• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Umur Talu

Umur Talu

[javascript protected email address]

Gazetecilik ve insanlık gereği (3)

28 Nisan 2010 Çarşamba, 14:23:33

Devam ediyorum. Bana nazikçe çatanı da buyur ediyorum.

 

TSK ile ilgili yazılarınızı okumaktayım. 15 yıldır hizmet eden Karacı kurmay binbaşıyım. Yazılarınızda subay ve general seviyesindekilere ağır eleştiri var. Görüşlerinizin çoğunu astsubay, uzman erbaş ve ailelerinin şekillendirdiğini görmekteyim. Asker kesime karşı önyargı ve öfkeniz var.

Bir kurumda haksızlık, yolsuzluk varsa cezayı kişiler çeker. Haksızlıkları tüm elamanlar yapıyormuş yaklaşımı sorumsuz ve bilgisizdir. Deniz Kuvvetleri Komutanı’nın yolsuzluk yargılamasını askeri mahkeme yaptı.

Duygusallığı gerçeklik gibi algılıyorsunuz. Uzman er ve erbaş 45’ine kadar çalışacağını bilerek işe alınıyor. 45’i geçince masa iş veremez, o yaşta dağda çatışmaya gönderemezsiniz.

45’ini geçti diye kapı önüne konma yorumlarınız, sizin gibi haksızlıklarla mücadele ettiğini söyleyen biri için tam paradoks.

Astsubaylar da teknik eleman statüsünde. Komuta ve strateji belirleme formasyonu almadıkları için belli yaştan sonra istihdamında fayda sağlanabilir mi? 50 ya da 65’ine hizmet için Harp Akademisi’nde plan ve strateji eğitimi almak gerekir. Belli yaştan sonra sahaya inmeyecek, masa başı plan, proje belirleyecek statü almalısınız.

Askerlikte en fazla disiplin soruşturması geçirenler astsubay ve uzman erbaşlar desem inanır mısınız? Askerde erin en korktuğu kişiler onlar.

Orduevlerinden faydalanma yorumlarınız tam içler acısı. Tüm dünyada orduevi ve misafirhane rütbeye göre sınıflandırılır. Önce komutan sonra alt kademeler. Otobüse binerken bile böyle. Size komik gelebilir ama size öyle geldiği için asker değilsiniz zaten. Binbaşı olarak general katına çıkamamaktayım. Aşağılama değil, ast üst kuralı. Saygılarımla.

 

Bu mektuba da elbet çok cevap gelecek ama “Görüşleri TSK’nın yüzde 80’i ast ve altlar tarafından şekillendirilen” biri, nasıl “Asker kesime karşı önyargılı ve öfkeli” olur? Yüzde 80 yeterince “asker kesim” değil mi! Sorunları olunca, “general, subay seviyesinde” askeri hekim ve hakimler de Dipsiz Kuyu’ya geldi. Subay adayı askeri öğrenciler de. Çok sayıda subay da.

Bu görüş asla, “Teknik eleman” astsubayın dağ başı karakolda nasıl 21 yaşında “Lider konumundaki personel” olarak, başka komutan olmaksızın komuta ettiğini, başka astsuba, uzmanlar ve 21 yaşına emanet 21’inde erlerle öldüğünü anlatmıyor. 50’yi geçmiş çok sayıda subay “dağlarda” olabilirken veya sayılırken, ötekilerin neden çöpe atıldığını da.

“İçler acısı görüş” derken, yine Hakkari’de olduğu gibi ölüme giden veya ölümden dönen uzmanın neden bir orduevinde asla bir çorba, bir çay içemediğini de! “Çok sayıda disiplin…” derken; iki dudak arası oda hapsini de!

 

***

 

Sessizin sesi, umutsuzun umudu,  haykıramadığımız duyguların tercümanı olarak size ne minnet duysak az. 4 yıllık fakülte mezunu, Ales kazanmış, bulunduğu yerde üniversite olmadığından yüksek lisans yapamayan uzman jandarmayım. Ne üniversite bitirsek de derece, kademe ilerletilmeyen, ortaokul derecesi maaş verilen, yerine göre kahraman, büyük ailenin ferdi; yerine göre maaş hak etmeyen kaşık düşmanı, çocuklarını doğru dürüst okulda okutamayan, dağ başı karakollarda eşine gün yüzü gösteremeyen, bazen kendi kendimize sorduğumuz üzre ordu mensubuyuz.

Orduevlerine giremeyişimizin feryadını komuta katı sessizce izliyor. Düzeltilmeyen uygulamalar ağrıma gidiyor. Bütün devlet memurları öğrenimin karşılığını alırken uzman jandarmanın uygulama dışı tutulması ne akılla, ne insan haklarıyla, ne AYİM’deki davalarda dendiği gibi ‘kanunda yeri olmadığı’ gerekçesiyle açıklanabilir.

utalu@htgazete.com.tr                             

Diğer Yazıları

Haklanan halklar!

  • Yayın Tarihi: 06/02/12 10:23
  • [javascript protected email address]
Halklar bir kez daha "İmitasyon Soğuk Savaş"ın sıcak hevesleri içinde boğuluyor. İyi kalpli ABD ve kankaları... İyi kalpli Rusya ve Çin! "Tarihin kaçınılmaz seyri"nden "Tarihin sonu" palavrasına kadar umut pompalanmıştı... Şimdi artık aşırı "ideolojik"...
Devamını Oku

Katliam, katliamdır!

  • Yayın Tarihi: 05/02/12 11:43
  • [javascript protected email address]
Suriye artık sadece "kendi halkını katleden" bir bomba olmaktan çıkıyor... Adım adım "Bölgesel bir Müslüman iç savaşı" modeli olarak kanla büyüyor. Giderek daha fazla oranda; "Devlet şiddeti, Esad katliamı"nın adı "Alevi" olarak...
Devamını Oku

Bırakın nesil dağınık kalsın!

  • Yayın Tarihi: 04/02/12 12:31
  • [javascript protected email address]
Hiçbir şey yetiştirmeyin. Nesil filan yetiştirmeye hiç kalkmayın. Bugün siz, yarın başkası; sadece hak, hukuk, özgürlük, imkân adalet sağlamaya uğraşsın... Herkes kendini kendi aklında ve vicdanında yetiştirsin! Belirli zamanda çocukların, gençlerin...
Devamını Oku

Oster gel, oster gelme; netice aynı!

  • Yayın Tarihi: 03/02/12 10:26
  • [javascript protected email address]
Sayın Paul Auster; nazar etme ne olur, sen gelsen de gelmesen de aynı şey olur! 100 gazeteciyi gerekçe yapmışsın; bugün doğum günün ya, sana daha Malatya'sını söyleyeyim. Malatya'da yayınevi basıp gırtlak kesenleri değil; onlar daha mahkum olmadı, henüz...
Devamını Oku

Sonunda aynı yerde!

  • Yayın Tarihi: 01/02/12 13:10
  • [javascript protected email address]
Emin Çölaşan... Mehmet Altan...Aynı fikirde olmaları mümkün değil ama "sonunda aynı yerden" bildiriyorlar!İkisi de "iktidar sansürü; oto sansür; iktidar gölgesinde gazeteci kovulması" üstüne benzer şeyler anlatıyor.Altan zaten "yandaş medya"daydı...
Devamını Oku
Tüm Yazıları