• Yazı Boyutu:
  • A+
  • A-
Ceyda Karan

Ceyda Karan

[javascript protected email address]

Tersine beyin göçü peşindeki ‘parlak çocuklar’

09 Mayıs 2011 Pazartesi, 10:10:32

27 yaşında hiç tükenmeyen kalp pili üretti, 40 bin öğrenci arasından sıyrılıp uluslararası ödül aldı. Amerika’yı ‘feth eden’ parlak Türk gençlerinin özlemi Türkiye’ye geri dönebilmek…

CEYDA KARAN
ckaran@haberturk.com

Canan Dağdeviren 1985 doğumlu, henüz 27 yaşında. Yapay kalpler için hazırladığı hiç tükenmeyen pil projesiyle Amerika’da bu alanda önde gelen uluslararası ödüllerden birisine layık görüldü. Tam 40 bin öğrencinin katıldığı proje yarışmasında birinciliği kazanarak Türkiye’nin ismini duyurdu. Canan’ın hayatı Oruç Reis Anadolu lisesinde okurken Marmara depremiyle sarsılıyor. Okulu zarar görünce kısa bir süre devlet tarafından Adana’a misafir öğrenci olarak yollanıyor. “Çok şanslıydık. Bize birşey olmadı. Ama pek çok arkadaşımızı, yakınımızı kaybettik” diyor. Zeki ve çalışkan bir öğrenci olarak Hacettepe Fizik Mühendisliği’nde devam ettiği eğitim hayatında Sabancı Üniversitesi’nin ‘Madde Bilimleri ve Mühendislik’ master programına girmesiyle önünde önemli fırsatlar açılıyor. 2009’da master’ını tamamlayıp Fullbright bursuyla Illinois Üniversitesi’ne doktora çalışmalarına gidiyor.

HEDEFİ SABANCI NANOTEKNOLOJİ MERKEZİ

Canan’ın uluslararası öğrencilere verilen Maria Pia Gatton Ödülü’nü getiren projesi kalp hastaları için ilaç misali. Kalbin gerilip kasılmasıyla oluşan elektrikle şarj olabilen yeni cihazı, kalp pili değiştirilmesi gereğini ortadan kaldırıyor. Yani bu alanda çığır açıcı bir çalışmaya imza koyuyor. Canan, bir iki yıl içinde Harvard yahut ünlü MIT’de doktora çalışması planlıyor. Sonrası için hedefi ise Sabancı Üniversitesi’nin yeni kurulan Nanoteknoloji Merkezi’nde görev almak, önünde pek çok imkanın açıldığı okuluna geri dönmek.

GÜLER SABANCI’NIN ÇOCUKLARI…

Geleceğe yatırım gençliğe yatırım yapmaktan geçiyor. Amerikan eğitim hayatının kalbinin attığı Harvard/Cambrigde üniversitelerine evsahipliği yapan Boston bunun en iyi hissedildiği diyar. Boston’da mezuniyet sezonunun açıldığı günlerde tanıyoruz Canan’ı ve Canan gibi pırıl pırıl gençleri. Buna vesile olansa Sabancı Üniversitesi’nin mezunları için düzenlediği yıllık buluşma toplantısı. Vakıf üniversite geleneği yaratma çabasının tezahürü olarak ünlü Harvard Faculty Club’un tarih kokan salonlarından birinde düzenleniyor toplantı. Lisans, lisansüstü yahut doktora sürecinde yolu Sabancı Üniversitesi’nden geçen 90’dan fazla genç katılıyor toplantıya. Sabancı Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Güler Sabancı, bu yıl dördüncüsünü düzenledikleri buluşmada tek tek tanıdığı gençlerle yakından ilgileniyor. Güler hanım kısa açılış konuşmasında gençlere, “Hayatlarınıza ilgim giderek artıyor. Sizlerle gurur duyuyorum, büyük bir pozitif enerji alıyorum” sözleriyle dile getiriyor hissiyatını. Sabancı Üniversitesi Rektörü, MIT’nin ünlü Fahri Profesörü Nihat Berker, ‘kamu politikaları, cinsiyet araştırmaları, çatışma çözümleri gibi yeni başlatılan bilim dallarını ile yeni açılan İstanbul Politikalar Merkezi’ni anlattıktan sonra vakıf üniversitesi olarak mezunların yaratacağı sinerji ile yollarına devam etmek arzusunu dile getiriyor.

ELİFLER, EMRELER…

Bugüne kadar 4 bin civarı mezun veren Sabancı Üniversitesi’nin mezunlarının 400 kadarı Amerika’da yaşıyor. Ya eğitimini aldıkları alana dair bir sektörde hayata atılmışlar yahut önde gelen Amerikan üniversitelerinde akademik programlara devam ediyorlar. Her biri Canan kadar parlak gençler. Bilgisayar Bilimi’nden mezun olmuş Elif Yamangil henüz 26 yaşında. Doktorasını Harvard’da yapıyor. Data analizi dalında uzmanlaşıyor. Hedefi Google yahut Microsoft gibi önde gelen bir şirkette çalışmak. Emre Armağan 29 yaşında. 2005’te Sabancı Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra geldiği MIT’de makine mühedisliği doktorasını tamamlamak üzere. İki arkadaşıyla birlikte savunma ve otomotiv sanayi için nano teknoloji malzemeleri (zırh) üretecek bir şirket kurma çabasında. Hedefi bu alanda yeni gelişmeler yaşanan Türkiye’ye dönmek. Şimdiden ‘nano’ ve ‘idea’ kelimelerinden türeterek ‘Nanodea’ koydukları şirketleri için umutlarını paylaşıp Türkiye devletinin bu alandaki genç uzmanları teşvik etmesinin gereğini vurguluyor.

‘ARTIK SADECE İYİ AİLE ÇOCUKLARI DEĞİL…AKADEMİ’NİN PROFİLİ DEĞİŞİYOR’

Sosyal bilimler ve siyaset alanında çalışan pek çok gencin de beklentileri büyük. 27 yaşındaki Melis Taner, Sabancı Üniversitesi tarih bölümü mezunu, Profesör Halil Berktay’ın öğrencilerinden… Şimdi Harvard’da 17. Yüzyıl Osmanlı minyatür sanatı üzerine doktora yapıyor. Muhakkak Türkiye’ye dönüp sanat alanında müzeler yahut akademiada çalışmayı arzuluyor. Lisans eğitimini Koç Üniversitesi’nde yaptıktan sonra master ve doktorasını Sabancı Üniversitesi’nde tamamlamış olan Doğan Günpınar, Harvard’da Abdülhamit dönemi Osmanlı Hariciye Nezareti üzerine post-doktora yapıyor. Türk devletinin hafızası ve devamlılığını içeren tezi yakında kitap olarak yayımlanacak. Türkiye’deki üniversitelerde yeni iş imkanları ortaya çıktığını ancak sosyal bilimlerdeki sıkı rekabetin işleri zorlaştırdığını söylüyor. Yine de eskiden sadece iyi aile çocuklarına nasip olan yurtdışında eğitim imkanının artık tabana inmesiyle akademia’nın profilinin artık değişeceğini ekliyor.

‘DEMOKRASİ VE ÖZGÜR DÜŞÜNCE’ İHTİYACI…

2009 mezunu olan Ece Gülşen’in alanı ‘Teknoloji ve Politikalar’. Türkiye’de henüz karşılığı olmayan bir bilim dalı. Çevre bilimi ve enerji kaynaklarının idaresine dair stratejiler geliştirilmesi hedefleniyor. Onun da umudu bu alanın Türkiye’de yaygınlaşması mümkün olursa memlekete dönmek. 2006’da Sabancı Üniversitesi Siyaset Bilimi’nden mezun olmuş 27 yaşındaki Sibel Oktay ise Syracuse Üniversitesi’nde ‘Dış Politika, Karar Alımı ve Siyasi Liderlik’ üzerine doktorasını yapıyor. Onunda arzusu Türkiye’ye geri dönmek. Ancak vurgusu başka bir noktaya. Akademinin serpilip gelişmesi için demokrasi ve özgür düşünceye vurgu yapıp, “Amerika’da akademisyenler hangi başkanları desteklediklerini bile çıkıp diledikleri gibi söyleyebiliyor. Türkiye’de bu mümkün mü’ diye soruyor. Genç bir siyaset bilimci olarak Türkiye’deki siyasetin doğasından çok memnun olmadığını ima edercesine, “Liderlik herşeyden önce uzlaştırma gücüyle doğru orantılıdır. Geçmişin olumsuzlukları temizlenirken, farklı mağduriyetlerin yaratılmamasını sağlamakla bağlantılıdır” vurgusu yapıyor.

Türkiye’de vakıf üniversitesi geleneğinin güçlü kurumlarından biri olmaya aday Sabancı’nın Harvard buluşması ‘tersine beyin göçü’ eğiliminin giderek arttığını ortaya koyuyor. Lakin bunun için bu parlak gençlerin yeteneklerini ortaya koyabilecekleri zemini ve özgür düşünce ortamını temin etmek gerekiyor.

Diğer Yazıları

İranlı 'Scarface' Obama'nın senaryosunun baş kahramanı mı?

  • Yayın Tarihi: 14/10/11 03:26
  • [javascript protected email address]
Biz 'yeni Ortadoğu şekilleniyor' diye düşünüp 'sevindirik' olurken, Amerika ve İran arasında doğrusu insanı 'işkillendiren' gelişmeler yaşanmakta. Biri Amerikan vatandaşlığı da bulunan iki İranlı hakkında Suudi Arabistan'ın Washington Büyükelçisi Adil el...
Devamını Oku

Suriye ve Türkiye'nin zor soruları

  • Yayın Tarihi: 12/06/11 12:33
  • [javascript protected email address]
Türkiye için Suriye, 2000'li yıllarda Ortadoğu'ya geri dönüşünün başlangıcıydı. 'Arap Baharı' diye anılan yeni süreçte bölgedeki fay hatları kırılırken, Suriye, şimdi Türkiye'nin bölgedeki pozisyonu açısından bir başka başlangıca işaret ediyor. Bu kez...
Devamını Oku

The Economist bunu hep yapar!

  • Yayın Tarihi: 05/06/11 11:36
  • [javascript protected email address]
Uluslararası siyaset ve ekonomiyle iştigal edenlerin at koşturduğu saha tüm dünyadır. Gün olur İsrail'in yapması gerekenler/yapmaması gerekenleri sayarız; misal İsrail halkı bir kez daha merkez sağcı Benyamin Netanyahu'yu seçerse, barışın büyük yara...
Devamını Oku

Avrupa'yı kara kara düşündürenler

  • Yayın Tarihi: 31/05/11 11:43
  • [javascript protected email address]
CEYDA KARANckaran@haberturk.com ABD Başkanı Barack Obama, geçen haftaki Avrupa turunda Britanya'nın bin yıllık tarihi Westminster Hall salonunda milletvekilleri ve lordlara hitabında küresel düzeyde yeni süpergüçlerin yükselişine karşın, ülkesi ve...
Devamını Oku

Türkiye Kaddafi’nin ‘biletini kesti’

  • Yayın Tarihi: 24/05/11 11:41
  • [javascript protected email address]
CEYDA KARANckaran@haberturk.com Anlaşılan o ki, Libya'yı 40 yıldır yöneten Muammer Kaddafi'nin 'biletini kesmek' Türkiye'ye düştü. Libya'daki isyancıların Ulusal Geçiş Konseyi'nin lideri Mustafa Abdülcelil'in dünkü Ankara ziyareti, Kaddafi için bir nevi...
Devamını Oku
Tüm Yazıları