ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
08 Ocak 2017 Pazar, 14:01:17 Güncelleme:14:01:25

Hiç şeker değilsin!

Canan Karatay’ın kulakları çınlasın, bilim âleminde şekere karşı hareket giderek şiddetleniyor. Şeker savaşında Karatay’ın Amerika şubesi Dr. Lustig’in yayınları malûm. Şimdi ABD’de piyasaya çıkan “Şeker Davası” adlı kitap da şekeri, dünyanın en yaygın “bağımlılık yapan maddesi” ilan ediyor.

Etik nedenlerle bugün daha erken ama bilim literatürü ileride bunu yazacak; ‘Şeker, sigaradan daha büyük bir musibettir’ mottosu yayılacak. Yazacak çünkü bugünün lügatında bile söylenen, şekerin kokainden de beter bir illet olduğu. Eh sigara ve kokain denilen iki madde arasında dağlar kadar erişim farkı olduğuna göre, şekeri sigarayla kıyaslamak daha akılcı olacak.

İleride, çocukları bağımlılıktan korumak için şekerin tadına hiç varmamaları öncelikli mesele haline gelecek. Nitekim Prof. Dr. Canan Karatay’ın sihirli cümlesi bence şu: “Babam şeker hastasıydı. Annem bize hiç şeker vermedi. Ben de çocuğumu öyle yetiştirdim.” Hatta Amerika’da yaşadıkları dönemde, oğlu arkadaşlarının evine gidince anneler arayıp “Mehmet hasta mı kola içmiyor” dermiş. Hoca diyor ki:

“Çocuk hayatında kola görmediyse, nereden bilsin. Önüne ne koyarsan, nasıl beslersen çocuk odur. Neticede çocuğu aile hasta eder.” Hocanın sıkça atıfta bulunduğu Amerikalı pediatrik endokrinoloji uzmanı Prof. Dr. Robert Lustig paketlenmiş gıdalardaki früktozun, beyinde alkolünkine benzer bir etki yaptığını söylüyor, “Pakete girmiş, reklamı yapılan hiçbir şey çocuklara verilmeyecek” diyor.
Çocuklarda diyabet ve obezite uzmanı Dr. Lustig’in “Şeker: Acı Gerçek” başlıklı 90 dakikalık bir konuşması var; şekeri ABD’de obezite salgınına yol açan “zehir” olarak takdim ettiği konuşma YouTube’da tam 6 milyon kez izlenmiş. İşte doktor Avustralya’daki bir kongrede aynı içerikle kürsüye çıkıyor. Konuşma bitince yanına gelen bir bilim adamı, “Siz, Yudkin’in yazdıklarını okudunuz” diyor. Lustig’in anılan isimle ilgili zerrece bilgisi yok. O an öğreniyor: Prof. John Yudkin, bir İngiliz beslenme uzmanı. Ta 1972’de yazdığı “Saf, Beyaz ve Ölümcül” kitabıyla şeker alarmı veriyor: “Şeker kalp hastalıkları, obezite ve diyabete yol açarak bizi öldürüyor” diyor. Hiçbir gıda katkı maddesinin şeker kadar öldürücü olmadığını, etkileri fark edilse kesinlikle yasaklanacağını yazıyor. Ve bedelini ağır ödüyor. Gıda endüstrisiyle sıkı fıkı bütün beslenme uzmanları topyekûn hücuma geçiyor. İnsan sağlığına en büyük tehdidin yağ değil, şekerden geldiğini savunduğu için alaya alınıyor. Çünkü o dönem doymuş yağlara karşı düşmanlık moda; bütün uzmanlar düşük yağlı beslenmenin bayraktarlığını yapıyor. Yudkin’in şöhreti iki paralık ediliyor ve adam kariyerini asla toparlayamıyor, 1995’te de unutulmuş, hakkı yenmiş bir bilim insanı olarak göçüp gidiyor.

O BİR UYUŞTURUCU
İnsan şaşırıyor tabii, nasıl olur da bütün beslenme uzmanları bunca zaman bu kadar yanılabilir diye. Neticede Yudkin’in iddiaları zaman içinde kabul görüyor, şekerin bedenlerimizde yarattığı tahribata ilişkin art arda araştırmalar yayınlanıyor. ABD’de beslenmede bir numaralı düşman ilan ediliyor. İngiltere’de şekerli içeceklere vergi artışı geliyor.

Şimdi de bilim yazarı Gary Taubes’in kaleme aldığı “The Case Against Sugar” Amerika’da raflarda. “Yeni milenyumun sigarası” damgasını vuruyor şekere Taubes. Aynı bir dönem güçlü lobilerin destek ve örtbaslarıyla ölüm saçan sigara gibi şekerin de bağımlılık yaparak hayatlarımızı kuşattığını anlatıyor. Salgın boyutundaki obezitenin yanı sıra çocukların yüzde 10’unda insülin direnci kaynaklı karaciğer hastalığı bulunduğunu belirtiyor. Gıdalarda koruyucu katkı maddesi olarak kullanılan yüksek früktozlu mısır şurubunun çocuklarda nasıl bağımlılığa yol açtığını yazıyor.
Kitaba göre şeker çağın bağımlılık yapan en yaygın maddesi haline geliyor. Enjekte edilmiyor, dumanı üflenmiyor, burna çekilmiyor ama çocuklarda bütün o maddelerin yaptığı etkiyi bırakıyor. Şekerli maddeye maruz kalan çocuğun beyninde zevk merkezi harekete geçiyor; neşeleniyor, ağlaması kesiliyor, stresi atıyor, acısı diniyor. Kısaca bir süre için kafası iyi oluyor. Etkisi geçince bir doz daha istiyor. Aşırı tüketim safhasına geçtikten sonra da uzun vadeli yan etkiler başlıyor.
Aileler çocukları mutlu etmek için yatıştırıcı ilaç gibi doz doz şekerle beslerken, aynı zamanda ömür boyu peşini bırakmayacak zehirli bir bağımlılığa mahkûm ediyorlar onları.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
Ziyaretçi
2000
Kalan karakter : 2000
HAVA DURUMU
Cumartesi 6 MPH 30°
Az Bulutlu