HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Balçiçek İlter

Balçiçek İlter

[javascript protected email address]

Dayaktan sonra seks yapardık!

16 Ocak 2013 Çarşamba, 09:22:54Güncelleme: 13:37:37

"AİLE yapısını korumak istiyorsak yatak odamıza göz atmalıyız!" dedim dün... Tam bunu yazdığım gün gazetemin manşetinde Zaman Gazetesi yazarı Ali Bulaç'ın trajik sözleri vardı... Ezcümle şunu diyordu: "Kadının birinci görevi annelik ve ev hanımlığıdır..." Bir gün önce kadınlara, "Başörtülü vekil yoksa oy da yok kampanyanızı yeniden başlatın, ben size desteğim bu sefer" diyen zat-ı muhterem, o kampanyayla hedeflenenin mutfak olmadığını biliyordur pekâlâ...
Oysa kadınlar güçlüdür, kadınlar AKP yönetimini yumuşak karnından, başörtüsünden yakalayıp hesap sorabilir ve böylelikle başörtüsü serbest kalır... Bu gaz verişin asıl amacının kadınların evde oturması olduğunu göz önüne alırsak bu kampanyaya bu sefer destek vermek nasıl bir oyuna hizmet etmektir, AKP'yi kim zora düşürmeyi hedeflemektedir ve kim daha komplocudur peki?
Hayır bütün bu soruların cevaplarını yazmayacağım, hemen geçiyorum...
Ali Bulaç'ın buyurmaları, sadece kadının göreviyle ilgili değildi kuşkusuz...
"Erkeğin fıtri rolünü kaybetmesi onu kadına karşı acımasız şiddete, vahşi cinayetlere sürüklüyor, sonunda kadın devlete sığınıp kendini devletleştiriyor" dedi.
Bakan Fatma Şahin'in de işi zor, bizlerin de işi zor...
Dün gazetemin attığı başlıkla...
Bu kafayla...

*

Sabahat K. 45 yaşında 3 çocuk annesi...
"Babamdan şiddet gördüm, ama bizim evde doğal bir şeydi. Kocamdan şiddet görüyorum. Daha doğrusu kaşınmazsam sorun yok. Kaşınmaya gelince... Sesimi çıkarmazsam, söylenmezsem, evin bireyi değil, hizmetlisi gibi davranırsam bir sorun yok. Hiç boşanmayı düşünmedim. Korktuğumdan değil, boşanıp da ne yapacağım? Daha mı iyi bir hayatım olacak? Kızlarıma söylüyorum, siz benim gibi olmayın diye... Benden geçmiş artık... Programda cinsel hayatla ilgili bölüm konuşulurken gülümsedim. Bahsettiğiniz kimin cinsel hayatı? Erkeğin mi kadının mı? Çok dayak yiyip ardından zorla seks yaptığımı bilirim ben..."
Esra T. 60 yaşında, 1 çocuk annesi...
"Uzman 'Bir yıl sevişmeyen boşansın' demiş, siz de yazmışsınız. Türkiye'nin en önemli problemi erkeklerin yatak problemidir. Karılarına nasıl davranacaklarını bilmemeleri, orada kompleks sahibi olmaları. Ben kocamdan geçen yıl ayrıldım. 40 yıllık bir evlilikten sonra üstelik. Ayrılmayı ben istemedim, kendine genç bir kız buldu, kız bastırdı, bizimki beni boşadı. Son 20 yıl değil seks yapmak birbirimize dokunmadık bile... İlk 20 yıl ise görev gibi yaptık, 3 dakikayı ya geçerdi ya geçmezdi. Filmlerde sevişme sahneleri gördüğümüzde utanır, bozulup kızarırdık. Hiç düşünmedim bunun sorun olduğunu o zamanlar, şimdi anlıyorum ne büyük hata ettiğimi... "
Örnekler o kadar çok ki... Dün bütün günüm gönderilen mailleri okumakla, bazılarıyla telefonda konuşmakla geçti... Şunu anladım...
Kadına şiddeti çözmek istiyorsak, bu cinsellik mevzuuna her ne kadar bu memleket için kırmızı çizgili alan olsa dahi girmemiz gerekiyor...
Ama bu kafayla...
Bu kafalarla nasıl olacak...
Epey kuşkuluyum!


Önemli bir hatırlatma!

BU perşembe günü Eren, Yiğit, İhsan, Burcu ve Kadir'in mahkemesi var. Onlar 10 Nisan sabahı eşzamanlı ev baskınlarıyla gözaltına alınıp tutuklanan öğrenciler... Sadece iddianamelerinin hazırlanması bile 7 ayı buldu... İlk duruşma bu perşembe... Onlar 700 tutuklu öğrenciden 5'i... Suçları? Hükümetin belirlediği değil, kendi istedikleri tarihte Nevruz kutlamalarına katılmaları... Tutuklu bu çocuklar, eğitim haklarından da edildiler... İstanbul Üniversitesi söz konusu kararı şöyle açıkladı: "Devam zorunluluğu olan derslerde zorunluluğu süresince derslere devam etmeyen öğrenciler sınavlara alınmayacaktır."
Bu çocuklar sınavlara da giremediler...
Diyeceğim odur ki, barış rüzgârlarının estiği bu dönemde, çocuklarımızı, gençlerimizi içeride unutmayalım. Unutana da hatırlatalım...
Ben de hatırlatayım istedim...

Diğer Yazıları

Bana biraz müsaade!

  • Yayın Tarihi: 03/03/13 11:23
  • [javascript protected email address]
PEŞİNEN söyleyeyim, bu bir veda yazısı değil... Kısa bir ayrılık diyelim... Kurulduğu günden bu yana içinde bulunmaktan büyük gurur ve keyif duyduğum Habertürk Gazetesi'ndeki köşemi sonlandırıyorum. Vay! Sonlandırıyorum deyince... Ne acayip bir cümle...
Devamını Oku

Koskoca adamları eğitsek ne olacak?

  • Yayın Tarihi: 27/02/13 10:44
  • [javascript protected email address]
Erkek öğrencilerden biri sözü aldı ve dedi ki: "Aslında boşuna konuşuyoruz. Şiddet gösteren erkek hep gösterecek, bunun düzelmesi pek mümkün değil; çünkü o da babasından, çevresinden aynısını görüyor, şu ana kadar görmüş zaten. Onları düzeltmek için...
Devamını Oku

Bir şey yap!

  • Yayın Tarihi: 26/02/13 09:39
  • [javascript protected email address]
HEP kadına şiddeti konuşuyoruz konuşmasına ama sanki çocuklar kenara itiliyor, sanki bir şeyler eksik kalıyor gibi bir his var bu aralar içimde... Sanki daha çok çocuk konuşmalıyız, daha çok projeye destek vermeliyiz... Tam da denk geldi, Genç Hayat...
Devamını Oku

Farkındayım, umursuyorum!

  • Yayın Tarihi: 23/02/13 13:00
  • [javascript protected email address]
ÇOK birikti, o kadar birikti ki dün masamın üzerindeki yığını görünce ben utandım. Yetmiyor, yetemiyoruz orası ayrı ama elimden geldiğince herkese "Söz sende" demeye çalışıyorum, hem ekrandan hem bu köşeden... O yüzden bugün söz içeridekilerde......
Devamını Oku

Gel buraya, gel!

  • Yayın Tarihi: 22/02/13 12:14
  • [javascript protected email address]
O bakış var ya o bakış... Ben onu bilir, onu söylerim arkadaş! O bakışın önemi öyle büyük, o bakış öyle kıymetli ki... Kifayetsiz kalır sözler, cümleler... Bağcılar Engelliler Sarayı'nda yarım gün geçirdim... Önce annelerle tanıştım, oğullarını...
Devamını Oku
Tüm Yazıları