• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Balçiçek İlter

Balçiçek İlter

[javascript protected email address]

Emniyete gelen gizemli telefon

21 Şubat 2012 Salı, 10:30:14

BAŞBAKAN'ın son günlerde yaşanan MİT-Emniyet krizi hakkında söylediklerini iyi okumak gerekiyor. Kendilerini yoldan saptırmaya yönelik her türlü girişimin Türkiye'nin ilerlemesine müdahale anlamına geldiğini söylüyor.
"Demokraside yasamanın, yürütmenin, yargının yetkileri ve sınırları bellidir. Sınırları aşan her türlü girişim yetki gasbıdır. Millet iradesinin çiğnenmesidir. Gücünü milletten almayan, milletle aynı yöne, aynı istikamete bakmayan her girişim millet nezdinde, Anayasa ve yasalar nezdinde gayri meşrudur. Biz bu ülkede gayri meşruluğa izin vermeyiz. Hiçbir zaman seçilmişleri, atanmışlara kul etmeyiz."
Bu açıklamadan sonra, "İyi de aynı süreci Ergenekon, Balyoz, KCK, tutuklu öğrenciler, gazeteciler için de işletseydiniz. Özel yetkili mahkemeleri başımıza saran sizsiniz; hadi her şeyi bıraktım bir tarafa, sesini çıkaranı susturuyorsunuz. Örneğin, Metin Lokumcu can verdikten sonra en azından bir üzüntü ibaresi gösterseydiniz!" demek mümkün.
Hatta sayfalarca yazmak, örnekleri çoğaltmak da olası...
Ama bugün dikkatinizi çekmek istediğim nokta başka...
Başbakan Erdoğan'ın, "Seçilmişleri atanmışlara kul etmeyiz" lafının arkasından, "Hakan Fidan mı seçilmiş?" yorumları yapanlara ağzım açık bakıyorum...
Kul edilmeyecek olan kim?
Başbakan'ın ta kendisi!
Her ne kadar AKP cephesi de, emniyet tarafı da, cemaat, yeni tanımıyla camia da suskunluğa bürünmeyi tercih etse de ortalık toz duman... Dün bizim gazetede 700 polise şark tayini çıkarıldığı manşet olmuştu. Önce KCK'yı soruşturan Terörle Mücadele ve İstihbarat'tan 3 müdür Ankara'ya atanmıştı. Ardından aynı birimdeki 15 polise tayin çıkmıştı. Şimdi de memurlar, bizim gazetenin haberine göre, sabah uyandıklarında cep telefonlarında "şark hizmeti" mesajı buldular. Her ne kadar İçişleri Bakanı yalanlasa da, her yıl yapılan rutin bir uygulama açıklamaları ardı ardına gelse de algı öyle değil...
Üstelik herkes MİT Müsteşarı'nın ifadeye çağrılmasından hemen sonra İstanbul Emniyet Müdürü'ne edilen o gizemli telefonu konuşuyor...
Ağır gazeteci ağabeylerim, ablalarım var medyada, bana laf düşmez...
Üstelik ilgimi de çekmiyor casusluk oyunları... Komplo teorilerini açıklayınca kendimi önemli gazeteci falan da hissediyor değilim. Sadece herkesin ama herkesin konuştuğu o telefonu, ardından Başbakan Erdoğan'ın "Seçilmişleri kul etmeyiz" cümlesini hatırlatıyorum, o kadar...
Uludere'yle başlayan ve MİT-Emniyet kriziyle devam eden süreç, kim ne derse desin, AKP'nin "devlet" olmadığını göstermiştir. İşi abartıp, "Bu da bir darbe girişimidir!" falan demek istemiyorum. Ama yaşananlar, öyle omzunun üzerinden konuşmakla geçiştirilecek gibi değil, orası kesin.
28 Şubat'ın yıldönümüne bir hafta kala, bakın Türkiye neler yaşıyor...
Hâlâ...


Sen susarsan ben susarsam...

LEYLA Yalçınkaya...
Gencecik bir kız...
17 yaşındayken katıldığı bir eylemden ötürü 9 yıl istendi.
Leyla, Erzurum'un Bağbaşı Beldesi'ndeki HES protestolarına katılmış.
Peki ne demiş Leyla?
"Burada katliam var. Aşırı güç kullanma. Cebri kamulaştırma. Suları borulara hapsetme. Esir alma. Zorla göç politikası uygulanıyor. Burada her şey suyun akış hızına göre ayarlanmıştır. Su varsa biz varız, su yoksa biz yokuz!"
Şimdi çıkıp diyecekler ki: "Ama o yüzden dava açılmadı hakkında, jandarmaya hakaret etmiş, yaralamış ve dövmüş... "
O jandarma da nasıl bir jandarmaymış ki, sanırım o da çocuk yaştadır, kendisinden küçük, zayıf, kırılgan görünümlü o genç kız tarafından dövülmüş?
Uzun lafın kısası, insan 17 yaşında sesini çıkarmayacaksa, bağırmayacaksa, düzene baş kaldırmayacaksa, ne zaman kaldıracak?
Her ses çıkaranın sonu hapis mi olacak?
Olmasın. Bırakın ses daha da yüksek çıksın!
En azından bu ülkeden umutlarını kesmesin çocuklarımız.

Diğer Yazıları

Nihayet! Hop kardeşim!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
SONUNDA biri patladı... AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'ten bahsediyorum!Zaten ben bu patlamayı uzun süredir bekliyordum, üstelik Çelik'ten geleceğini düşünüyordum, umuyordum... Sadece biraz daha önce bekliyordum, ne yalan söyleyeyim... Zaten biraz vicdanı...
Devamını Oku

Sakıncalı fıstık!

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:53
  • [javascript protected email address]
DÜN Ahmet Altan'ın satırlarını okuyunca gülümsedim. Yolda kolumdan yakalayıp doğru yolu göstermeye çalışan emekli teyzeler, yaşını başına almış asker amcalar geldi aklıma: "Yavrum, güzel çocuğum, güzel kızım sen niye böyle yapıyorsun, Atatürk...
Devamını Oku

Ve İzmir ve Zülfü Livaneli ve CHP

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs Cumartesi gecesi, "Bayram tam da böyle kutlanır!" dedirtecek bir konserdeydim... Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, "Zülfü Livaneli stadyum konseri olsun, üstelik halka açık olsun" demiş, kolları sıvamış... Stadyum hıncahınç...
Devamını Oku

Kentlerin ‘Efendi’si

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:49
  • [javascript protected email address]
EVLERİNE bayıldım... Avlulu evlerine... Hemen her kapıyı çaldım. Müthiş misafir edildim. Kimi turşu kuruyordu, kimi temizlik yapıyordu... Hemen buyur ettiler, evlerini gezdirdiler, üşenmediler "helli kahve" de yaptılar... Eski bir kiliseden bozma evi...
Devamını Oku

Dil olmayınca bakışlar derin olur!

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 08:35
  • [javascript protected email address]
"ABLA valla senden benden iyi yaşıyorlar... Yemek bedava, kalacak yer bedava, ceplerine harçlık da veriyorlar. Çocukları okula da gidiyor... Bir de bu adamlar gece sınırın öte yakasına gidip savaşıyor, sonra buraya dönüyor... Senin benim vergimden oluyor...
Devamını Oku
Tüm Yazıları