SON DAKİKA

Turizm Lokomotifi - ANTALYA

23 Eylül 2016 Cuma, 13:35:41 Güncelleme:13:42:51
Burhan Yücel

Burhan Yücel

[javascript protected email address]

 

Yaz mevsimi bu ülkede yaşayan herkes için şanstır. Coğrafi ve tarihi güzelliklerimiz saymakla bitmez. Yabancı turistlerinde fazlaca rağbet gösterdiği topraklarda ikamet ediyor olduğum için mutluyum. Turizm açısından aslında zorlu geçen bir yaz mevsimini uğurluyoruz…                                                        

Tabi havalar ısınınca pek çoğumuzun ortak adresi Antalya oluyor. Turizm, tabiat ve işletmeleriyle aslında ülkemizin vitrini gibi. İlçeleri, sahilleri ve herkese hitap eden tesisleriyle büyük bir zenginlik sunan bu cennetin geldiği noktayı, yaşadığımız olaylardan nasibini nasıl aldığını, önümüzdeki sezonlarda neyin beklediğini Antalya Rixos Downtown’ın Otel Müdürü Hakan Duran’a sordum.

Uzun yıllardır turizm sektöründe çalışıyorsunuz. Bu sektörü tercih edip devam etmenizin arkasında ki motivasyonunuz nedir?

1985 Yılında Turizme başladığım düşünülürse 31 yıllık bir geçmişim var. Aslen ODTU Mimarlık Fakültesi Şehir Planlama bolumu mezunuyum ve üniversiteyi bitirdikten sonra 1980 – 1984 arası 3 arkadaş ortak olarak kurduğumuz planlama bürosunda yıllarca İmar planlarıyla uğraştım.

Ancak 1981 yılında bir arkadaşımız talebiyle, planlama isine ek olarak turist rehberliği yapmaya başladım. Bu dönemde ülkemi yabancı misafirlere tanıtmaktan ve onların kültüründen bazı şeyler öğrenmeye başlayınca turizme merak saldım. Askerlik sonrasında da Marmaris’te ilk otelcilik hayatıma başladım. Bu meslekte yeni kişiler tanımak, o kişilere kendi ülkemizi, geleneklerimizi ve yaşam tarzımızı anlatmak beni çok mutlu etti. Bu işin içinde bence en önemli şey de bendeki insan sevgisiydi.

 

Bu sektörde oldukça geniş bir iş yelpazesi var şuan ki pozisyonunuza gelmek için nasıl bir yoldan geçtiniz?

Her turizm çalışanı gibi ben de ilk otelciliğe başladığımda Genel Müdür olmak istiyordum. Ben turizm okulundan mezun olmadığım için yükselmenin en iyi yolunun otelciliğin her bölümünde en alt seviyeden girerek çalışmak ve her şeyi öğrenip sindirerek yükselmenin doğru olacağına inandım. Biraz şans, biraz doğru zaman doğru kararlar ile en güzel otellerde eğitim yaptım diyebilirim. İlk otelcilik maceram Marmaris Lidya otel ve daha sonra Pullaman Etap otelleri, Sheraton Ankara ve Divan grubu. Bu otellerdeki deneyimlerim ve değişik pozisyonlarda ki tecrübelerim ve kendi eğitimimin katkısı ile 1996 yılında önce genel müdür yardımcısı 1999 dan sonra da Genel Müdürlük pozisyonuna geldim.

Genellikle turizmi tek boyutlu algılıyoruz, ihtiyaca göre bir lokasyonda otel ayarlayıp hizmet alınır ve geri dönülür. Oysa arkada çok kompleks bir yapı var, farkında olmadığımız ama birlikte çalıştığınız sektörler var. Bahseder misiniz?

Otelcilik hakikaten göründüğü gibi sadece bir konaklama hizmeti değildir. Misafire yemek sunmak lazım, temizlik hizmeti sunmak lazım, eğlence lazım, odanın ısısını istenilen düzeyde tutmak lazım. Tabi bunun için birçok yan sektörle ilişki içindeyiz. Turizm sektörü aynı anda 54 sektörü etkiliyor. Gıdadan enerjiye, taşımacılıktan müzik, eğlence sektörüne birçok sektörle yakın çalışma yapmak zorundayız.

Antalya Türkiye nin turizm lokomotifi, yerli yabancı turistin geldiği bir yer. Antalya denince aklımıza neden hep Rus lar gelir?

Antalya Turizmin Lokomotif kentlerinden biridir. Hatta başkentidir diyebiliriz. Aslında son 10 seneye kadar Antalya Almanya dan gelen misafirlerin ağırlandığı bir kent olarak bilinmekteydi. Aşağı yukarı her yıl Türkiye’ye gelen 4,5 – 5 Milyon Alman misafirin 2,7 – 3 Milyonu Antalya gelmekteydi. 2000 li yılların başında Rusya pazarı Antalya ya gelmeye başladığında Rus misafir daha çok aranan misafir olmaya başladı. 2016 yılı haricinde Türkiye ye 4 – 4,5 Milyon Rus gelirken Antalya bunun neredeyse dörtte ucunu ağırlar oldu. Alman misafirler uzun yıllardır. Antalya ya geldiğinden gezilecek görülecek yerlerin çoğunu gördüğünden daha çok buraya dinlenmeye ve deniz güneş kumdan yaralanmaya gelmektedir. Buna karşılık Ruslar hala bölgede gezilecek görülecek yer çok olması sebebiyle daha çok gezmekte ve eğlence hayatına renk katmaktadırlar. Rus misafir her zaman daha çok para harcayan olmuştur. Otellerin her zaman en lüks odalarından Villalarına kadar Rus misafirler almaktadır. Bu sebeple de Antalya Ruslarla beraber anılır.

Başka hangi milletlerden talep görüyoruz?

Ülkemize Almanya lider olmak üzere Avrupa ülkelerinden, Birleşik devletler Topluluğundan (BDT) (2016 hariç tutulmak kaydı ile) Rusyanın liderliğinde misafirler gelmektedir. Doğu Avrupa ve Orta doğu son dönemlerde yükselen bir trend göstermektedir. 2016 yılında yaşanan sıkıntılardan sonra Hindistan, Çın, Japonya, Kore gibi ülkelerden misafirler getirilmeye çalışılmaktadır ancak bu yavaş yürüyen bir süreçtir. Ancak çığ gibi büyüyeceğine inanmaktayız.

Ülkemize Ocak-Temmuz 2015 tarihlerinde gelen turist sayısı 1.950.000 iken2016 yılında 950.000 e düşmüş. Ülkece yaşadığımız terör olayları ve özellikle 15 Temmuz da yaşadığımız darbe girişiminden sonra turizmin çok zarar gördüğünü biliyoruz. Birinci ağızdan etkilerinden bahseder misiniz?

Temmuz 2016 yılının diğer aylarla kıyaslamasını yapmak için aşağıdaki tabloya bakarsak,

 

TÜRKİYE’YE GELEN ZİYARETÇİLERİN YILLARA VE AYLARA GÖRE DAĞILIMI

 

  YILLAR

 

 

  % DEĞİŞİM ORANI

AYLAR         

  2014

  2015

  2016

2015/2014

2016/2015

OCAK

 1426149     

 1594400     

 1521249     

 11,79         

 -4,58

ŞUBAT

 1708255

 1751380

 1631277

 2,52

 -6,85

MART

 2197885

 2269962

 2034471

 3,27

 -10,37

NİSAN

 3010627

 2768482

 2219619

 -8,04

 -19,82

MAYIS

 4330933

 4187786

 3029374

 -3,3

 -27,66

HAZİRAN

 4794562

 4482621

 2902139

 -6,5

 -35,25

TEMMUZ

 5829607

 6131213

 3468202

 5,17

 -43,43

 

 

 

 

 

 

TOPLAM

 23298018     

23185844     

16806331    

 -0,005

 -27,51

 

Mevsimlik turizm işçilerinin çoğu sezon bittiğinde işsiz kalıyor. Durum böyle olunca etkilenecek aile sayısı ve olacaklarla ilgili ön görünüz nedir?

Bilindiği üzere Antalya da her yıl Kasım ile Nisan ayları arasında birçok mevsimlik personel geliyor ve sezonun bittiği ay itibariyle çalışmalarına mecburen ara veriliyor. Geçmiş yıllarda bu rakam takriben 300 bin civarındaydı ve genellikle Ekim sonu kasım ilk hafta itibariyle ayrılırlardı. Ancak bu sene yaşanan sıkıntılar sebebiyle Eylül ayı sonu itibariyle birçok otelin kapanışa geçeceği söyleniyor. Bu durumda hem mevsimlik personel daha erken işsiz kalacak hem de bu sene bu rakam 400 – 450 civarını bulacak gibi görünüyor.

Türkiye nin Rusya ilişkileriyle ilgili yaptığı görüşmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye Rusya arasında ki yumuşama biraz gecikmeli olarak gerçekleşti. Hele en son Eylül başı ile Charter uçuşlarına müsaade çıkması ve ilk charterların Antalya ya varması bizleri ümitlendirdi. Ancak genel trend olarak Rusların Ekım ortasından itibaren daha sıcak bölgelere yöneleceği düşünülürse bu sene çok büyük bir etki olmayacağını ancak 2017 senesi için çok büyük bir motivasyon olduğunu söyleyebiliriz. Bu arada Rus turistlerin kısın da Antalya ya gelebilmesi için çalışmalara başlandı. Çünkü Antalya’nın kış iklimi Rusya’nın yaz iklimi ile neredeyse aynı bu sebeple Rus turistler Antalya’nın kısının anlatılması gerekir. Eğer bunda başarıya ulaşırsak sadece Haziranla Ekim arasında bir trafik yerine 12 aya varılan bir trafik sağlanabilir.

Ben çevremdeki herkesi Antalya ve cennet köşelerini anlatıp yönlendirmeye çalışıyorum. Yerli turist olarak bizler buraların kıymetini biliyor ve üstümüze düşeni yapıyor muyuz? Yerli turiste yabancı turistten farklı bir fiyat politikası uygulanıyor mu?

Yıllardır Türk halkında fiyatlandırma yapılırken Türkler daha pahalı veriliyor inancı var. Belki bu konu bir dönem için geçerli olabilir. 2000 li yılların başında iç turizmde hareket çok düşüktü bu sebeple yerli turist yılın 12 ayı gelen diğer Avrupalı turistlere göre biraz daha pahalı geliyordu. Ancak son 5 yılda bu fiyat farkı kalmadı diyebiliriz.  Özellikle erken rezervasyon sisteminin yoğun bir şekilde kullanılmasıyla iç turizmde fiyatlarda %40 -45 oranında indirimler bulunmaktadır. Bu da dönemine ve rezervasyonunu çok önceden yaptıranlar için çok büyük bir avantaj sağlamaktadır. Avrupalıyla Türkün arasındaki en büyük fark Avrupalı bir sene öncesinden tatilini planlayabilirken, Türklerin çoğu son dakikaya kadar planlama yapamamaktadır. Aslında şirketler çalışanlarına izin planlamalarını önceden yapabilseler, personelinin cebine görünmeyen bir katkı sağlamış olacaklar. Haliyle geç rezervasyon yaptıran veya son dakika rezervasyon yaptıran Türk misafirler pahalı alıyorlar.

Deniz kum güneş gibi klasik turizm destinasyonları dışında Antalya da bulabileceğimiz alternatifler var mıdır?

Antalya hep deniz, kum, güneş turizm merkezi olarak anılmakla beraber, aslında mükemmel bir tarihe sahip kültür kenti. Medeniyetlerin yollarının kesiştiği çok önemli bir şehir Antalya. Buraya kültür turları yapılabilir. Bunun dışında Spor turizmi için çok uygun olan bu kent zaten her yıl neredeyse 1000 – 1200 futbol takımı ağırlamakta, 14 tane mükemmel tasarımı ve muhteşem bakımlı golf sahamız ile Avrupa’nın gözbebeği bir golf destinasyonu. Yeni yapılan spor tesisleri ile Belekte olsun, şehir merkezinde diğer spor dallarını çok rahat çekebilecek bir kent.

Futbol Turizminde de Antalya önemli bir konuma sahip. Her yıl yaklaşık 1000 Futbol Takımı turizmin ölü sezonunda otelleri ziyaret ediyor. Önümüzdeki sezonlarda nasıl etkilenecek?

Her yıl ağırlanan 1000 – 1200 futbol takımın taraftarları aynı zamanda yazın potansiyel tatilcilerimiz. Bu sene Rusya ile aramızdaki sıkıntılar ve güvenlik problemi ile takım sayısında düşüş yasansa da önümüzdeki dönemde özellikle Rus takımlarını tekrar kampa Antalya geleceğine inanıyorum. Bu takımları takıp eden gazeteler, tv kanalları aynı zamanda bölgemizin de bir nevi reklamını ve tanıtımını yapmaktadır.

Antalya doğası ve tarihi bakımından çok zengin ve avantajlı bir bölge, bunu koruyup aynı zamanda dünya standartlarında hizmet verebiliyor muyuz, kıyaslayabilir miyiz?

Antalya da ki tesislerimiz Avrupa ülkeleri veya çevremizdeki ülkeler ile kıyaslandığında hem yapısal olarak, hem de hizmet kalitesi olarak bana kalırsa çok ustun. Özellikle hizmet konusunda rakip ülkelerimiz ile kıyaslandığında Türk Turizm çalışmalarını insan sevgisi, egosunun olmaması sebebiyle hizmet kalitemiz hakikaten çok yüksek. Evet, kalifiye eleman konusunda eksikliklerimiz olsa da personellerimizdeki özveri ve Türk misafirperverlik ruhu ile bu açığı kapamaya çalışıyoruz.  

Türklerin yurt dışında kurdukları tur operatörlüğü ile gerçekleştirilen pazarlama sizce yeterli mi?

Aslında Türk turizmi sadece yurt dışındaki Türk Tur operatörlerinin çalışmalarıyla veya paralamalarıyla gitmiyor. Ancak yine de haklarını vermek lazım. Türk tur operatörleri ağırlıklı Türkiye ile çalıştığından yabancı tur operatörleri de bu pazardan pay almak ıhın bu ülkeden vazgecmiyor. Halı hazırda tur operatörleri, birçok pazarlama faaliyetini oteller ve havayollarının da istekleri ile yapıyorlar. BU da yatırımcılarında elini tasın altına koyduğunu gösteriyor. Eskisi gibi tur operatörüne fiyat ver nasılsa onlar o yerleri doldurur mantığı bitti. Artık her yatırımcı ayrı bütün pazrlarda tanıtım faaliyetlerinde bulunuyor. Özellikle teknolojinin ilerlemesi herkeste akıllı telefonlar, ıpadleri olması sebebiyle yatırımcılar tanıtım ataklarını teknolojik olarak ve online kanallara çevirmiş bulunmakta. Sosyal mecraları iyi kullanan oteller, artık bir tık önde. Bence önümüzdeki dönemlerde online kanallardan satış sayısıları daha da artcak. Aslın su anda bile birçok tur operatörü yolcular ile online kanalardan görüşüyor. Ancak Avrupa ( yaşlı nüfusun çok olması sebebiyle) hala geleneksel yöntemlerle pazarlama sistemlerini uyguluyor.

Sadece şehre değil ülkemize faydası yüksek olan Antalya da ki turizmcilerin devletten beklediği turizm politika ve planlamaları nelerdir? Teşvik Yasaları sizce yeterli mi?

Bu yıl zor bir yıldan geçiliyor ve tamamen dış ilişkilerimizin aksamalarından kaynaklanan bir zor yıl. Ülke çıkarları her zaman korunmalı anacak, bu ikili ilişkiler içindeki aksamalar en çok turizmi etkiliyor. Turizmciler, yatırımcılar her zaman devlet özel sektör el ele politikası ile yürümüştür ve yürümeye de devem edecektir. Turizm Bakanlığının diğer ülkelerdeki ataşelikleri vasıtasıyla her ülkenin karar vericilerine, tanıtım mecralarına ulaşmak daha kolaydır. Ancak bunların hepsini devlet yapsın demek yanlış. Bu kontaklar sağlandıktan sonra biz turizmcilerin ilişkileri devam ettirmek, ağırlamak, tanıtmak ve ülkemizin turistik alanlarını ne kadar güvenli olduğunu anlatmak zorundayız.

Özellikle terör olaylarından sonra ne gibi düzenlemelere ihtiyacınız var ve dış ilişkilerimiz nasıl yapılanmalı?

Ülkenin en önemli gelir getiren sektörü olarak tabiki devletten beklentilerimiz vardır. Bunlar daha çok ulaşımın sağlanması için yurt dışından özellikle Antalya, İzmir gibi turizmin önemli şehirlerine kendi havayollarımızın direkt uçuşlar sağlanması için destek vermeleri gerekir.  12 aylık dönemde daha çok istihdam sağlamak, mevsimlik çalışanlara daha çok imkân sağlayabilmek için sigorta ve vergide bazı ayarlamalar yapılması turizmcilerin devletten her zaman önde gelen beklentileri arsındadır.

Bu süreçte Turizmcilere düşen rol?

Bu sene yaşanan bombalama olayları, darbe girişiminden sonra ve güney doğuda yaşanan olaylar sebebiyle Türkiye de bir güvenlik sorunu olduğu Avrupalılar tarafından düşünülmektedir. Bu düşünce tarzı da gelen Avrupalı yolculardaki düşüşten de anlaşılmaktadır. Bu sebeple yine devlet ve özel sektör hep birlikte tek tek ülkeler ziyaret edilerek Türkiye nin güvenli bir ülke olduğunu anlatmak zorundayız. Özellikle bu konuları yabancı konuklardan ülkemizde tatil yapanlarını kullanarak, onların ağzından söyletmeliyiz. Yurt dışında ses getirecek organizasyonlar yapmalı ve bunu en iyi şekilde duyurmalıyız. O zaman zaten Güney Avrupa da tatilini yapıp da hem servis acısından hem de fiyat acısında şikâyet eden Avrupalılar, tekrar ülkemize gelecektir.

2016 Yılını Turizm açısından kayıp yıl olarak değerlendirecek olursak 2017 yılını nasıl ön görüyorsunuz?

Evet, 2016 kayıp bir yıl olarak değerlendirilmektedir. Benim inancım Rusya ve İranla yakınlaşmalar önümüzdeki yıl bu pazarları daha da hareketleneceğini ve yukarıda belirttiğim üzere zaten Türkiye özlemi çeken Avrupalıları da güvenlik konusunda ikna edebilirsek onların da tekrar bizi tercih edeceğini tahmin ediyorum. Belki sayısal olarak 2017 yılında 2015 rakamlarına yakınlaşırız ancak bu sene fiyatlarda yapılan dampinglerle önümüzdeki yıl fiyatlarımızı arttırmamız zor olacağından 2015 gelir seviyesini yakalayamayız. Kendimizi toparlama sürecimiz 2020ye kadar devem eder diye düşünüyorum.

 

******

Siz de hayata, duyguya, insana dair fark edişlerinizi ve biriktirdiklerinizi benimle paylaşın…

Ben de kendi hislerimden kalemime döküldüğü kadarıyla sizlere dokunabileyim

byucel@haberturk.com

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN