ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA

HELİN AVŞAR / HT PAZAR

Limonata çocukluğumdan beri yaz-kış bıkmadan tüketebileceğim vazgeçilmez içeceğimdir. Annemin yazları Ayvalık’ta yaptığı limonatalar ise bugün bile aklımda. İzzet Çapa’nın mekânına bu ismi vermesi çok hoşuma gitmişti. Geçtiğimiz günlerde Limonata’nın Etiler şubesi açıldı. Gitmemek olmazdı. Limonata’dan içeriye girdiğinizde farklı bir ambiansla karşılaşıyorsunuz. Burası Hansel ve Gratel’in evi gibi... Masalsı bir havası var. Mekânda her daim ünlü bir isimle de karşılaşabilirsiniz. Mesela ben gittiğimde Demet Akalın oradaydı. “Teferruatı bırak yemekler nasıl” diye düşünenlerin sorusunu yanıtlayayım: Yemekler gerçekten çok lezzetli. Özellikle Arjantin steak’i deneyin. Sunumları da bir harika. Benim gibi tez canlı bir insansanız çalışanların güler yüzlü ve çok hızlı olmaları da burayı tercih etmeniz için en önemli sebeplerden olabilir. Aşağıda Limonata’da zaman geçirirken tuttuğum notlar var. Sanırım bütün sorularınızın yanıtlarını bulacaksınız.

LİMONATA NOTLARI...

- Trump Cadde’deki Limonata Teras adından da anlaşılacağı gibi her zamanki Limonata dekorasyonunun dışında müthiş bir terasa sahip.

- Nişantaşı’ndaki Limonata Apartment şehrin keşmekeşinin ortasında adeta bir “vaha” gibi. Mekâna girdiğinizde önce iç kısmından geçiyorsunuz, derken merdivenlerden iniyorsunuz ve o da ne? Nişantaşı’nın göbeğinde “gizli bir bahçe”. Burada çeşit çeşit limonatalardan yudumlayıp tatlı dolabına hayran hayran bakarken Tansu Çiller’den Semiramis Pekkan’a kadar pek çok isimle de karşılaşabilirsiniz. n Etiler’de Limonata açılmasını en çok isteyenlerden biri Demet Akalın’dı. Demet’in istediği oldu fakat kendisini Nişantaşı’ndaki Limonata Apartment’ta da sık sık görmek mümkün.

- Etiler ve Nişantaşı şubelerinde minik dostlarımız da unutulmamış. Yaramazlık yapmayıp uslu uslu duracaklarına söz verdiğiniz sürece evcil hayvanlarınızı da mekânlara rahatlıkla getirebilirsiniz.

- Benim uğradığım gün bir grup hanımefendi Apartment’ta toplanmış, keyifli keyifli oturuyorlardı. Yanlarındaki masaya geçerken “Altın günü var galiba” diye tatlı bir şekilde takıldım onlara. Ne cevap verdiler dersiniz? Gerçekten de altın günleri için Limonata’da toplanıyorlarmış. “Ev dağılmıyor, yorulmuyoruz, ayrıca burada çok eğleniyoruz” dedi biri. Hanımefendileri altın günleriyle baş başa bıraktıktan sonra ben de Apartment’ın mönüsünü incelemeye başladım.

- Çapamarka’nın Limonata’lardan sorumlu iki şefi Eren Kesimer ve Efe Anıl Çetin, genç yaşlarına rağmen bu işteki deneyimlerini tüm mekânlarda gösteriyor. 18. yüzyıldan kalma bir creme brulee tarifini günümüze uyarlamaktan kokoreçli pizzaya kadar klasikle moderni öyle iyi biraraya getirmişler ki mönüler “Vay be” dedirtecek pek çok tatla dolmuş. Limonata’nın şeflerinden sizin için birkaç tarif istedim, işte evinizde deneyebileceğiniz lezzetler...

ÇİLEKLİ LİMONATA

Malzemeler

-10 adet limon

-200 gr şeker

- 1 bağ taze nane

- 2 adet çubuk tarçın

- 40 gr zencefil n 2.2 LT su

- 500 gr taze çilek

Hazırlanışı 

-5 adet limon kabuğunu rendeleyin . Üzerine tüm limonların suyunu sıkın. Diğer malzemeleri de ekleyip yoğurduktan sonra 1 gece buzdolabında bekletin. Karışımı süzgeçten geçirin. Limonata konsantresine çilekleri ekleyip blender’da karıştırın. Üstüne soğuk su ekleyip servis edin.

KOKOREÇLİ PİZZA

Malzemeler

- 2 gr yaş maya

- 10 ml zeytinyağı

- 1 gr tozşeker

- 10 ml süt n 130 gr un

- 50 ml ılık su Kokoreçli pizza Kokoreç karışımı için

- 120 gr domates

- 250 gr kuzu kokoreç

- 3 gr pul biber

- 90 gr sivri biber

- 3 gr kekik, kimyon

- 90 gr suda mozarella

Hazırlanışı

Kuru malzemeleri karıştırın. Sıvıları azar azar ilave edip yoğurun. Hamuru beze haline getirip 30 dakika dinlendirin. Hamuru 5 mm kalınlığında açın. Hamurun üzerine kokoreç karışımını yayın. Mozarellayı parçalara ayırıp dağıtın. 180 derece ısıtılmış fırında pişirin.

Kız kıza moda muhabbeti

Raisa ve Vanessa çok eski arkadaşlarım. Birçok röportaj için onlardan kıyafet aldım. Bu hafta zevklerine her zaman güvendiğim iki arkadaşımla buluşup yazın trendlerini konuştuk. “Bu kadar muhabbet ettik bir de çekim yapalım” dedik. İşte o çekimden enstantaneler ve muhabbetimizin özeti. 

Nasıl marka oldunuz, haydi anlatın bakalım...

Vanessa: Sahne kostümü eğitimi aldık. Daha 15 yaşındayken tasarım yapmaya başlamıştık. Markayı 2010’da kurduk. Ürünler ikimizin farklı ama uyumlu fikirlerinden oluşuyor. Biraz çerçevenin dışından bakmaya ve farklı boyutlarda tasarım yapmaya çalışıyoruz.

Son defilenizin teması Şehir Savaşçıları’ydı. Nereden çıktı bu fikir?

Raisa: Sert ama duygusal tarafımızı yansıtan tasarımlarımızda her şehirli kadının kendinden bir şeyler bulacağına inanıyoruz. Podyumu da şehir ışıklarıyla aydınlattık. Tasarımlarımız da şehrin parçalarını ifade ediyordu.

Kardeşsiniz ama tamamen ayrı düştüğünüz konular yok mu? Hep aynı noktada buluşur musunuz?

Raisa: Birbirimizi dengeliyoruz. Farklı düşüncelerimiz bizi olduğumuz noktaya getirdi. Her zaman orta yolu bulmuyoruz ama birbirimizin yaratıcılığına güveniyoruz. Ve birlikte karar veriyoruz. n Topuklu ayakkabı mı yoksa düz mü? Sizce doğru kombin için kadınlar hangisini seçmeli? Raisa: İkisi de... Ortama, kıyafete ve moda göre seçim yapılmalı. 

Bu yaz trendlerini sıralayın hadi...

Raisa: Danteller, pastel renkler, bordo. Farklı kalıplı elbiseler, dar paça pantolonlar, desenler.

Kadınlar neye göre giyinmeli?

Vanessa: Kendilerini çok iyi tanımalı, vücut tiplerine göre giyinmeliler. 

Bir örnek verseniz?

Vanessa: Minyon kadınlar; vücudunu bölecek, kısa gösterecek kombinlerden kaçınmalı. Beyaz tenliler; pastel tonlardan uzak durmalı. Kızıl saçlılar, vizon, toprak ve nötr tonları tercih etmeli. Esmerler siyah kırmızı, mor gibi kendini gösteren tonlar kullanmalı. Raisa & Vanessa’nın yeni sezon kreasyonundaki bu elbiseyi çok beğendim.

 

  • helin avşar
  • ht pazar

SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
2000
Kalan karakter : 2000