenler oluyor. Ama tehlike çok kişisel bir kavram. Bu konuda ancak geçmiş tecrübelerinizi baz alarak yorum yapabilirsiniz. Bana göre yaptığım iş gayet güvenli çünkü eskiden beri yaptığım hareketler. Ne gibi risklerle karşılaşabileceğimi ve riskli bir durumda ne yapmam gerektiğini biliyorum.

        'KIRIK BİR KALP KIRIK BACAKTAN ÇOK ACIR'

        Anneniz sizi o çatıdan bu çatıya atlarken gördüğünde neler hissediyor?

        Her gün arayıp ona iyi ve hayatta olduğumu söylemek zorundayım. Ama artık beni anladı. Güveniyor. Yine de canlı seyredemiyor.

        Siz ne hissediyorsunuz peki? Kısa süreli de olsa uçmak nasıl bir şey mesela?

        Anın tadını çıkarıyorum. Bütün olasılıkları göz önünde bulundurup, kafamda tasarlayıp, aksiyona geçerken de hepsini rafa kaldırıp kendimi akışa bırakıyorum.

        Hiç korkunuz yok mu?

        Tabii ki var. İşlerin her zaman yolunda gittiğini söyleyemem. Sağ bacağımdaki kaval kemiğim değişti, omzum çıktı ve titanyum kondu. Çenem ve dişlerim darbe aldı, elimde kalsiyum birikimi var. Ama insan alışıyor. Bir de şunu söylemek lâzım; kırık bir kalp kırık bir bacaktan daha çok acı verir.

        Vay!

        Yalnız kalmak da çok korktuğum bir şey. Bir sürü farklı ülke geziyorum, bu da yalnızlığı beraberinde getiriyor.

        'NİŞANLIM KALP NAKLİ İÇİN SIRA BEKLİYORDU'

        Özel hayat da kalmıyordur...

        Sağlık problemi olan bir nişanlım vardı. Kalp nakli için sıra bekliyordu. 4 yıldır beraberdik. Sürekli yanında kalacak ve ona destek olacak birine ihtiyacı vardı. Oysa ben işimi devam ettirmek ve para kazanmak için sürekli ülkeyi terk ediyordum. Birbirimizin ihtiyaçlarını karşılayamaz hale geldik ve ayrıldık.

        Çatılardan nerelere geldik...

        Bu spor hayatta yapmaktan en çok zevk aldığım şey. Sosyal olarak sizden beklenenler var. İnsanlar ister istemez üzerinizde bir baskı kuruyor. Tüm bunlardan bağımsız olarak neler yapabileceğimi görmeye çalıştım. Bu yüzden de bazı konularda fedakârlık yapmam gerekti.

        Kız şu an iyi mi?

        Evet. Ailesinden haber alıyorum. Bağımı koparmadım. En güzel hatıralarım onlarla.

        Sizi ilk izlediğimde bana çağrıştırdığınız şey "özgürlük"tü.

        Hoşuma gitti. Temsil etmek istediğim şey tam da bu. Ben özgür olabileceğim bir işim olsun istedim. Ve bunu başardığıma inanıyorum. Sitemin dışında kalıp bir hayat kurmak mümkün.

        Şimdi tek olduğunuz için bu kadar rahatsınız. Çocuğunuz olduğunda, başkasından da sorumlu olduğunuzda "Ya düşersem" diye cesaretiniz azalır mı?

        İşte yine aynı konu. Bu, toplumun benden ne beklediğiyle değil bir baba olarak benim ne istediğimle alâkalı. Ama muhtelemen dediğin olur. Biraz geri çekilebilirim. Neyse ki bir sürü ilgi alanım var. Üniversitede medya ve sinema üzerine eğitim aldım. Belki o alanlara kayarım. Air Born akademiyi büyütebilirim... Bilemiyorum.

        'Günlük sorunları da aşıyorsun'

        Rastgele bir çatıya çıkıp oradan oraya atlamıyorsunuz değil mi? Önceden rotanız bellidir.

        Öylesine geziniyorsam bu serbest koşu oluyor. Daha çok keşif amaçlı, şurası güzelmiş, burası tehlikeliymiş gibi... Kafamda bir rota varsa eğer parkur sporu yapmış oluyorum.

        En fazla ne kadar zıplayabilirsiniz?

        Süper zıplayan bir adam değilim. Yeteri kadar hızlı koşarsam 4-5 metre gidebilirim. Önemli olan hesabı doğru yapmak.

        Gözleriniz de bozukmuş. "Bu işime yarıyor. Ne kadar yüksekte olduğumu görmemek avantaj olabiliyor" diyorsunuz.

        Evet ama 2 sene önce çizdirdim. Hızlı koşarken önündeki engeli son saniye fark etmek iyi bir şey değil.

        Bu spor gündelik hayatta işe yarıyor mu? "Çok trafik var, çatılardan ilerleyeyim" diyor musunuz mesela?

        Bu çok fantastik olurdu. Maalesef öyle bir imkân yok. İşin özü, karşınıza çıkan engelleri aşmaya çalışmak. Bir süre sonra problem çözme beceriniz artıyor. Günlük sorunları da kolaylıkla aşabiliyorsunuz.

        'Mardin'in çatıları çok iyiydi'

        Dünyanın neresindeki mimari, çatıdan çatıya atlamak için en uygunu?

        Santorini güzeldi. Atlıyorsun önüne 5 çatı daha çıkıyor. Seri bir şekilde ilerleyebiliyorsun.

        Kendinizi bilgisayar oyununda gibi hissettiğiniz oluyor mu?

        Bazen benziyor. Eğer kendine güveniyorsan ve yeteri kadar hızlı koşabiliyorsan bu iş hakikaten çok zevkli.

        Çok riskli yahu!

        Ama karşına bir engel çıktığında ne yapman gerektiğini biliyorsun. Aynı araba kullanmak gibi düşün. Bedenin de zihnin de alışıyor, reflekslerin de ona göre gelişiyor. Aklıma gelmişken; Mardin'in çatıları da çok iyiydi. Eğlenceliydi de.

        Aslında Mardin'de insanlar çatıları çok aktif kullanır. Orada yatarlar, yemek yerler... "İn aşağı" diyen olmadı mı?

        Yoo. Herkes çok ilgiliydi. Yardımcı olmaya çalıştılar. Ama benden sonra arkamdan bir sürü parkur koşucusu oraya gelseydi belki sorun olabilirdi. Çek Cumhuriyeti'nde öyle olmuş, insanlar şikâyet etmeye başlamışlar.

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ