• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 14:00'den itibaren güncellenmektedir.
Balçiçek İlter

Balçiçek İlter

[javascript protected email address]

'Hanım, bakmasın kızın bana öyle!'

22 Şubat 2012 Çarşamba, 10:33:13

AKŞAMLARI özellikle iş çıkışında metro malumunuz, tıklım tıklım.
O günlerden biriydi. Kapılar açıldı, bindim ve oturacak yer buldum. "Niye bugün böyle boş?" diye düşünürken fark ettim onu. İki yanımda oturuyordu. Gencecik bir kız. Yaş ya 14 ya 15. Çocuk yani... Başını sağındaki yolcuya yaslamıştı. Solunda yani benim yanımda ise yaşı en fazla 35 gözüken annesi vardı. Bağırıp çağırıyordu genç kız. Daha doğrusu annesine heyecanlı heyecanlı bir şeyler anlatıyordu. Belli ki zihinsel engelliydi.
Zaman zaman elini kolunu hareket ettiriyor, annesinin başörtüsünün başından kaymasına sebep oluyordu. Azarlanıyor, azarlandıkça daha yüksek sesle gülüyordu. Etraf o yüzden boştu. Metro yolcuları nedense kendilerinin ondan daha üstün olduğuna inanmıştı bir kere, arkalarını dönmüşlerdi, yanına yaklaşmamaya, göz göze gelmemeye dikkat ediyorlardı...
Hoşlanmamıştık zihinsel engelinden, bağırışından çağırışından, heyecanından, yaşadıklarını annesine anlatma isteğinden. Bakışlardan anladığım kadarıyla "Ne işi var" diyorduk buralarda, "Evinde otursun!" Omzuna dayanılan yolcu da pes etti bir ara, kalkıp ileriye doğru yürüdü. Genç kızın dikkati bu sefer tam karşısında oturan orta yaşlı adamdaydı. Baktı, baktı, baktı... O baktıkça adam öfkelendi ve sonunda iş çığırından çıktı:
"Hanım hanım" diye ayaklandı,
"Bakmasın kızın bana, üstelik böyle pis pis gülüyor, kontrol etsene kızını! Mukayyet ol!"
Adam bağırdıkça kız güldü, kız güldükçe adam bağırdı.
O an fark ettim aslında korkanın genç kız olmadığını...
Adam dehşete düşmüştü.
Ötekileştirdiği, tanımadığı, bilmediği, hayatında hiç dokunmadığı bir engelle yüzleşmiş, öylesine çok korkmuştu ki, saldırılan kedi saldırır misali tırnaklarını çıkarmıştı. Korkuyordu, hepimiz korkuyorduk. Çünkü alışık değildik, çünkü ötekileştirdiklerimiz bizden değildi, çünkü müthiş kibirliydik, çünkü -niyeyse- biz üstündük!

*

Kaç engelli var etrafınızda?
Peki eşcinsel tanıdıklar var mı?
Romanlar, kendilerine Çingene bile demekten imtina ediyorlar, hiç el sıkıştınız mı onlarla? Hiçbir Ermeni'yle sohbet ettiniz mi? Ya da Yahudi'yle?
Peki daha basitleştireyim...
Başörtülü bir arkadaşınız var mı?
O da mı yok...
Toplumda ötekileştirdiklerimizi tanıyor muyuz acaba?..
Onların hakkında yazmaktan çizmekten, sorunları hakkında atıp tutmaktan bahsetmiyorum. Hiç onlara dokundunuz mu? Sohbet edip güldünüz mü örneğin?

*

Bazı insanlar, çocuklarla iletişim kuramazlar. Nedeni çok basit... Çocuklar düzdür, çocuklar saftır, basit düşünür, düşündüklerini pat diye söyleyiverirler insana... Öylece kalakalırsınız. Çocuklarla sohbet edemeyen, iletişim kuramayanların ana güdüsü korkudur. Bilemezler nasıl sohbet edeceklerini, ne diyeceklerini, nasıl davranacaklarını... Oysa çocuğa sadece insan gibi davranmak yeter!
Ötekileştirmenin çocuktan başladığı memleketimde engelli, eşcinsel, Roman, Yahudi, Ermeni, hatta kadın olmak bile zor... Tabii ki zihniyet değişmeli, tabii ki algılar baş aşağı edilmeli. Korku yerini nefrete bırakıyor çünkü... O yüzden önce "nefret suçu"nun yasalaşması lazım...
Nefret etmekte özgürsünüz...
Ama birine ırkı, ulusal, etnik kökeni, dil, renk, cinsiyet, yaş, zihinsel ya da fiziksel engellilik, cinsel yönelim yüzünden sözlü, fiziksel saldırıda bulunamaz, onu taciz edemezsiniz. Eşyalarına zarar veremezsiniz. Kısaca zorbalık yapamazsınız.
Geçtiğimiz yıl İngiltere, ülkede işlenen nefret suçu sayısını 50 bin olarak açıkladı. Ya Türkiye? 330 adet. Yanlış okumadınız sadece 330.
Bir imza verin de nefret suçu yasalaşsın, yoksa okul müdürleri vatana millete hayırlı olmadığını DNA ile belirledikleri çocukları daha yürümeden imha edebilir bu ülkede, 2012'de... Cani Hitler bile bu derece ileriye gitmeyi düşünememiştir...
http:7imza.nefretme.org

Diğer Yazıları

Nihayet! Hop kardeşim!

  • Yayın Tarihi: 25/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
SONUNDA biri patladı... AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'ten bahsediyorum!Zaten ben bu patlamayı uzun süredir bekliyordum, üstelik Çelik'ten geleceğini düşünüyordum, umuyordum... Sadece biraz daha önce bekliyordum, ne yalan söyleyeyim... Zaten biraz vicdanı...
Devamını Oku

Sakıncalı fıstık!

  • Yayın Tarihi: 23/05/12 09:53
  • [javascript protected email address]
DÜN Ahmet Altan'ın satırlarını okuyunca gülümsedim. Yolda kolumdan yakalayıp doğru yolu göstermeye çalışan emekli teyzeler, yaşını başına almış asker amcalar geldi aklıma: "Yavrum, güzel çocuğum, güzel kızım sen niye böyle yapıyorsun, Atatürk...
Devamını Oku

Ve İzmir ve Zülfü Livaneli ve CHP

  • Yayın Tarihi: 22/05/12 10:04
  • [javascript protected email address]
19 Mayıs Cumartesi gecesi, "Bayram tam da böyle kutlanır!" dedirtecek bir konserdeydim... Maltepe Belediye Başkanı Prof. Dr. Mustafa Zengin, "Zülfü Livaneli stadyum konseri olsun, üstelik halka açık olsun" demiş, kolları sıvamış... Stadyum hıncahınç...
Devamını Oku

Kentlerin ‘Efendi’si

  • Yayın Tarihi: 20/05/12 12:49
  • [javascript protected email address]
EVLERİNE bayıldım... Avlulu evlerine... Hemen her kapıyı çaldım. Müthiş misafir edildim. Kimi turşu kuruyordu, kimi temizlik yapıyordu... Hemen buyur ettiler, evlerini gezdirdiler, üşenmediler "helli kahve" de yaptılar... Eski bir kiliseden bozma evi...
Devamını Oku

Dil olmayınca bakışlar derin olur!

  • Yayın Tarihi: 19/05/12 08:35
  • [javascript protected email address]
"ABLA valla senden benden iyi yaşıyorlar... Yemek bedava, kalacak yer bedava, ceplerine harçlık da veriyorlar. Çocukları okula da gidiyor... Bir de bu adamlar gece sınırın öte yakasına gidip savaşıyor, sonra buraya dönüyor... Senin benim vergimden oluyor...
Devamını Oku
Tüm Yazıları