Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin
        Haberler Yaşam HT Cumartesi Bir annenin çocukla alışveriş imtihanı

        Aysun ÖZ / HT CUMARTESİ

        "Oğlum, haydi ama yanına hangi oyuncağını almak istiyorsan çantana koyar mısın?"

        "Kocaman dinozorumu!"

        "1 metre boyunda dinozor çantaya sığar mı?"

        "T-Rex arka koltukta yanımda oturabilir ama..."

        El mahkum 1 metrelik dinozor da bizimle alışverişe gelecek. Yoksa alışverişi ve rüyalarınıza giren ayakkabıyı unutabilirsiniz!

        Dahası da var. Çocukla çıkılacak alışveriş öncesi en sevdiği çizgi film izlenir. En sevdiği dinozorlu tişörtü giydirilir. Terleme, üzerine dondurma dökme ve çiş kaçırma ihtimallerine karşı yedek kıyafetlerinden oluşan küçük bavulu hazırlanır. Bir de oyuncak valizi var elbette; zira her an başka bir oyuncağını yanında isteyebilir. İki valiz ve kocaman bir dinozorla sonunda küçük bey alışverişe hazır... Peki ya anne? Doğumdan önce dışarı çıkmak için uzun uzun hazırlanan, onu mu giysem bunu mu diye saatlerce düşünen kadınaysa anne olduktan sonra kapıda arzı endam etmek için ancak 5 dakika kalır. Ama anneler de bu duruma çabuk adapte olur; hatta çoğu zaman eskisinden daha şık olurlar...

        'PAZARLIKSIZ YOLA ÇIKMAYIN'

        Sıra geldi pazarlık safhasına. Oyuncakçıda her defasında servet bırakmak ve doyumsuz bir çocuk yetiştirmek istenmiyorsanız, bu kısım önemli. Psikolog Alaz Özbek "Öncesinde 'Sana bir ya da iki oyuncak alabilirim' gibi, ne alacaksa hedefi belirleyerek alışverişe gitmek lazım" diyor. Alışveriş merkezlerinde çocukları hedefleyen çok fazla uyaran bulunuyor. Tüm bunların içinde kendini kaybetmemesi için sınırlar koyulması konusunda Özbek uyarılarını sürdürüyor: "Rahat alışveriş yapmak için rüşvet sunmamak lazım. Her alışverişe gidildiğinde bir şey alınmamalı. Evden anlaşarak çıkılmalı ve orada çok istiyor, hırçınlık ediyor diye taviz verilmemeli..."

        Son zamanlarda bizim pazarlıklarsa şu cümleyle bitiyor: "Anne, en sevdiğim hayvan dinozor; biliyorsun değil mi? Ama ona arkadaş lazım. Apatosaurus'uma yine ot yiyen başka bir dinozor arkadaş almalıyız."

        'ARAÇ KOLTUĞU VE ÖZGÜRLÜK'

        Nihayet yola çıkılır. Bu araçlardaki çocuk koltukları da çok mu terletiyor ne? Arkasına havlu mu koymalı, yoksa zaten yakın mesafe diye idare mi edilmeli? Araçlar için çocuk koltuğunu icat edeni yine de saygıyla anmalı! Yoksa 1 metre boyunda bir dinozor ve iki küçük bavulla alışverişe otomobilsiz gitmek mümkün mü? O koltuklar annelerin özgürlüğü...

        Yolculuğun ilk dakikaları eğlencelidir. Bu eğlencenin sürmesi isteniyorsa, önce çocukların aktivitelerini yerine getirip gönlünü yapmakta fayda var. Aksi taktirde bir mağazadan adımınızı dahi atamayabilirsiniz...

        Dahası, henüz otoparka varmışsınızdır ki başka bir pazarlık başlar: "Dinozorumu taşıyamam anne, çok yorgunum sen taşır mısın?"

        "Yoksa arabada mı kalsa oğlum?"

        "Hayır, canı sıkılır!"

        "Ona da peki! Nereye gidiyoruz oğlum?"

        "Akvaryumaaaa! En sevdiğim ikinci hayvan köpek balığı ya. Çekiç başlı köpek balığı..."

        Akvaryumda, neredeyse her hafta geldiğiniz için artık herkes sizi tanımaktadır. Köpekbalıklarının olduğu bölüm 7 kez tavaf edilir. Beyefendinin keyfi gelince çıkılır. Artık o ayakkabıcıda soluğu almak istersiniz ama o da ne? Kendimizi dondurmacıda bulmuşsunuz! O üzerine akıta akıta dondurmasını yerken siz ayakkabıyı demeye çalışırsınız. Gözü de sizdedir. Daha doğrusu mesaisi dondurmadır ama sizinle de hobi olarak ilgilenir. "Niye bu karar yüksek giyiyorsun ki, düşersin canın acır" gibi uyarılarda bulunur. "En sevdiğim renk kırmızı, kırmızı al" diyerek tercihini bildirmekten de geri kalmaz.

        Alel acele küçük prensin beğendiği ayakkabılar alınır. Daha sırada gezilecek bir dinozor müzesi vardır çünkü... "Dinozorlar beni bekliyor anne, haydi..." Neyse ki şu alışverişi merkezleri var da her şeyi birarada bulmak mümkün. Elde biriken paketlerle eliniz kolunuz dolu müze mi gezilir? Küçük bey somurtsa da paketleri bırakmak için yine otoparkın yolu tutulur.

        ÇATLAYAN YUMURTA

        Dinozorların birebir boyutta sergilendiği, hatta hareket ettiği loş ışıklı müzeden pek hoşlanılmadığı için tüm aşamalar hızlı geçilip son bölümdeki müzenin mağazasına rekor hızla gelinir. Ve tiz bir ses duyulur: "İçerideki gibi çatlayan dinozor yumurtası istiyorum anne." Evdeki sözler hatırlatılır... Kural bir, sadece bir oyuncak. Kural iki, bu anlaşmadan ölmek var dönmek yok!

        Hamburgere hayır dönere evet

        Bu arada küçük bey acıkmıştır... Hamburger mi? Orada düşünmek lazım. Hamburger Cumhuriyeti kitabının yazarı Eric Schlosser "Amerikan fast food zincirlerinin girmeye başladığı her yerde bel ölçüleri genişlemeye başlıyor" diyor. Çin'de fazla kilolu gençlerin sayısının son 10 yıl içinde üçe katlandığını söylüyor Schlosser. O halde hamburgere şimdiden alışmamalı. Alışveriş merkezlerde fast food'dan başka alternatifler de var. Ev yemeği ya da yanında patates kızartması bulunmayın bir döner daha masum olabilir. Zira Schlosser patates kızartmalarının pek de masum olmadığını düşünüyor. Ve yanında kocaman bir bardak ayran...

        Karınlar doyurulduktan sonra biraz miskinlik çöker elbet. Siz bir kahve içmek istersiniz ama onun daha yetişecek pek çok aktivitesi vardır. Annenin elinde kahve, oyun merkezinin yolu tutulur. En masum oyuncaklara binilir, karabataklara vurulur, balıklar avlanır... Ancak evden çıkmadan yapılan anlaşma burada da unutulmamalıdır: En çok 2 oyun!

        Kim daha çok kırmızı otomobil görecek?

        Sonunda küçük bey biraz yorulmuştur ve sizinle beraber, pek de fark etmeden birkaç mağazaya uğrayacak kıvama gelmiştir. Ancak aksilik bu ya; beğendiğiniz elbisenin bedeni diğer alışveriş merkezinde! Eh yolun üzeri, uğranır elbet. Orada zaten çocuk için de bir festival vardır. Sırf bu yüzden ona da uğramak gerekebilir. Sonunda alışveriş, tüm zorluklarına rağmen keyifle biter. Ve eve doğru yollara düşülür. Ama trafiği unuttunuz! Ya yollar kalabalıksa? Çocuk bu, trafik ne kadar sıkışırsa o evi ve aile bireyleri gibi olmuş oyuncaklarını özler...

        Durun, panik yok! Zira sıkışan trafikte oynanacak, otomobilde geçen vakti eğlenceye dönüştürecek pek çok oyun vardır. Böyle bir durumda "Kim daha çok kırımızı otomobil görecek, sayalım bakalım" deyin, ne demek istediğimi anlayacaksınız. Oyunun galibi de bellidir elbet... Ama galibiyetin tadını çıkaramadan küçük bey koltuğunda uykuya dalmıştır. Anneyse günün başından beri 1500 kalori harcamış olmanın huzuruyla radyonun sesini açıp yola devam eder...

        GÜNÜN ÖNEMLİ MANŞETLERİ