ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
11 Şubat 2017 Cumartesi, 00:19:46 Güncelleme:08:53:08

Borçlanmak eskisi kadar kolay olmayacak

 

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) verdiği rakamlara göre, gelişen ülkelerden para çıkışı 2017’de 4. yılına girecek. Gelişen ülkelerden 2015 yılında 735 milyar dolar, 2016 yılında 616 milyar dolar para çıkışı yaşandı. 2017’de ise IIF’nin beklentilerine göre, çıkışın 489 milyar dolar olması bekleniyor. Ancak bu çıkışın kaynağı Çin. 2017 yılında Çin’den 560 milyar dolara yakın para çıkışı bekleniyor. Buna karşı IIF’nin takip ettiği Çin dışı 24 gelişen ülkeye ise 2017 yılında 70 milyar dolar para girişi bekleniyor. Yani 2017 yılında Çin dışındaki gelişen ülkeler, uluslararası sermaye piyasasından bir önceki senenin iki katı kadar, 70 milyar dolarlık kaynak çekecek. Bu iyi haber. Ancak Çin dışındaki bahsi geçen gelişen ülkelerin “2010-2014 yılında ortalama 250 milyar dolar” kaynak çektiği düşünülürse, 2017 yılındaki bu toparlamaya çok da güvenemiyoruz.

DOĞRUDAN YATIRIMLARIN TERCİHİ DEĞİŞİYOR

Sermaye piyasalarından gelişen ülkelere hisse senedi, tahvil, gayrimenkul adı altında giren yabancı kaynakların zaman içinde azalan payı, aynı zamanda bu ülkelere akan doğrudan yatırımların (FDI) da azaldığı bir döneme denk gelmiş. Ancak FDI tarafında durum daha karamsar. 2015 yılında 526 milyar dolar gelişen ülkelere doğrudan yatırım olarak gitmişken, 2016 yılında bu rakam 410 milyar dolara inmiş. Bu sene ise 385 milyar dolara kadar düşmesi bekleniyor. Özellikle Trump ABD’sinde olduğu gibi; yatırımcılara her türlü teşvik verdiği, altyapı yatırımlarını fonlayacağını açıkladığı bir dönemde doğrudan yatırımlar çerçevesinde gelişen ülkelerin karşısına ciddi risklerin çıkacağı aşikâr. Bu durumda da Türkiye dahil gelişen ülkeler ya yeni kaynaklar yaratacak ya da büyük yatırımları ertelemek zorunda kalacaklar. JP Morgan’ın araştırmasına göre gelişmiş ülkeler 2016 yılını ortalama yüzde 1.6 büyümeyle kapatıp 2017’de yüzde 2’lik bir büyüme hedefiyle girerken, gelişen ülkelerde bu oranlar sırasıyla yüzde 3.8 ve yüzde 4.2 seviyesinde. Bu iki bölge arasında büyüme farkı çok uzun süredir hiç bu kadar daralmamıştı. Kapanan bu fark doğrudan yatırım yapan şirketler için de ciddi bir tercih farkı ortaya çıkarıyor.

TÜRKİYE’NİN DURUMU VE VARLIK FONU

Türkiye’de 2016 yılında ortalama büyüme yüzde 2.2’lerde bitecek gibi görünüyor. 2017 içinde tahminler yine buna benzer yüzde 2-2.5 bandında. Üstelik maalesef yatırım yapılabilir ülke notumuz yok, tasarruf açığımız var ve küçülmüş de olsa cari açık veriyoruz. Bu durumda bizim de, uluslararası sermaye piyasalarından çekebileceğimiz hem doğrudan yatırım hem de sermaye girişlerinde problem olacaktır. Buna karşı Türkiye başlamış olduğu altyapı yatırımları, yapmayı planladığı projeler için bu kaynağı dışarıdan bulmakta zorlanacaktır. Şu an için yaklaşık 100 milyar TL olarak hesaplanan içindeki varlıklarıyla Türkiye Varlık Fonu’nun önemi daha fazla ortaya çıkıyor. Yıllık yaklaşık 5 milyar TL temettü geliri olan bu fonun, hem bu gelirleri hem de muhtemelen elindeki varlıkları ipotek etmek suretiyle yapacağı menkul kıymet ihraçlarıyla önümüzdeki dönemde etkili olacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Ancak...

Bu fonun birbirinden çok farklı ihtisas gerektiren alanlardaki devasa şirketleri “yönetim kabiliyeti”, şirketlerin “rekabetçi hale getirilirken kamu olma görevlerini devam ettirebilmeleri”, denetim ve şeffaflık konuları hâlâ netleşmiş değil. Sadece başkan ve YK üyelerinin belli olduğu fon, bünyesindeki şirketleri yönetmek için profesyonellerden oluşan nasıl bir kadro kurulacak? Bu fon derecelendirme kurumlarından not alacak mı? Borçlanma yapılırsa şirket hisseleri ipotek edilecek mi? En önemlisi bu fonun bağımsız denetimini kim ya da kimler yapacak?

İşte bu soruların cevaplarını öğrendiğimizde Varlık Fonu’nun önümüzdeki sıkıntılı dönemde yapabileceği katkıyı daha iyi yorumlayabiliriz.

HAVA DURUMU
Cuma24 MPH31°
Az Bulutlu