ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

LEVENT ÖZÇELİK / HT CUMARTESİ

Bazen en güzel yolculuklar, odalarımızda yaptıklarımızdır” der Fransız şair-yazar Theophile Gautier. Benim de en güzel yolculuklarım mahallemde; Karaköy ve Tünel civarında yaptıklarımdır. Tanzanya, Zanzibar, Avusturya, Havana derken kürkçü dükkânına döndüm yine. Gariptir her ayrılışımda 2 gün bile olsa özlüyorum buraları. Mahalleyi, yediğim, içtiğim yerleri ve tabii ki arkadaşları. Vapurun sesi, denizin kokusu, martıların çığlığı...

Karaköy, tarih boyunca her zaman pek çok farklı kültürün birarada yaşadığı bir bölge olmuş. Cenevizli, Venedikli ve Katalan tüccarlar... Rum, Ermeni ve Gürcüler... 1453’te Müslümanlar, 1500 yılından sonra Sefarad Yahudileri, 1917 Sovyet Devrimi sonrası Rusya’dan kaçan Ruslar...

Her birinin ardında bıraktığı izler... İşte bugün bile Kamondo Merdivenleri’nden inip rıhtıma doğru yürürken o izleri görüyoruz. Özellikle pazar sabahları Karaköy’ün benzersiz güzellikteki çatı kiliselerine ibadete gelenlerin yarattığı o enerji hâlâ o günlerden kalan en büyük hatıralardan biri belki de. Hatıralarımızdan sıyrılıp bugünün Karaköy’ünü keşfetmek lazım tabii.

İstanbul’da zamanımın büyük çoğunluğu Zelda Zonk ve Nublu’da yani Gradiva Hotel binasında geçtiğinden hemen her gün Karaköy rutinimi tamamlarım.

Ops Café’ye uğrayıp Esin ve Yasin ile kahve içmek, Zeynep’lerin şahane restoranı Unter’de atıştırmak, Karabatak’ta Ali’yi yakalarsam gevezelik etmek, Ali yoksa bisikletlerinden birini yürütüp tur atmak, Elipsis Galeri’de fotoğraflara bakmak, Aslı Sümer’in galerisindeki sergileri gezmek, Atölye 11 Levent Çipiloğlu’na uğrayıp dekorasyon objelerine takılmak, Fransız geçidindeki Lab İstanbul’da Hakan’ın en son getirdiği vintage gözlüklere bakmak, geçidin çıkışında Bej’e uğramak, Naifte Seray’ın şahane buğdaydan pişirdiği keşkekten yemek, esnafla laflamak, mahalle kahvehanesinde Galatasaray- Fenerbahçe muhabbetlerine kulak kabartmak...

Eskiden akşamlar pek bir sakindi Karaköy’de. Artık bu sakinlikten hızla sıyrılıyor. Unter-Karaköy Lokantası, Maya, Ferah Feza, Forneria, Zelda Zonk, Naif, hepsi şahane restoranlar. Ve özellikle, son zamanlarda Gaspar’ın müziği ve barı da restoranı kadar hareketli geç vakitlere kadar.

Ferah Feza manzarasıyla öne çıkıyor, Zelda Zonk 23.00’e kadar restoran, ardından bar olarak geçen yıl kaldığı yerden yola devam ediyor. Semtin alternatif mekânı canlı müzik yapılan İlhan Erşahin imzalı Nublu.

Theophile Gautier ile başlamıştık. Cemal Süreya ile bitirelim: Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek, ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken. Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti. Çünkü iki kişiydik...

NEREDE, NE YENİR?

Naif:
Keşkek
Karaköy Lokantası: Meze
Ops Café: Kuru etli Arnavut kahvaltısı
Karabatak: Viyana usulü küçük kapuçino
Gaspar: Kıyma soslu, perrete peynirli cavatelli
Unter: Brioche ekmeğinde kokoreç
Ferah Feza: Yufkada keçi peyniri veya acılı karidesli humus
Dem: Şehrin en güzel çayları
Nato: Esnaf lokantası 11.00-15.00 arası açık
Maya: Mücver
Forneria: Pizzalar süper
Zelda Zonk: Dana yanağı ya da kuzu füme

Nerede, ne yenir?
Naif: Keşkek
Karaköy Lokantası: Meze
Ops Café: Kuru etli Arnavut kahvaltısı
Karabatak: Viyana
usulü küçük kapuçino
Gaspar: Kıyma
soslu, perrete peynirli
cavatelli
Unter: Brioche
ekmeğinde kokoreç
Ferah Feza: Yufkada
keçi peyniri veya acılı
karidesli humus
Dem: Şehrin en güzel
çayları
Nato: Esnaf lokantası
11.00-15.00 arası açık
Maya: Mücver
Forneria: Pizzalar süper
Zelda Zonk: Dana yanağı ya da kuzu füme
  • Karaköy
  • Levent Özçelik

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000