• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Hakan Özyıldız

Hakan Özyıldız

[javascript protected email address]

Babamın tokatı

28 Nisan 2010 Çarşamba, 14:32:33

Son beş ayda hem annemi hem babamı kaybettim.
Doğrudur, sıradan bir olay, hayatın gerçeği. Ama bir de bana sorun. Baba ocağım söndü. Düne kadar baba ocağı ne demek pek bilmezdim. Hayat yavaş yavaş öğretmeye başladı.
Babam bir Cumhuriyet çocuğuydu.
Ne demek istediğimi biraz açayım. Babam ilkokula şartların zorluğu nedeniyle, komşu köyde, 12 yaşında başlamış. Her gün iki saatlik dağ yolunu yürüyerek aşıp okula gitmiş. O yıllardaki koşullar nedeniyle bir derslikte birkaç sınıf bir arada okumuşlar.
İlkokulu 17 yaşında bitirmiş. Dönemin bölgede en çok tercih edilen eğitim kurumlarından olan Köy Enstitüsüne kayıt olmak istemiş. Kayıtlar bittiği için başaramamış. Bunun üzerine “Gedikli” (Astsubay) olabilmek amacıyla, 1944 yılında Kayseri’ye gitmiş.
Hayatta, diğerlerinin yanı sıra, iki büyük ideali vardı: Çocuklarının aileye ve ülkeye hayırlı birer insan olması ve üniversite eğitimi alması.
Üç cocuğunu okutabilmek için annemle verdikleri inanılmaz mücadele çevreye örnek olmuştur. Bana olayı anlatanların aktardığına göre, en küçüğümüz olan kız kardeşimin üniversiteye giriş sınavını kazandığını öğrendiğinde, dualarının kabul olduğunu sevinen babamın gözleri dolmuş. Hemen şükür namazı kılmış. Eğitime, özellikle kız çocuklarının okuması konusuna verdiği önemi devamlı hatırlayacağım. Bu bağlamda, Atatürk’ün kadınların eğitimine verdiği önceliği hep bize hatırlatırdı.
Bizleri yetiştirirken verdiği öğütlerden birisi de yurtseverlik ve ülkeye karşılıksız hizmet anlayışıydı. Devlet malına göz dikenlerden nefret ederdi. Haram lokma ve/veya kul hakkı yemek en büyük korkusuydu.
Hiç unutmam, babamdan yediğim ilk ve son tokat bir Devlet Malzeme Ofisi (DMO) kalemi yüzündendir. Tıraş olmak için, emekli olmadan önceki son görev yeri olan Genel Kurmay Başkanlığı’na giderdim.
Bir defasında ev ödevim için lazım olur diyerek onun masasındaki, bir ucu mavi bir ucu kırmızı, yarıya kadar kullanılmış bir DMO kalemini, ona haber vermeden, almıştım. Akşam eve geldiğinden oturma odasındaki masada ödevimi yaparken kalemi gördü ve nereden bulduğumu sordu. Ben de onun dairesindeki masasından aldığımı söyledim. Önce gözlerime bir baktı, “Ben seni devlet malını çalasın diye mi oraya götürüyorum?” dedi ve…
Devlet malını çalmanın kul hakkı yemek olduğuna inanırdı. Ona göre; vergi kaçıranlar, ihaleye fesat karıştıranlar, devlet malını çalanlar, yağmalayanlar mutlaka cezalandırılacaktı. Bu dünyada gördükleri itibar, kendileri gibi olanlardandı.
O tokat, kamuda görev yaptığım sırada bana hep rehber oldu. Devletin yüzlerce milyar liralık naktini ve iç borcunu, arkadaşlarımla beraber yönetirken, kör kuruşun hesabının birgün bizden sorulacağına inanarak çalıştım. Önümüzden koca bir nehir gibi akan milyarlarca liraya bir çay kaşığı bile uzatmadık. Elimizden geldiğince uzatanlarla mücadele ettik. Kul hakkı, haram lokma yemedim. Yorucu, zor ancak bir o kadar da şerefli görevimi layıkıyla tamamlamaya çaba sarf ettim.
Bir başarıdan söz edilebilirse bunda, aldığım eğitim kadar, pamuk elli babamın tokatının da çok önemli katkıları olduğunu biliyorum.
Güle güle baba. Bana verdiğin her şey için çok teşekkürler. Mekanın cennet olsun.

NOT: Babamın vefatı nedeniyle acımı paylaşan tüm dostlarıma, tanıdıklarıma ve okurlarıma, ilgilerini esirgemedikleri, acılı günümde yanımda oldukları için şükranlarımı sunuyorum.

Diğer Yazıları

Kamu- özel işbirliği ve bütçe dışı yükler

  • Yayın Tarihi: 04/02/12 11:52
  • [javascript protected email address]
Özelleştirmeyi ilk gündeme getiren İngiltere, son yıllarda KamuÖzel Sektör İşbirliği (KÖİ) adlı yeni bir yatırım yöntemini hayata geçirmeye başladı. Ardından, başta OECD ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşlar da bu seçeneği önermeye başladılar....
Devamını Oku

Borçluluk ve maliye politikasının etkinliği

  • Yayın Tarihi: 01/02/12 10:17
  • [javascript protected email address]
Bugünlerde iktisatçılar maliye politikasının toplam talebi canlandırmadaki etkinliği konusunda bir tartışma yürütüyorlar. Bazıları, genişleyici maliye politikalarının toplam talebi tetikleyeceğini düşünüyorlar. Vergi azaltma veya bütçeden transferleri...
Devamını Oku

Obama ve küreselleşme

  • Yayın Tarihi: 28/01/12 12:51
  • [javascript protected email address]
Yazılarımda daha önce de değindim, 1990'lar dünyada önemli değişimlerin yıllarıydı. "Soğuk savaş"ın sona ermesiyle, Çin ve Hindistan gibi ülkelerdeki, yaklaşık 3 milyar kişilik ucuz işgücü, dünya emek piyasasına arz edildi. Sanayileşmiş ekonomilerde...
Devamını Oku

Bir efsaneyi, Yener Dinçmen'i uğurlarken

  • Yayın Tarihi: 25/01/12 09:55
  • [javascript protected email address]
Hazineciler bu yıla iyi başlamadılar. Önce İbrahim Suna arkadaşımızı kaybettik. Dün de eski Müsteşarımız Yener Dinçmen'i sonsuzluğa uğurladık.İbrahim beraber çalışmaktan gurur duyduğum, gençliğimizde toprak sahada olsun halı sahada olsun amatörce futbol...
Devamını Oku

Hürmüz senaryoları

  • Yayın Tarihi: 21/01/12 12:06
  • [javascript protected email address]
Petrol konusu her geçen gün daha fazla konuşuluyor. Çünkü AB bakanları İran'a ambargo hakkında karar almak için toplanacaklar. ABD'nin başını çektiği Batılı ülkeler, İran'la her türlü ticaretin yasaklanmasını istiyorlar. Dünyanın dördüncü petrol...
Devamını Oku
Tüm Yazıları