• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Balçiçek İlter

Balçiçek İlter

[javascript protected email address]

'Bizim Kürtlere yıllardır söylüyorum!'

15 Şubat 2012 Çarşamba, 10:55:59

GEÇENLERDE üniversite öğrencileriyle konuşuyorduk. Biri takıldı, "En çok neyi seviyorum biliyor musunuz?" dedi, "Hani gülümseyerek yumuşak yumuşak soruyorsunuz ya, karşıdaki ne olduğunu fark etmeden başlıyor anlatmaya bazen"... Haklı. Bazen, hiç beklemediğim anda birilerinin dökülesi tutuyor, anlatası geliyor. Bizim mesleğin ödüllerinden biri de bu galiba... "Hayatta herkese her şeyi sorabilirsiniz" diye buyurdum, "Önemli olan, neyi sorduğunuzdan çok nasıl sorduğunuz"...
Hakikaten inanıyordum bu söylediğime... Bütün samimiyetimle...
İki gün öncesine kadar...
Bir adam düşünün, kanserle mücadele ediyor. Akciğerlerine sıçramış. Kemoterapiden bütün saçları dökülmüş. Yine de kırmamış gelmiş canlı yayında "Kürt sorunu" üzerine konuşuyor. Çünkü hayatını buna adamış zaten... Varlığının anlamı bu... Daha kimse cesaret edip dillendiremez, üzerinde düşünmeye bile korkarken, "Ben Kürt'üm, bu ülkede Kürtler vardır!" dediği için yaklaşık 2.5 yıl hapis yatan bir adam o. Duruşunun, tavrının bedelini ağır ödeyenlerden...
KADEP Genel Başkanı, Diyarbakır Milletvekili Şerafettin Elçi'den bahsediyorum. Geçtiğimiz günlerde Radikal'den Ezgi Başaran ile bir söyleşisi vardı Elçi'nin. O söyleşide eski arkadaşı Kemal Burkay için demişti ki: "Gelip devletin politikasından çıkmayacağım diye tamamen anti-PKK'cılık yaparak sen PKK'yı etkileyemezsin ki. Burkay'ın politik olarak en ufak bir etkinliği olmaz. Devlet o hesapları çok yanlış yaptı. Kemal Bey'in halkla ilgisi yok ki! Onun devlet projesi olması Kürtlerde tasvip görmez, aksine nefret uyandırır. Şahsen Kemal Bey'in tutumuna acıdım. Eskiden dar bir çerçevede olsa da sevilen sayılan biriydi."
Pek eski dost ne cevap verdi? Sadece bir bölümünü aktarıyorum:
"Anlaşılan Şerafettin'in yalnızca saç sorunu yok, beyin de sorunlu... Şerafettin bana acıdığını söylemiş! Bana acıma Şerafettin, kendine acı! Hastalık da ölüm de elbet herkesin başına gelebilir. Onun için 'emri ilahi' denir. Ama şükür benim aklım da sağlığım da henüz yerinde. Benim eski arkadaşımsın Şerafettin, senin için bunları yazmak istemezdim. Ama söylediklerin midemi bulandırdı ve beni buna mecbur ettin. Senin zaaflarını, yanlışlarını bilirdim, ama pusulayı bu kadar şaşırıp, saldırganlar kervanına katılıp kendini bu hale düşüreceğini beklemezdim. Herhalde çevren tümden boşaldı ve Apocuların hesabını yapmaktasın, yani cenazen kalabalık olmalı. Şu anda da bir post sahibisin, para ve pulun da çoktur; kendine parayla da olsa kazma kürekçiler bulabilirdin, ama dürüstlük farklı bir şeydir... "



İşte bunu soramadım. Üslup müslup bırakın bir tarafa... Karşımda kanserle boğuşan bu adama, "Eski bir dost ölümünüze atıfta bulunmuş" diyemedim... Diyemiyor insan... Bırakın düşünmeyi, yazmayı, başkasının sözünü bile tekrarlayamıyor... Lafı eveledim geveledim. Elçi anladı ve şöyle dedi: "Kemal Bey benim sevdiğim bir arkadaşım olduğu için eleştirdim. Ama şu anda yanlış bir pozisyon aldı. Uyarımı yaparken seviyeyi düşürerek çirkin bir şekilde saldırmadım. Ne ona ne de başkasına. Bir edep var, bir terbiye var, bir seviye var. Ben bu konularda çok şerbetliyim. Bizim Kürtlere yıllardır söylüyorum; muhalefet etmekle düşmanlık etmeyi bilmiyorlar, bunu ayırın."
Şerafettin Elçi'nin Burkay için ima ettikleri kuşkusuz çok ağır. Ama Burkay'ın cevabı ondan aşağı kalmıyor, üstelik seviye olarak en alta yerleşiveriyor. Kürt sorununun çözümünde önemli isimler olduğuna inandığım akil adamların bile geldiği noktayı görünce... "Kim ne kadar şerbetli olursa olsun beyler" diyorum, bu işin çözümü zor, çok zor! Hadi biz Türkler kendi içimizde anlaşamıyoruz, paylaşamıyoruz! Peki ya siz? Yok birbirimizden farkımız... Kendi içimizde bile ortak noktaya gelemiyoruz, beraber nasıl çözüm bulacağız?

Diğer Yazıları

Nihayet! Hop kardeşim!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
SONUNDA biri patladı... AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'ten bahsediyorum!Zaten ben bu patlamayı uzun süredir bekliyordum, üstelik Çelik'ten geleceğini düşünüyordum, umuyordum... Sadece biraz daha önce bekliyordum, ne yalan söyleyeyim... Zaten biraz vicdanı...
Devamını Oku

Sakıncalı fıstık!

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:53
  • [javascript protected email address]
DÜN Ahmet Altan'ın satırlarını okuyunca gülümsedim. Yolda kolumdan yakalayıp doğru yolu göstermeye çalışan emekli teyzeler, yaşını başına almış asker amcalar geldi aklıma: "Yavrum, güzel çocuğum, güzel kızım sen niye böyle yapıyorsun, Atatürk...
Devamını Oku

Ve İzmir ve Zülfü Livaneli ve CHP

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs Cumartesi gecesi, "Bayram tam da böyle kutlanır!" dedirtecek bir konserdeydim... Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, "Zülfü Livaneli stadyum konseri olsun, üstelik halka açık olsun" demiş, kolları sıvamış... Stadyum hıncahınç...
Devamını Oku

Kentlerin ‘Efendi’si

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:49
  • [javascript protected email address]
EVLERİNE bayıldım... Avlulu evlerine... Hemen her kapıyı çaldım. Müthiş misafir edildim. Kimi turşu kuruyordu, kimi temizlik yapıyordu... Hemen buyur ettiler, evlerini gezdirdiler, üşenmediler "helli kahve" de yaptılar... Eski bir kiliseden bozma evi...
Devamını Oku

Dil olmayınca bakışlar derin olur!

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 08:35
  • [javascript protected email address]
"ABLA valla senden benden iyi yaşıyorlar... Yemek bedava, kalacak yer bedava, ceplerine harçlık da veriyorlar. Çocukları okula da gidiyor... Bir de bu adamlar gece sınırın öte yakasına gidip savaşıyor, sonra buraya dönüyor... Senin benim vergimden oluyor...
Devamını Oku
Tüm Yazıları