• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Umur Talu

Umur Talu

[javascript protected email address]

Bir borcum var

17 Haziran 2010 Perşembe, 11:01:06

Aslında Genelkurmay Başkanı’nın borcu; çünkü göreve gelmeden hemen önce “o askerler” önünde söz vermişti.

Sonra bir, iki küçük adım, birkaç büyük de söz attı. Medya “Astsubay devrimi” diye manşet attı.

Ama hem “Cumhuriyet” Genelkurmay’ı, hem “Adalet” hükümeti, hem “Milli Hakimiyet” Meclis’i “devrim”in üstüne yattı.

 “Devrim”in kaderi bu değil mi? Önce kendi çocuklarını yer, denir ya, esasta en önce kendi adını yer. Belki de asıl devrim önce insanın kendisinin değişmesidir!

 

3 MEKTUP

 

Borcum aşağıdaki “açık mektup”u yayınlamak.

Önceki ilk mektup bana. İkinci, 100 bine yakın muvazzaf, kim bilir kaç katı emekli, “camia”ya. Sonuncu, “emekli assubaylar”dan Genelkurmay Başkanı’na.

BİR

Umur Bey; Bir dönem daha kapanıyor, Genelkurmay Başkanı’nın sözünü tutması mümkün görünmüyor. Kimi zırhlı Audi ile avundu, kimi trilyonluk Fenerbahçe Orduevi’ndeki lojmanla avunacak.

Sizler sayesinde sorgulamayı, haksızlık karşısında sessiz kalmanın haksızlık kadar suç olduğunu öğrenen arkadaşlarımız bu açık mektubu kendilerine gönderdi.

Elbet bir şey değişmeyecek, ama bizim değiştiğimizi anlayacaklar.”

İKİ

Ülkeye ve ordumuza sadakatimizi, terimiz, kanımız, canımızla ispat ettik.

Ama önyargılarla, sosyal, ekonomik haksızlıklara uğratıldık.

İmtiyaz değil; adalet, eşitlik ve insan onuruna saygı talep ettik.

Subayları NATO subaylarının bir gömlek üstüne çıkarmak için gayret gösteren TSK, bizden NATO orduları astsubayları statüsünü esirgedi.

Sayın Genelkurmay Başkanımız sancak önünde sözler verdi. Hakkımız teslim edilmedi.

ÜÇ

“Sayın Genelkurmay Başkanım;

Yıllardır şerefle taşıdığınız üniformanızı çıkarıp aramıza katılmanıza az kaldı. Şimdiden hayırlı, uğurlu olsun. Bu satırlar dilekçe değil; bir mektup, bir erken kutlama.

Sosyal, ekonomik haksızlıkların önlenmesi için, kol kırılır yen içinde diye beklerken, kanadımız da kırıldı.

Başkaları gibi imtiyaz değil, adalet, eşitlik ve insan onuruna saygıdan başka şey beklemiyorduk. En acısı, haklarımızı önce kurumumuz engelledi.

Önceki Genelkurmay Başkanımız göreve geldiğinde, emekli astsubaylar umutlanmıştık. Bir astsubay arkadaşımız için ‘Tanırım, iyi çocuktur’ deyince bizi fark ettiğini düşünmüştük. Sadece bir cümlelik, kişisel ilgiymiş! Süresini doldurdu, zırhlı Audi’sine binip gitti!

Sizi tanıyan arkadaşlarımız, Silahlı Kuvvetler’in tümünü kucaklayacak demokrat, adil kişiliğiniz olduğunu söylüyordu. Balıkesir (Astsubay okulu) konuşmanız bizi umutlandırdı. 30 Ağustos Resepsiyonu’na astsubay davet etmeniz büyük lütuf sayıldı! Bir gazete “Astsubay Devrimi” diye manşet attı. Bir de şapka sakındırakları siyahtı, sarı oldu!

TBMM’de astsubaylara 1’inci derece 4’üncü kademenin akşam verilip sabah alınması da döneminize rastlar. Gerçeği bilmemiz mümkün değil ama Genelkurmay baskısıyla geri alındığı söylendi. Tarih not düşmüştür, gün gelir öğreniriz.

Artık sizden bir şey beklemiyoruz. Sizden sonra gelenden de. Bir bakıma da iyi oldu. Belki bu toplum kurtarıcı beklemekten vazgeçer. Tek kurtarıcının kendi toplumsal dinamizmi olduğunun bilincine varır.

Görev süreniz dolarken vicdan muhasebesi yapmış olmalısınız. Bir astsubayın hayatınızı kurtardığından bahsetmiştiniz. Astsubaylarla ilgili muhasebeniz oldu mu?

Toplasanız karargâhınızı, astsubaylara sorsanız, “Gidiyorum, hakkınızı helal ediyor musunuz?’ diye…

Bir köylü vatandaşın sözü vardır:

Garibin yerde kalmaz ahı… Devirir sultanı, şahı!

Güle güle Paşam.”

utalu@htgazete.com.tr

Diğer Yazıları

Oster gel, oster gelme; netice aynı!

  • Yayın Tarihi: 03/02/12 10:26
  • [javascript protected email address]
Sayın Paul Auster; nazar etme ne olur, sen gelsen de gelmesen de aynı şey olur! 100 gazeteciyi gerekçe yapmışsın; bugün doğum günün ya, sana daha Malatya'sını söyleyeyim. Malatya'da yayınevi basıp gırtlak kesenleri değil; onlar daha mahkum olmadı, henüz...
Devamını Oku

Sonunda aynı yerde!

  • Yayın Tarihi: 01/02/12 13:10
  • [javascript protected email address]
Emin Çölaşan... Mehmet Altan...Aynı fikirde olmaları mümkün değil ama "sonunda aynı yerden" bildiriyorlar!İkisi de "iktidar sansürü; oto sansür; iktidar gölgesinde gazeteci kovulması" üstüne benzer şeyler anlatıyor.Altan zaten "yandaş medya"daydı...
Devamını Oku

İmtiyaz var, itiraz yok!

  • Yayın Tarihi: 31/01/12 11:26
  • [javascript protected email address]
12 Eylül Anayasası bile "Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz" diye sallayıp darbeci paşalara "koruma ve kollama imtiyazı" tanıyarak bitmişti.Budur: Eşitlikçi maddeler piyaz; gerisi imtiyaz! *** Habertürk'ün haberine göre,...
Devamını Oku

Bu da bir nevi tecavüz Rıza!

  • Yayın Tarihi: 30/01/12 13:12
  • [javascript protected email address]
Bianet'te "Plaza Eylem Platformu" haberine rastlayınca burnumu yeniden o cama dayadım!PEP, plazalarda, özellikle bankalarda "beyaz yakalı işçiler"in her şeyden önce "işçi" olduklarının farkına varmaları için çaba harcayan bir oluşum.Hepsi okumuş çocuk,...
Devamını Oku

Gönül bahar ister; mevsim kıştır!

  • Yayın Tarihi: 29/01/12 13:17
  • [javascript protected email address]
Dünya elbet umutsuz olmuyor. "Daha özgür, daha barışçı, daha adil, daha eşit" hayat umudu, nice kışın, karabasanın ortasında sık sık çeşitli baharlara da denk düştü: Fransız Baharı... Prag Baharı... Arap Baharı! Yeri geldi, "sosyalist bir umut"... Yeri...
Devamını Oku
Tüm Yazıları