• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Balçiçek İlter

Balçiçek İlter

[javascript protected email address]

Hedef Başbakan mı?

11 Şubat 2012 Cumartesi, 12:56:26

“MARAŞ katliamı göz göre göre geldi. Fakat önüne geçilemedi, çünkü istihbarat bize bunlarla ilgili bilgi vermiyordu. Olaylar başladı, valiye istihbarat verilmedi, askeri çağırmakta da geç kalındı. Gelen asker de yeterli değildi. Ben istihbarat örgütünün oradaki cinayetlere, oradaki katliama katkı yaptığını düşünüyorum. Engel olmayı bırakın, MİT bizzat katkı yaptı... Bakanlık görevim boyunca MİT’ten bilgi alamadım.

Başbakanımız Bülent Ecevit, bana güvenirdi, benimle bu konuları konuşurdu. Ben MİT’e yönelik şikâyetlerimi ona söylediğimde o da bana dert yanardı. Bir keresinde şöyle bir olay anlatmıştı: ‘Çok iyi yetişmiş birini MİT’te görevlendirtmek istedim. O kişiyi MİT’e almadılar.’ Başbakan’ın istediği kişiyi MİT’e almamışlar! Bunun üzerine ben de ‘Ne yapacağız bu MİT’i? Lağvedelim o zaman. Yerine yenisini kuralım’ dedim. Sayın Başbakan güldü ve bunu benim gençliğime verdi. ‘Yapalım, yapalım da onlar bizi lağvetmeden’ dedi. Zaten sonra onlar bizi lağvetti.” Kim söylüyor bunu? Eski İçişleri Bakanı Hasan Fehmi Güneş... Sadece Maraş katliamı döneminde değil, Abdi İpekçi cinayeti ve 12 Eylül darbesine giden bütün süreçte MİT’ten asla bilgi alamadıklarını ifade ediyor. Arka odalardan şikâyetçi... Sivillerin, seçilmişlerin, siyasetçilerin, hükümetin yeterince güçlü olamadığını itiraf ediyor...

“Bir gün İçişleri Bakanı’yken beni MİT’e davet ettiler. Beni etkilemek için gösteriyorlar. ‘Yunanistan’da bir cip hareket etse biz bunları görürüz.’ Ben de yüksek mühendisim, biliyorum konuları. ‘Kaç tane gözleme noktamız var Türkiye’de?’ diye sordum. ‘İki tane’ dediler. Peki üçüncü? O da Avrupa’da. 3. noktadan bilgi verilmezse noktasal tespit yapamazlar. Bakın o dönemde MİT’ten biz bilgi alamazdık. MİT bize bağlı değildir. Güya Başbakan’a bağlıdır. O gün beni oraya çağırmalarının sebebi başka. Müsteşarlık bir MİT Kanunu hazırlamış, Demirel de ilgili kurumlara sormadan Bakanlar Kurulu’nda imzaya açmış. Ben de kanun taslağını çantama attım, Bakanlığa geldim. İncelettim. Mevcut Anayasa’ya aykırı tam 40 madde tespit ettirdim. Yeni taslağa göre Başbakan, MİT Müsteşarı’nı atıyor, ondan sonra hiçbir şeye karışmıyor. Bütün yetki onda... Sonra Başbakan Demirel aradı, ‘Kanun sendeymiş, imzala da gönder’ diye. ‘Yok olmaz’ dedim, gerekçelerimi sıraladım. O gün MİT’e İçişleri Bakanı olarak çağrılmam o yüzdendir. Yine ‘Değişiklik yaptık’ dediler ama etrafından dolaşmışlar. Sonrasında bizi hallettiler.” Peki bunları kim söylüyor? Eski İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk... Biri kendi deyimiyle “askeri darbeyle lağvedilen”, diğeri “halledilen” iki farklı görüşteki, siyasi çizgideki iki siyasetçi... İkisinin de İçişleri Bakanlığı görevi var, ikisinin de ortak cümlesi şu: “Biz MİT’ten hiçbir zaman bilgi alamadık.”

Nereden mi geldi aklıma bunlar? Son günlerde yaşananları göz önüne aldığımızda... Acaba diyorum, ilk defa MİT Müsteşarı’na güvenen bir Başbakan, uyumlu çalışan bir hükümet dönemi yaşıyorduk da haberimiz mi yoktu? Bilgi alan, operasyonları olması gerektiği gibi yürüten... Polis, jandarma, MİT ve askeri istihbarat gibi yapıların geçmişte nasıl karşı karşıya geldiğini, tarihsel süreçte karşılıklı güvensizlikler yaşadıklarını biliyoruz, bazılarına yakından tanık olduk. Belki de ilk defa vesayet sistemi yıkılıyor... “Yıkılıyordu” demek lazım aslında...

Görünen o ki MİT ile siyasi iktidar arasındaki güven birilerini rahatsız etti... Yaşananlara baksanıza... Hollywood filmlerini aratmayacak cinsten... Hükümet ile MİT arasında olması gereken işbirliği birilerinin işine gelmedi. Olan bitenden anladığım, gördüğüm tablo budur. Yanlış mı doğru mu ilerleyen günlerde daha iyi anlayacağız.

Diğer Yazıları

Nihayet! Hop kardeşim!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
SONUNDA biri patladı... AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'ten bahsediyorum!Zaten ben bu patlamayı uzun süredir bekliyordum, üstelik Çelik'ten geleceğini düşünüyordum, umuyordum... Sadece biraz daha önce bekliyordum, ne yalan söyleyeyim... Zaten biraz vicdanı...
Devamını Oku

Sakıncalı fıstık!

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:53
  • [javascript protected email address]
DÜN Ahmet Altan'ın satırlarını okuyunca gülümsedim. Yolda kolumdan yakalayıp doğru yolu göstermeye çalışan emekli teyzeler, yaşını başına almış asker amcalar geldi aklıma: "Yavrum, güzel çocuğum, güzel kızım sen niye böyle yapıyorsun, Atatürk...
Devamını Oku

Ve İzmir ve Zülfü Livaneli ve CHP

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs Cumartesi gecesi, "Bayram tam da böyle kutlanır!" dedirtecek bir konserdeydim... Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, "Zülfü Livaneli stadyum konseri olsun, üstelik halka açık olsun" demiş, kolları sıvamış... Stadyum hıncahınç...
Devamını Oku

Kentlerin ‘Efendi’si

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:49
  • [javascript protected email address]
EVLERİNE bayıldım... Avlulu evlerine... Hemen her kapıyı çaldım. Müthiş misafir edildim. Kimi turşu kuruyordu, kimi temizlik yapıyordu... Hemen buyur ettiler, evlerini gezdirdiler, üşenmediler "helli kahve" de yaptılar... Eski bir kiliseden bozma evi...
Devamını Oku

Dil olmayınca bakışlar derin olur!

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 08:35
  • [javascript protected email address]
"ABLA valla senden benden iyi yaşıyorlar... Yemek bedava, kalacak yer bedava, ceplerine harçlık da veriyorlar. Çocukları okula da gidiyor... Bir de bu adamlar gece sınırın öte yakasına gidip savaşıyor, sonra buraya dönüyor... Senin benim vergimden oluyor...
Devamını Oku
Tüm Yazıları