Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Twitter’da oturduğun yerden sağa sola pervasızca çemkirmek berbat bir davranış şekli. Hesap edilemez sonuçları var. Mesela Almanya’da “Yemekteyiz”e katılan 32 yaşındaki bir manken TV’de protezli memelerini fazla gösterdi diye alay konusu olunca intihar etti. Claudia Börner’in silikonları gerçekten abartılıydı. Twitter’da dile düştü. Ne eblehliği kaldı, ne teşhirciliği. Sonunda yemeklerini pişirdiği mutfaktaki gazı açıverdi... Canına kıymasının belki başka nedeni vardı. Ya da kazaydı. Ancak bu iki ihtimal, Twitter’daki insafsızlık gerçeğini ortadan kaldırmıyor. Hedef tahtasındaki kurbana yüklenen güruhun cazgırlığı tek kelimeyle tanımlanabilir: Mobbing. Yani sürü halinde kurbana saldırmak, didiklemek. Önüne gelene hakaret ve iftira yağdıran insan bozuntularını hiç saymıyorum. Twitter’daki esas sorun her yana atış yapan o ruh hastaları değil, aslanı hazır yaralı bulmuşken topluca saldıran sırtlanlar. Bu toplu saldırılarda kurbanın intihar eğilimi göstermesi şart değil. Ruhunun örselenmesi, onurunun kırılması da yeterli, mobbingi lanetlemek için.

        Sibel Tüzün örneğini alın. Erkeklerin her türlü muşmula surat ve vücut şekilsizliğiyle boy gösterebildiği Survivor’da makyajsız göründü diye Twitter’da uğramadığı hakaret kalmadı. Düpedüz “mobbing”di ama kayıtlara “ağır yorum” diye geçti. “Gözaltı torbalarına katlanamıyorum” diye twit atan gerzekleri kum torbası yapıp yumruklamak geçiyor insanın içinden. Aynısı Amerikalı oyuncu Ashley Judd’un da başına geldi. Şiş suratla ortalıkta göründüğü için “çirkinliğinden” rahatsız olanların, “estetik faciası” diye alay eden kadınların toplu twit saldırısına uğradı. O susmadı, özellikle kadın saldırganlara hitaben zehir zemberek cevap döşendi. Onları kin ve nefret saçmakla suçladı. Bu arada şişliğin nedeni kortizon tedavisiydi.

        EGZERSİZ İYİ GELİR

        İşte bu yüzden, Meclis İnternet Komisyonu’nda o klişe cümleleri kuran uzmana itirazım var. Gazi Üniversitesi’nden Prof. Hayrunnisa Bolay komisyondaki sunumunda, internetin gençler ve sosyal yapı üzerindeki etkilerini şöyle sıraladı: “Twitter’da 140 karakter, kavram ve ifadeleri sınırlıyor, düşünceyi sığlaştırıyor. İnternet insanı zeki yapmıyor, beceriksizleştiriyor. Çocuklarda ‘Facebook depresyonu’ var. Ulaşamayacakları şeylere ulaşan kişileri Facebook’ta gören çocuk depresyona giriyor. TV başında geçen her saat çocuğun hiperaktif olma olasılığını yüzde 2 artırıyor. DVD başında vakit geçiren çocuk daha akıllı olmaz aksine daha aptal olur.” Bir kere Twitter mükemmel bir iletişim platformu. Van depreminde yardımlaşmanın nasıl örgütlendiğini hatırlayın. Haber akışı açısından bulunmaz bir kaynak. Tabii dedikodu değil, gerçekler aktarıldığı sürece. Kavram ve ifadelerin sığlaşmasına gelince; fazla okuyup yazmadığımız için o bizde zaten vardı. Twitter üstüne geldi. Uzman şahsın aksine, Twitter’ın düşünce ve iletişim kapasitemize işleklik kazandıracağına bile inanıyorum. Belki Twitter egzersizi sayesinde, YGS’nin Türkçe faslında sıfır çeken 31 bin üniversite adayı, Türkçe’yi daha iyi anlayabilir.

        FACEBOOK YALNIZLIĞI MI?

        Prof. Bolay, Facebook’u da “depresyon sebebi” görüyor. O halde kapatın interneti, çocuklar hiçbir şey görmesin. Peki bunlar sokağa da mı çıkmıyor? Bir fırsat eşitsizliği, adaletsizliği varsa, onu okulda ya da sokakta görmüyor mu? Facebook etkisi dünyanın her yerinde tartışılıyor. ABD’deki son tartışma şu: “Facebook yüzünden Amerikan toplumu yalnızlaşıyor, insanlar sanal ortama kapılıp kendi kabuğuna çekiliyor.” Tartışma Atlantic Dergisi’nin kapak konusuyla başladı. “Amerikalılar hiç bu kadar yalnız olmadı” diyor ve konuyu Facebook’a bağlıyordu. İtirazlar istatistik verileriyle geldi: Amerikalılar zaten yalnızlaşıyordu, Facebook üstüne geldi. Eş dost toplantıları, arkadaş muhabbetleri azalalı zaten hayli zaman olmuş, insani bağlar zayıflamıştı. 1985’te halkın sadece yüzde 10’u “Derdimi paylaşacak kimsem yok” derken, bu oran 2004’te yüzde 25’e çıkmıştı. Facebook tam da 2004’te piyasaya çıktı. Onlar çoktan yalnızlaşmışken.

        Diğer Yazılar