• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Balçiçek İlter

Balçiçek İlter

[javascript protected email address]

'İçeri'den mektup var!

07 Şubat 2012 Salı, 10:21:46

DEVLET bence kendini suçlu hissetmeli. Bana işi, aşı sağlayamadı. İşsizken hakkımı vermedi, "Üç çocuk yap, 650 lirayla geçin" dedi. Cezaevleri yapmakla övünüyorlar. Bu ayıp değil mi? Üstelik buraları ıslahevi değil. Sağlığımızı kaybetmekten başka bir işe yaradığı yok. Binlerce boş köy var, çevirsinler, güvenliği sağlasınlar, biz de ekip biçelim, cezamızı da çekelim, toprağa ayağımızı basalım. Dul kadınlara devlet yardım ediyor. İlla ölmem mi lazım karıma yardım edilmesi için?.. PTT'nin durumu malum, çok yazamıyorum, tebrik kartına yüzde 100, pula yüzde 10 zam yaptı. Cezaevleri olmasa çoktan batardı sanırım. ■ Tarkan Yılmaz-Vezirköprü Ceza İnfaz Kurumu

Önceki suçum namus cinayetiydi. Şartlı tahliye döneminde sadece 2.5 yıl dışarıda yaşayabildim. Sonradan işlediğim suç cinayet olmamasına rağmen, 10 ay hapis suçu yüzünden şartlı tahliyem yakıldı. Bu süre 29 yıl. Şimdi ben ve benim gibi eski hükümlüler bu uğurda mücadele veriyoruz. Benim dışarıda aile olarak kimsem yok. Var olanlar da uzun yıllardır içeride olduğum için ilgilenmiyorlar artık. Yani ne mektup, ne ziyaret, ne para gönderimi var. Burada akıl ve ruh sağlığımı koruyabilmek adına kendimi okumaya verdim. O yüzden okumadığınız kitaplara talibim. ■ Fahir Namık Eşen-Balıkesir L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Silivri toplama kampı da Kandıra dinleme tesisi mi?
F tipi hapishanelerde 12 yıldır korkunç bir tecrit uygulanıyor. 1 ve 3 kişilik hücrelerde tutuluyoruz. Adalet Bakanlığı'nın 22 Ocak 2007'de uygulama sözü verdiği haftada 10 kişi, 10 saat sohbet hakkı üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen bugüne kadar hiç uygulanmadı. Bulunduğumuz hapishanede ayda 7.5 saat sohbet hakkı verilmektedir. Yani günde 15 dakika. Bunun dışındaki bütün zamanımız hücrede. Başkalarını görmek, konuşmak, sohbet etmek yasak... Tecride isyan ediyoruz ve sohbet hakkımızın uygulanmasını istiyoruz.
■ Kandıra 1 No'lu F Tipi Hapishanesi Mahkûmları

Bir üniversite öğrencisiyim ve sadece ülkemde yaşanan haksızlığı dile getirdiğim için 6 aydır cezaevine atılmışım. Gözaltındayken çok hakaretlere maruz kaldım. Ve beni kanlara bulayarak hastaneye bile götürmeyi çok gördüler. Bu kelimeleri size yazmamın sebebi, daha önce size yazdığım uzun bir mektuba cezaevi idaresi tarafından el konulmasıdır. Hem özgürlüğüme hem de iletişim aracım mektuplarıma el konuluyor. ■ Harun Önemli-Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu

Ben kendi sorunumdan çok dikkatinizi başka bir yöne çekmek istiyorum. Yaklaşık 45-50 gündür Malatya Devlet Hastanesi Morgu'nda yakıcı madde kullanıldığından teşhis edilmeyen ve bazılarının DNA örnekleri tuttuğu halde annelerine verilmeyen cenazeler var. Evlat acısının ne demek olduğunu ancak bir anne hissedebilir. Tanınmaz hale getirilen evladının başında ağıt yakan bir anneyi ne teselli edebilir ki? Aslında o an sözün bittiği yerdir. ■ Şiraz Işık-Kocaeli 2 No'lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi

O kadar çok birikmiş ki masamın üzerinde... Ancak okuyabildim, birkaçını paylaşıyorum. "Allah kurtarsın" demekten başka bir şey gelmiyor insanın elinden. Suç varsa, cezası da olacak tabii. Ama şartların iyileştirilmesi, verilen sözlerin yerine getirilmesi kaydıyla. Okurken içiniz mi sıkıldı, yüzünüz mü asıldı? Biraz güldüreyim o zaman sizi... Buyurun İçişleri Bakanı'nın yeni incilerine... "Birilerine ne oluyor acaba? Sıkıntı nedir? Özgürlük! Hangi özgürlükten bahsediyorsun? O zaman tutuklanınca da şikâyet etme. Özgürlük yoksa dışarıda, farkı yok içerinin demek ki! Niye şikâyet ediyorsun, demek ki var dışarıda özgürlük. Yaşadığın özgürlüğün varlığını söylemeye özgürlüğün yok; çünkü kafan ipotekli, kalbin, düşüncen ipotekli. Onu söylemeye özgür değilsin."
Bir konuşmada bu kadar çok özgürlükten bahsedip bu kadar saçmalamak mümkün mü? Mümkünmüş!

Diğer Yazıları

Nihayet! Hop kardeşim!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
SONUNDA biri patladı... AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'ten bahsediyorum!Zaten ben bu patlamayı uzun süredir bekliyordum, üstelik Çelik'ten geleceğini düşünüyordum, umuyordum... Sadece biraz daha önce bekliyordum, ne yalan söyleyeyim... Zaten biraz vicdanı...
Devamını Oku

Sakıncalı fıstık!

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:53
  • [javascript protected email address]
DÜN Ahmet Altan'ın satırlarını okuyunca gülümsedim. Yolda kolumdan yakalayıp doğru yolu göstermeye çalışan emekli teyzeler, yaşını başına almış asker amcalar geldi aklıma: "Yavrum, güzel çocuğum, güzel kızım sen niye böyle yapıyorsun, Atatürk...
Devamını Oku

Ve İzmir ve Zülfü Livaneli ve CHP

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs Cumartesi gecesi, "Bayram tam da böyle kutlanır!" dedirtecek bir konserdeydim... Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, "Zülfü Livaneli stadyum konseri olsun, üstelik halka açık olsun" demiş, kolları sıvamış... Stadyum hıncahınç...
Devamını Oku

Kentlerin ‘Efendi’si

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:49
  • [javascript protected email address]
EVLERİNE bayıldım... Avlulu evlerine... Hemen her kapıyı çaldım. Müthiş misafir edildim. Kimi turşu kuruyordu, kimi temizlik yapıyordu... Hemen buyur ettiler, evlerini gezdirdiler, üşenmediler "helli kahve" de yaptılar... Eski bir kiliseden bozma evi...
Devamını Oku

Dil olmayınca bakışlar derin olur!

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 08:35
  • [javascript protected email address]
"ABLA valla senden benden iyi yaşıyorlar... Yemek bedava, kalacak yer bedava, ceplerine harçlık da veriyorlar. Çocukları okula da gidiyor... Bir de bu adamlar gece sınırın öte yakasına gidip savaşıyor, sonra buraya dönüyor... Senin benim vergimden oluyor...
Devamını Oku
Tüm Yazıları