Dikkat! Korsan çıkabilir!
Adam, Almanya’daki üçüncü siyasi gücün lideri ama Dedektif Kurukafa okuyor, İngilizce’den. İrlandalı yazar Derek Landy’nin korku, mizah ve esrarla harmanlanmış fantezi romanlar serisini. Adam dediysek yaşı da henüz 28. Korsan Partisi’nin lideri Sebastian Nerz. Favori romanı aslında 12-15 yaş grubu çocuklar için. Bence yetişkinlerin de okumasında sakınca yok. Ancak cumhurbaşkanıyla el sıkışırken, kurukafalı kitabı koltuk altına kıstırmak biraz tuhaf duruyor. Neyse ki, Cumhurbaşkanı Gauck da kiminle tokalaştığını bilmiyor. Alman siyaset sahnesinde son perde böyle. Yeni yeni tanışıyorlar. Hâlâ FRP oyunlarındaki “tirsales” kimliğiyle tanınıyor Sebastian Nerz. Twitter hesabı da bu isimle. Ancak siyasal realite, oyun âlemindeki gotik maceralarda olduğundan daha fazla ciddiyet gerektiriyor. Son Forsa anketine göre Korsan Partisi’nin oy oranı yüzde 13. Yani Merkel’in partisi CDU ile anamuhalefetteki SPD’den sonraki parti konumunda. İktidar ortağı FDP’yi de, Yeşiller’i de geçmiş durumdalar. Büyük ihtimal gelecek yılki seçimde Federal Meclis’e girecekler. Fakat bir avuç kompütür manyağının kümelenmesiyle vücuda gelmiş partide politik yönlenme sıfır. Ne sağda, ne soldalar. Geleceğe dönük hiçbir ideal, vizyon yok. Sınırsız internet özgürlüğüne duyulan özlem dışında. Serbest internet, şeffaflığı ifade ettiği için demokratik bir yönelimdir ama, Alman titizliği daha fazlasını bekliyor tabii. Partinin nadir kadın yöneticilerinden Marina Weisband şöyle özetliyor durumu: “Yüzde 0.2 oyu olan bir partinin kaynaklarına, yüzde 2’lik bir partinin program ve örgütsel yapılanmasına sahibiz. Ancak beklentiler yüzde 13’lük bir partiye göre.”
ALTERNATİF ARAYIŞI
Peki nasıl oluyor da, 6 yıl önce “Haydi internet sansürüne karşı parti olalım” diyen bu protesto grubu, yüzde 13’lük desteğe ulaşabiliyor? Forsa araştırma şirketinin başkanı Manfred Güllner’e göre, Korsan Partisi’ne kayan oylar, büyük partilere duyulan hoşnutsuzluğun ifadesi. Bu partilere olan güvenini kaybeden seçmen yeni arayışlara giriyor. Aslında buradaki iyi haber şu: Diğer birçok Avrupa ülkesinde kapılanacak yer arayan ‘serseri’ oylar, aşırı sağa tosluyor. Irkçı, marjinal partiler tehlikeli biçimde yükseliyor. Alman Korsanlar’ın ise yabancı düşmanı, ırkçı bir söylemi yok. Ancak o kadar acemiler ki, sapla samanı karıştırıveriyorlar. Parti yöneticilerinden Martin Delius öyle bir benzetme yaptı ki! “Nasyonal Sosyalist Parti’nin 1928-1933 arasındaki çıkışı gibi biz de hızlı bir yükselişteyiz” dedi. Hitler anılarını canlandıran bu gaf yüzünden müthiş bir eleştiri fırtınası koptu. Delius da özür diledi. Aslında bu naif acemilik onları sevimli ve çekici de kılıyor. Birçok soruya “O konuda henüz bir görüşümüz yok” diye cevap veriyorlar. Bu cümleyi öyle sık tekrarlıyorlar ki, sanki partinin sloganı. Siyaset bilimcilere göre seçmen bu tavrı çok içten buluyor. Büyük partilerin çokbilmişliğinden bıktıkları için.
Partinin sadece oy oranı değil, üye sayısı da artıyor. Geçen yıl Berlin seçimindeki zaferin ardından ikiye katlanarak 28 bine çıkmış sayı. Ve üyelerin tamamı torrent-sever gençler de değil. Üyelerin yaş ortalaması 32’den 40’a fırlamış birkaç ay içinde. Partinin şu anki seçmen kitlesi bir çeşit ‘Mini Almanya”. Homojen değil, her kesim var. Örgüt yapılanması da fena gitmiyor. Avrupa’daki diğer Korsan partilerinden daha fazla tayfaları var. Ama çok önemli bir eksik de var partide. Kadın-erkek eşbaşkanlı Yeşiller’in aksine, kadın çehresi yok. Kadınların oranı sadece yüzde 20. Eyalet seçimlerinde de kadın adaylar listelerde hep aşağılarda kaldı. Maço görüntü nedeniyle cinsiyet ayrımcılığı yakıştırılıyor. Bu yüzden imaj değişikliği için kadın üye toplamaya çalışıyorlar. Parti bugün federal kurultayını yapıyor. Şu an üzerinde çalıştıkları konsept “nötr siyaset”. Bütün siyasal ve sosyal sorunlara adapte edebilecekleri liberal bir formül olarak görüyorlar. Hedef, herkesin özgürce hareket edebildiği “nötr” bir platform olmak. Aynı internetin, herkese aynı kaynağı sunan nötr ve şeffaf bir platform olması gibi. Özgür erişim olduğu sürece tabii.