Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Birkaç saat petrol pompalamak yeterli. 13 dakikalık açık artırmada, 120 milyon dolara ‘Çığlık’ senindir. Munch’un tablosu Katar Kraliyet Ailesi’ne gidecek diye zaten söylenti vardı. New York Sotheby’s’teki müzayede, 120 milyon dolarlık satışla rekor kırınca sanat simsarları iyice emin oldu: Alıcı Katar. Alman haber ajansı Dpa da “İstanbul’daki Arap kaynaklarına” dayanarak, tablonun kesinlikle Körfez yolcusu olduğunu yazdı. Malûm, modern çağın korkularına sembol olan tablonun dört versiyonu var. Ancak satılacak başka ‘Çığlık’ yok. Çünkü üçü, Norveç’teki müzelerde. Elden çıkarılmaları pek mümkün değil. Munch’un 1895’te yaptığı 2. tablo özel koleksiyonda bulunan tek eserdi. Sahibi de Norveçli işadamı Petter Olsen’di. Bir zamanlar ressamın komşusu olan babası, tabloyu 70 yıl önce Hugo Simon adlı Yahudi koleksiyonerden satın almıştı. Simon’un varisleri “Nazi Almanyası’ndan kaçarken sürgünde dara düştüğü için sattı” diyerek açık artırmaya karşı çıktılar. Ama olan oldu. Olsen bu kadar şöhret sahibi bir tablodan kurtulduğu için memnun olduğunu söylüyor.

        Satıştan gelen 120 milyon doların bir bölümüyle seneye Munch’un 150. doğum yılı onuruna müze açacakmış. İsteyen Norveç’e gidip ‘Çığlık’ların tamamını görebilir ama, Katar’da bir ‘Çığlık’ daha çıkarsa, onun fiyakasından geçilmez. Çünkü Katar aynı zamanda dünyanın en pahalı tablosuna da sahip: Cezanne’ın İskambil Oyuncuları. Özel satışta 250 milyon dolara gitmişti. Açık artırma rekoru kıran Çığlık şimdi o listede beşinci. Yani en pahalı beş eserin ikisi Katar’da. Ve Katar’da daha neler var neler! Şeyh El Tani’nin 29 yaşındaki kızı Şeyha Mayassa neler almadı ki! Andy Warhol, Roy Lichtenstein, Jeff Koons, Damien Hirst... The Economist’e göre bugüne kadar, tablo, heykel ve enstalasyonlar dahil sadece Batı eserlerine ödediği rakam 1 milyar dolar. (Çığlık hariç) ABD’de Duke Üniversitesi’nde siyaset bilimi okuyan ve kocasıyla birlikte Columbia Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptıktan sonra memlekete dönen Şeyha Mayassa, Katar Müze Yönetimi’nin başında. Babası Şeyh el Tani’nin “Ulusal Vizyon 2030” projesinin sanat faslını o yürütüyor. O proje kapsamında dünyanın marka üniversiteleri Katar’a yerleşiyor, o beter yaz sıcağına rağmen 2022 Dünya Kupası Katar’a gidiyor, uluslararası film endüstrisi için post-prodüksiyon merkezi de orada kuruluyor. Bütün bunların üstüne İslam eserleri ve Batı sanatının nadide parçaları da harıl harıl toplanıyor. Şeyha Mayassa tarafından.

        TOPKAPI DA GİDİYOR

        2008’de açılan Katar İslam Eserleri Müzesi dünyanın en iyi müzeleri arasında sayılıyor. Şeyhin ailesi yıllarca el yazmaları, halılar, ilmi araç-gereç topladı. 20. yüzyıl Arap ressamlarının eserleri de modern sanat müzesi Mathaf’ta sergileniyor. Ama sadece Doğu değil, Batı sanatı da Katar potasında eriyor. Şeyha Mayassa bir röportajda şöyle diyor: “Babam kültür ve sanat aracılığıyla toplumsal diyalog oluşturmaya çalışıyor. Katar’ı kültürel çekim merkezi, dünya çapındaki sanat projelerinin katalizörü yapmak istiyor. Ama işimize hiç karışmıyor” Nitekim Katar’da sanat yelpazesi giderek genişliyor. Japon sanatçı Takashi Murakami’nin 60 eseri halen Doha’da sergileniyor. Daha önce Versailles’daydı. Gelecek yıl Damien Hirst sergisi Katar’a gidiyor. Çünkü Katar, Londra Tate Modern’deki sergiye 2 milyon sterline sponsor oldu. Ve esas bomba; Londra British Museum’daki Hac Sergisi’ne, Topkayı Sarayı’ndan ambargo nedeniyle gönderilmeyen parçalar, Katar’a gidecek. Hac Sergisi orada açıldığında. Şeyha Mayassa, petrol dolarlarını sanata yatırıyor ama Katar’daki herkes sanatın önemi konusunda ikna olmuş değil. “Formula pisti getirsek daha iyi olurdu” diyenler de var. Ancak Mayassa umutlu. Tate’deki Hirst kataloguna şöyle döşenmiş: “Sanat hatta polemik yaratan sanat bile farklı uluslar, halklar ve tarihler arasındaki iletişim kilidini açabilir.” Katar petrol ve gazını tükettiğinde, bilgi ekonomisine dönüşmeyi başarmış olursa anlaşılır kadının kıymeti.

        Diğer Yazılar