HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Amberin Zaman

Amberin Zaman

[javascript protected email address]

Başbakan Erdoğan ve Aleviler

07 Ağustos 2012 Salı, 10:25:40Güncelleme: 13:32:09

PAZAR günü ATV ve A Haber kanallarında konuşan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, kendine has üslubuyla gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Malatya Sürgü'de bir Alevi aileye yönelik linç girişimleri tüm vahametini korurken Başbakan'ın Aleviler üzerinden yaptığı yorumlar şüphesiz yeni tartışmalar doğuracaktır.
Konuya CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Alevi olduğunu (son bir yılda bilmem kaçıncı defa) hatırlatan Başbakan söze şöyle girdi: "Sayın Kılıçdaroğlu Alevi. Onun için Alevi topluluk Sayın Kılıçdaroğlu'nu destekliyor." Akabinde şu tespitlerde bulundu: "Alevilerin kendi içinde paramparça olduğunu görüyoruz. 'Aleviler Müslüman'dır' diyen var, 'Müslüman değildir' diyen var. Ve aynı zamanda bunların içinde ateist olanlar var."
Alevilerin topluca Kılıçdaroğlu'na Alevi diye oy verdiğini iddia eden Başbakan, aynı nefeste Alevilerin kendi içinde "paramparça olduğunu" savunabildi.
2011 seçimleri öncesinde Erdoğan, meydanlarda sık sık Kılıçdaroğlu'nun Alevi olduğunu dillendirdi. Ama Kılıçdaroğlu bir kez dahi "Alevi'yim" demedi. Mezhepçilik yaparak oy toplamaya kalkışmadı. Memleketi Dersim'de dahi. Ve bu yüzden görüştüğüm birçok Alevi kendisine kırgındı, hatta sırf bu nedenden ötürü Kılıçdaroğlu'na oy vermedi. Kaldı ki Alevilerin bazıları BDP ve küçük sol partilere oy verirken AK Parti'yi de seçenler oldu. Aleviliği üzerinden yürütülen tartışmalardan bunalan Kılıçdaroğlu, ilk kez Habertürk Gazetesi'ne "Alevi'yim, ne var bunda?" diyerek patlamıştı.
"Aleviler arasında mezhep dayanışması yerine gönül arzu ederdi ki hizmet politikası prim yapsın" diyen Başbakan, siyasi rakibinin mezhebini diline dolayarak kendisinin de mezhepçilik üzerinden prim yaptığı eleştirilerini haklı kılmıyor mu acaba? Oysa yakın zamana kadar Alevilerin taleplerini anlayıp cevaplandırmak için çaba sarf eden, Alevi önderlerini bir araya getiren aynı Başbakan değil miydi?
Kürt açılımı, PKK şiddeti yüzünden rafa kaldırıldı diyelim. Aleviler ne yaptı da Alevi "açılımı" kapandı, yerini "Alevileri daha nasıl ötekileştirebiliriz?" politikaları aldı? Yoksa yıllarca dayatılan tek tip "laikçi Türk" yaratma projelerinin ardından şimdi "tek tip Müslüman Türk" mü yaratılmak isteniyor? Yani farklı kılıf altında aynı asimilasyon politikalarına devam mı edilmek isteniyor?
Soruyoruz, çünkü Başbakan, Diyanet İşleri Başkanı'nın yanında saf tutarak cemevinin "kültür merkezi" olduğunu savundu. "Hazreti Ali'nin yaşadığını Aleviler benim kadar yaşamıyor. Ama ben onun gibi yaşamaya çalışıyorum... Ama onlarda öyle bir yaşam tarzı yok" diyerek Alevilere toptancı bakış açısında ısrar etti. Başbakan'ın, "Bunların içinde ateist var" sözleri de oldukça problemli. Sünni Müslüman doğup da ateist olan binlerce, hatta milyonlarca insan vardır.
Peki "Aleviler kendi içinde paramparça" denilirken Sünniler arasında farklı yorumlar yok mu? Kendilerini tanımlamalarını, yüzyıllarca baskı altında yaşayan, katliamlara maruz kalan Alevilere bırakmak daha doğru olmaz mı? İsteyen "Alevilik ayrı dindir" der, isteyen "Hayır hepimiz Müslüman'ız" der, bu onları ilgilendirir. Alevilerin içindeki tartışmaları siyasi istismar aracı haline getirmek, hele tam teşekküllü mezhep çatışmasına ramak kalan Suriye'ye bakıldığında, ateşle oynamaktan öte bir şey değil.
Sonuçta gerçek laikliği benimsemiş demokrasilerde devlet ve iktidarların görevi, din ve toplum arasındaki ilişkileri düzenlemek değildir. Devlet ve iktidarların görevi, aralarında herhangi bir ayrım yapmaksızın vatandaşlarını evrensel insan hakları değerleri üzerinde birleştirmek, yönetmek ve birbirine karşı saygılı olmasını sağlamaktır. Din ve Allah korkusuyla değil, her vatandaşa eşit mesafede duran kanunlar ve bunların istisnasız uygulanması marifetiyle.

Diğer Yazıları

Eyalet sistemi ve Osman Baydemir'in çilesi

  • Yayın Tarihi: 02/04/13 09:49
  • [javascript protected email address]
ADINI ister eyalet sistemi koyun ister ademimerkeziyetçilik. Gelsin. Köklü bir değişiklik gelsin. Çünkü Türkiye'nin mevcut idari yapısı gerçekten belediyelerin hayatını cehenneme çeviriyor. Ve faturasını sıradan vatandaş ödüyor. Her bir bölgesinin...
Devamını Oku

Roboski ve geciken adalet

  • Yayın Tarihi: 30/03/13 09:45
  • [javascript protected email address]
Arkasında kar kaplı dağlar, etrafında çamur. Genç adam anlatıyor. "İsmim Veli. Ve Serhat Encü'nün abisiyim ben. Tarih 28 Aralık 2011. Gecenin zifiri karanlığı, soğuk hava, kar, çamur ve ölüm korkusu. Bunlardan hiçbiri o gece ölüme giden yoldan...
Devamını Oku

Esenboğa Havalimanı'nda neler oluyor?

  • Yayın Tarihi: 26/03/13 09:42
  • [javascript protected email address]
İKTİDAR çevrelerinin işlerine geldiğinde "örnek gazete" diye takdim ettikleri The New York Times, dünkü sayısında Türkiye'ye ilişkin bomba bir iddia ortaya attı. C.J. Chivers ve Eric Schmitt imzalı yazıda, Ankara Esenboğa Havalimanı'nın 2012 yılının...
Devamını Oku

1992-2013: Nevruz'dan Newroz'a uzanan yol

  • Yayın Tarihi: 23/03/13 11:17
  • [javascript protected email address]
1992 yılında yani Türkiye nüfusunun yarısından fazlası 10 yaş altındayken, birçok Kürt henüz bebekken Mezopotamya coğrafyasının en kadim kentlerinden Cizre'ye Nevruz "kutlamalarını" izlemeye gitmiştim. Kent merkezini yarım hilal şeklinde çevreleyen...
Devamını Oku

Başkanlık sistemi gelmeden barış olur mu?

  • Yayın Tarihi: 19/03/13 09:27
  • [javascript protected email address]
BAŞBAKAN Erdoğan, Anayasa Komisyonu'na 23 Nisan'a kadar süre tanıdı. Bu süre ekim sonuna kadar uzatıldı. Mesaj net: "Ya yeni Anayasa taslağı üzerinde anlaşırsınız ya da kendi Anayasa'mızı kendimiz yaparız." Gerekirse BDP ile anlaşır, gerekli çoğunluğu...
Devamını Oku
Tüm Yazıları