SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Bir galibiyet her şeyi değiştirir

05 Eylül 2016 Pazartesi, 08:39:40 Güncelleme:09:58:57
Ali Gültiken

Ali Gültiken

[javascript protected email address]

 

Dünya kupaları futbolda her zaman en büyük heyecan kaynağıdır. Biz de bugün itibarı ile yeni bir heyecana yelken açıyoruz.

Avrupa Şampiyonası eleme gruplarında önemli bir olgunlaşma süreci yaşadık. İlk 5 maçta sıkıntı yaşayan, son 5 maçta ise güzel işlere imza atan bir Milli Takım olgunluğu yakaladık. Bu süreçte yaklaşık bir sene maç kaybetmeden çok verimli bir dönem ortaya çıktı. Bu dönemi önemli kazanımlar olarak görmek gerekiyor. Tekrar Milli Takım’ı sahiplenen, motivasyonu yüksek, başarabileceğine inanan bir takım yapısı ortaya çıktı. Gelişime de açık bir oyuncu grubu yakaladık. Yaş ortalamamız milli takımlar için oldukça iyi bir seviyede. Bu oyuncu grubu her turnuva sürecinde, şimdi olduğu gibi içine ilave edilecek yeni oyuncularla da gelişimini sürdürebilir. Sürdürmelidir de. Beklentimiz de bu yönde.

Bu güzel işlere imza atan oyuncularımız ve takımımız Avrupa Şampiyonası’nda bambaşka bir gündemle karşımıza çıktı. Sahadan çok saha dışındaki olayları konuştuk. Hala da konuşmaya devam ediyoruz. Grup maçlarında çok verimli olan bu oyuncularımızın Avrupa Şampiyonası’ndaki motivasyonları, konsantrasyonları, mücadeleleri hayal kırıklığı yarattı. Bunların sebeplerini turnuva sonrasında da konuşmaya devam ettik. Hala da aynı yerdeyiz. Cevap çok açık bir şekilde verilmiş değil.

Bu durumun teknik heyet tarafından tespiti şu noktada: Bazı oyuncuların davranışları, performansları ve Milli Takım içerisindeki ilişkileri bu başarısızlıkta etkin rol oynadı ve bundan dolayıdır ki bu oyuncuları Milli Takım kadrosuna almıyoruz. Bu tercihlerden başka bir anlamı çıkartmak da mümkün değil. Oyuncularımız cephesinden bugüne kadar bir açıklama gelmedi. Gelmemeli de. Çünkü bu yaşananlardan herkesin alması gereken dersler var. Hem oyuncuların hem teknik heyetin... Ama bu son açıklanan kadro, kadroda olmayan bu oyunculardan tüm maçlar için vazgeçildiği anlamını da taşımaz. Bunun, önümüzdeki dönemde bu yöne doğru döneceğini de göreceğiz. Bazen silkelenmek iyidir. İnsanı kendine getirir. Olayları farklı açılardan değerlendirmenize neden olur ki, doğru değerlendirenler için büyük de katkı sağlar.

Hırvatistan maçına bu atmosferde çıkıyoruz. Ne kadar zor bir rakip olduğunu da Avrupa Şampiyonası’ndan biliyoruz. Kadrosunun büyük bir bölümü dünyanın önemli kulüplerinde oynuyor. Modric’ten Rakitic’e, Perisic’ten Corluka’ya, Mandzukic’ten Kovacic’e kadar birçok oyuncusunu yakından tanıyoruz. Güçlerini de iyi biliyoruz. Grubumuzdaki takımlara baktığımızda böyle bir ortamda ilk maçta oynayacağımız bir rakip olarak elbette Hırvatistan’ı tercih etmezdik. Ama fikstür böyle diyor. Bir avantajımız bu maçın seyircisiz oynanacak olması. Bu az bir şey de değil. Çünkü seyirci bu işin en büyük baskı ve motivasyon kaynağı. Bunu büyük bir avantaja çevirebiliriz. Elimizde şu anda böyle bir şans var.

Milli Takım havuzumuz oldukça genişledi. Her dönemde yeni oyuncularımız rekabetin içerisine giriyor. Son kadroda Enes Ünal, Salih Uçan, Kaan Ayhan, İrfan Can gibi oyuncular iki yıllık turnuva sürecinde Milli Takım rekabetine katkı sağlayacaklardır. Keza Gökhan Töre’nin de Milli Takım’a katılması önemli bir artı oldu.

Hırvatistan maçı hem psikolojik açıdan hem de bugün Fatih Hoca’nın gerçekleştirmek istediği veya vermek istediği mesaj açısından çok önemli. Elbette ne Arda’dan, ne Burak’tan ne Hakan Balta’dan, ne Selçuk İnan’dan ne de Caner ve Gökhan Gönül’den vazgeçmeyecektir ama söylemek istediklerini de üstü kapalı olarak bu şekilde belirtmeye çalıştı. Bu oyuncularımızın daha sonraki maçlarda Milli Takım kadrosuna katılımıyla bu grubun en iyi takımlarından biri olacağımız da kuşkusuz. Ama artık bazı şeyleri aşmamız ve kenarda bırakmamız gerekiyor. Her turnuva öncesinde veya içerisinde sürekli farklı gündemler oluşturup bunları konuşmak da futbol kamuoyumuzu yordu. Bundan herkesin de kendi adına dersler çıkartmasında büyük fayda var.  Çünkü bu Milli Takım tek bir kişinin veya kişilerin değil, tüm Türkiye’nin Milli Takım’ı. Takım ruhunu yakaladığımızda, motivasyonumuzu sağladığımızda, son bir yılda yaptıklarımızı tekrar aynı şekilde sahaya yansıttığımızda bu gruptan Dünya Kupası’na gitmemek için hiçbir sebebimiz yok. Tecrübelerimiz var. Dünyanın çeşitli kulüplerinde oynayan birçok oyuncumuz var. Milli Takım olgunluğuna erişmiş lider futbolcularımız var. Bu takımda rekabeti yükseltecek, arkadan iten oyuncularımız var. Tecrübeli bir teknik heyetimiz var. Milli Takım arkasında duran milyonlarımız var.  Ülkemizin, Milli Takımımız’ın başarılarına en çok ihtiyaç duyduğu dönemlerden birini yaşıyoruz. Her şeyi bir kenara bırakıp Milli Takımımız’ın başarısı için hep birlikte yürüme zamanı. Milli Takımımız açısından Hırvatistan gibi bu grubun favorisi olan bir takım karşısında alınacak başarılı bir sonuç bambaşka bir gündem yaratacaktır ve çok şeyi de yerli yerine oturtacaktır.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN