SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Salzburg usulü Arap turist

11 Eylül 2016 Pazar, 17:38:28 Güncelleme:12 Eylül 2016 Pazartesi, 09:46:07
Ayşe Özek Karasu

Ayşe Özek Karasu

[javascript protected email address]

Söz konusu turizm geliriyse İslamofobi teferruattır... Salzburg’daki Arap turist kafilelerini görünce böyle düşündüm. Gerçi Avusturya’da çarşaf yasağı yok ama Fransa’nın verdiği gazla peçe tartışması sıcak. Salzburg sokakları ise peçeli mi peçeli

Sırma’yla Mozart yolculuğuna çıktık. Viyana’da orta karar bir Sihirli Flüt prodüksiyonu sonrası Salzburg’a geçtik. Bunca yıllık Avusturya Liseli’yim, Salzburg’u görmemiştim, görür görmez âşık olduk anne-kız. Gotik mimariden Barok’a uzanan hiç Rokoko değmemiş eski kent dokusuna; güneyindeki Alpler’den kuzeye uzanan yemyeşil ovalara, kente hükmeden Hohensalzburg Kalesi’ne -ki Orta Avrupa’nın Ortaçağ’dan bütünüyle ayakta kalmış en büyük kalesi- bayıla bayıla bir hal olduk.

UNESCO’nun yıllar önce Dünya Kültür Mirası kabul ettiği şehir tabii ki turistik. 500 küsur metre tepede, bir zamanlar prens piskoposların hüküm sürdüğü “yüksek tuz kalesine” füniküleri ta 1892’de inşa etmişler. Biz de onunla çıktık. Kıvrıla kıvrıla uzanan Salzach’ın iki yakasına bir de tepeden bakarak hayran kaldık.

Turistler kimlerdi... Çokça Alman, bir o kadar Japon (doğal olarak) ve Araplar. Meğerse, bir taş atımı ötedeki komşu Almanlardan sonra ikinci büyük turist grubunu Araplar oluşturuyormuş. Mayıs ekim ayları arasında Salzburg eyaletinin Kaprun ve Zell am See (Göl) tatil beldelerine 275 bin Arap turist geliyormuş. Körfez’den varlıklı Araplar. Otel katlarını bütünüyle kapatarak. Zaten kentin nehir kıyısındaki Sacher Salzburg’un lobisinde genel turist portresi de bu kategoriye giriyordu.

Kent sokakları... Yerel Dirndl giyimli bisikletli kadınlar, kimi tesettürlü, kimi tepeden tırnağa hicap giyimli sadece gözleri açıkta Arap turistler harmanlanmış kent sokaklarında. İyi de nasıl olmuş? İslamofobinin onca yükseldiği ve genel görüşe bakılırsa Avusturya’nın da bundan çokça payını aldığı ortamda yerel ve uzak kültür uyumu nasıl tutturulmuş? Çok basit: Söz konusu turizm geliriyse İslamofobi teferruattır...

Çünkü Salzburg’un turizm kapasitesinin yüzde 25’ini Araplar oluşturuyor. Araplar gelmediği takdirde o kapasitenin nasıl dolacağı meçhul. Üstelik diğer turist gruplarının iki katı para harcıyorlarmış. Otellerde günde adam başı 240 Euro kadar. Bu şartlarla bazı oteller yaz günlerini tamamen Araplara adıyorlarmış.

İki yıl kadar önce, aynı Fransa’daki gibi kamusal alanda peçe yasağı Avusturya’da da gündeme gelmişti. Sert tartışmaların ardından reddedilmişti ulusal parlamentoda. Tartışma halen sıcak siyaset sahnesinde. Özellikle Yeşiller’den yoğun direniş var peçe karşıtı. Peçe yasak değil ama güvenlik gerekçesiyle bazı kurallar var. Pasaport kontrolünde kadın polislerin yüz açtırması gibi.

Salzburg’da ise çarşaf alerjisi olsa bile asla dillendirilmediği belli. Kamusal alanda peçe yasağının tartışıldığı iki yıl önce Arap turistlerin kılık-kıyafet, hal ve gidişine ayar vermek için bir kültür rehberi hazırlanmıştı da, “turizmde ırk ayrımcılığı” diye kıyameti koparmıştı bazı turizmciler.

Avusturya-Arap Ticaret Odası ile Turizm Ofisi birlikte hazırlamıştı broşürü. Orada diyordu ki: “Avusturyalılar olarak ilk intiba için birbirimizin gülen yüzlerini görmek isteriz... Otomobilde çocukların emniyet kemerini mutlaka bağlamalısınız... Çöpünüzü lütfen çöp kutularına atınız... Otel odalarında yerde yemek yemeyiniz... Fiyatlarda pazarlık kesinlikle söz konusu değildir....”

Yine de o tepeden bakan uyarı broşürü Arap turistlerin ayağını kesmemiş. Her köşe başında nargile kafe beklemiyorlar. Helâl problemini deniz ürünleri ve fast food’larla gideriyorlar. Bu arada baktım, İstanbul’daki gibi saç ektirmiş kafası bandajlı erkekler de yok Arap turistler arasında.

NE DÜELLOSU?

Demiştim ya Mozart yolculuğu diye. Viyana Schönbrunn Sarayı’nda 6 yaşındaki Wolfgang’ın piyano çaldığı sonra da İmparatoriçe Maria Theresia’nın kucağına çıkıp öpücük kondurduğu salon; Constanze ile evlendiği Stephansdom, sonra Salzburg’da doğduğu ev, yaşadığı ev, hatta dul karısının ikinci kocası George von Nissen’le yaşadığı ev tamam da bir de düello olayı çıktı karşımıza. Viyana’da Kumpfgasse’de duvarda bir levha: “Mozart ve Schubert bu sokakta birbirini düelloya davet etti. İkisi de gelmedi 1785.” Araştırdım, ne uğruna düelloymuş bulamadım.

 

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN