SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

OKULSUZ GEÇEN 1 YILIN ARDINDAN

03 Eylül 2016 Cumartesi, 09:43:26 Güncelleme:09:44:20
Damla Çeliktaban

Damla Çeliktaban

[javascript protected email address]

Çocuklarını bilerek ve isteyerek okul sisteminden çıkarmış bir aile... Çocukları tam 1 yıldır okula gitmiyor. Bu süreci ailenin babasından dinledim...

EzbEr bozan insanları ve hayatları sever misiniz? Cevabınız evetse bu yazı tam size göre. Dış dünya okula hazırlık diye almış başını giderken çocuklarını bilerek ve isteyerek okul sisteminden çıkarmış bir ailenin babasıyla konuştum. Çocuklardan biri 8, diğeri 11 yaşında. Tam 1 senedir okula gitmiyorlar. Anneleri Türk, babaları Alman... Aile, isimlerinin açıklanmasını istemedi.

‘MUTLU OLMADIKLARINI FARK ETTİK’

İstanbul’dan Bodrum’a taşındınız ve bu sırada çocuklarınızı okuldan aldınız. 1 senedir okula gitmiyorlar. Bu kararı nasıl verdiniz?

Çocuklarımızı okuldan alma fikri üzerine 6 ay düşündük. Kızımızı 2011’de İstanbul’daki bir özel okula yazdırmıştık. O okulda sadece 1. sınıfı okudu. Okul beklentilerimizi karşılamamıştı; fazla karışık, fazla pazarlamaya yönelik bir yerdi. İkinci okulu da daha iyi değildi. Sürekli değişen öğretmenler ve faydasız bilgilerden oluşuyordu. Kızımız sürekli stres içinde, sinirli ve aşırı yorgundu. Bir sonraki güne dair korkular yaşıyordu.

2014’te oğlumuzun da okula başlamasıyla beraber çocuklarımızın mutlu olmadıklarını ve daha önce tanımadıkları korkularla mücadele etmek zorunda kaldıklarını fark ettik. Okula gitme fikrine sevinçle yaklaşan oğlumuz sistemin içine girdikten sonra kısa zamanda hayal kırıklığına uğradı. Tam bir şey ilgisini çektiğinde dersin bitmesinden ya da diğer çocuklar tarafından rahatsız edildiğinden şikâyet ediyordu. Okulların para kazanmak ve velilere tutulamayan sözler verilmek üzere kurulmuş oldukları kanısına vardık. Bunun bedelini ödeyenler de çocuklar oluyor...

Eşim ve ben çocuklardan iyi notlar almalarını, ödevlerini eksiksiz yapmalarını filan beklemiyorduk. Onlarla okulla ilgili dilekleri, problemleri ve hayal kırıklıklarıyla ilgili konuşuyorduk. Problemler sıklaşmaya başladı. Özellikle kızımız çok mutsuzdu. Bu da aile hayatımızı etkiliyordu. Okul zamanla rahatsız edici bir unsura dönüştü. 2 çocuğumuz da okulda gayet iyi performansa sahiptiler. Bu şekilde mezuniyete kadar devam edebilirdi. Lakin sürekli tekrarlayan problemlerle uğraşmak istemeyerek bir çözüm arayışına girdik. Birçok kitap okuduk, pedagoji ve nöroloji öğrendik. Özellikle beynimizin nasıl çalıştığı, öğrenmenin hangi şartlar altında gerçekleştiği ve hangi koşulların öğrenmeyi olumsuz etkilediği sorusuna odaklandık. Cevaplar bizi okul sistemiyle vedalaşmaya götürdü. Alternatif bir okul yerine okula alternatif bir yaşam arayışına geçmemiz gerekiyordu. Çocukları (aynı zamanda Alman vatandaşı oldukları için) Almanya’daki serbest eğitim okulu denen bir kuruma yazdırdık. Böylece bürokratik sorunlardan kurtulduk.

‘BİTMEYEN BİR TATİLDE GİBİYİZ’

İstanbul’da yaşarken yine böyle bir karar alabilir miydiniz?

6 yıl önce Türkiye’ye yerleşmeye karar vermiş olmasaydık çocukları okuldan almak aklımıza gelmezdi. İstanbul’da yaşamanın zorlukları bu kararda büyük rol oynadı. İstanbul, içinde yaşayanların enerjisini bir daha geri vermemek üzere tüketen bir makineye benziyor. Yeni yaşantımız için şehri terk etmemiz gerektiğine çok çabuk ikna olduk. Başka bir ülkeye de taşınabilirdik ama aynı anda birçok değişiklikle uğraşmak istemedik. Türkiye’nin dilini, kültürünü, insanlarını tanıyoruz. Havanın, denizin, çevrenin güzel olduğu büyük şehir olmayan ama belli olanaklara sahip bir yer arayınca Bodrum’da karar kıldık. Çılgın kalabalıktan uzakta, ucuz, trafiksiz küçük ve bahçeli bir evde yaşıyoruz.

Okulsuz geçen 1 senenin sonunda geri dönüp bakınca aldığınız kararla aranız nasıl? Çocuklar memnunlar mı?Günler nasıl geçti?

Bitmeyen bir tatilde gibiyiz. Sabahları saat 09.00 civarı uyanıyoruz, birlikte kahvaltı edip o gün neler yapacağımızı planlıyoruz. Çocuklar neredeyse her gün dışarıdalar; genellikle plajda, bolca hareket ediyorlar. Gezintiler yapıyoruz, arkadaşlarla buluşuyoruz. Önceden belirlenmiş bir programımız yok. O gün canımız ne isterse onu yapıyoruz. Kararımızdan pişman olduğum tek bir an bile yok. Okul konusunu kapattık. Çocuklar eskisine göre çok daha rahat, mutlu, sakin ve odaklılar. Zaten okulsuzluk kararını çocuklarla beraber almıştık.

'KENDİ SEÇTİKLERİNİ YAPTILAR'

Okula gitmeyen çocuk öğrenemez diye düşünülür ya, sosyalleşmeyi ya da matematiği ya da kurallara uymayı diyelim... Bunun hakkında biraz yorum yapar mısınız? İnsanlar okul dışında bir yerde öğrenemezler mi, sosyalleşemezler mi? Ötekilerin bizim için uygun gördüğü yıpratıcı bir sistem içinde yaşıyoruz. Hayatla ilgili birçok konuyu sorgulamıyor, olduğu gibi kabul ediyoruz. Okul da bunlardan biri. Öğrenmek, birinin bana anlattığı şeyi aklımda tutup sonra bu bilgileri kâğıda yazıp tekrarlamaktan ibaret değil. Öğrenme beyinde nöronların bağlantı kurmasıyla oluşuyor. Beyin bu bağlantıları kurmak için belli koşullara ihtiyaç duyuyor. Bu koşullar da kendimizi iyi hissettiğimizde, bundan keyif alırken, öğrenmeyi istediğimizde oluşuyor. Çocukların baskı ve korku dolu bir ortamda öğrenebildiklerine inanmıyorum. Öğrenmiş gibi yapıyorlarsa da kısa sürede unutuyorlar. Geriye “Bunu bir kere duymuş olabilirim” hissi kalıyor. Eğitim bu değil.

Çocuklar 1 senede neler öğrendiler?

Tam olarak ne öğrendiklerini size söyleyemem. Okula giden bir çocuğa sorsanız o da söyleyemez. Emin olduğum şu ki onları gerçekten ilgilendiren ne varsa öğrendiler. Onlara keyif veren ve kendi seçtikleri birçok şey yaptılar. Koroya katılmak, rüzgâr sörfü yapmak, yüzmek, dalmak, karatede turuncu kuşağa geçmek bunlardan bazıları...

'İNSANIN HAYATINDAKİ EN ÖNEMLİ ZAMAN ÇOCUKLUĞU'

Bu zamanda ve bu mekânda iyi/doyurucu bir hayat sürebilmek için ne gibi özelliklere ihtiyaç var? Çocuklarınız nasıl yetişkinler olsunlar istiyorsunuz?

Zor bir soru. Çocuklar ebeveynleriyle güçlü bir bağ kurmuşlarsa, koşulsuz sevgi alabildilerse daha iyi ve mutlu şekilde büyüyorlar. Çocukların rol modellere ihtiyaçları var. eğer ebeveynler doğru rol model olamazlarsa çocuklar yanlış rol modeller seçebiliyorlar. İnsanın hayatındaki en önemli zaman çocukluğu. kim olduğumuz ve olacağımızı belirleyen şey çocukluk. Mutlu ve doyurucu bir yaşamı zaman ve mekâna bağlamamayı tercih ederim. İnsan her yerde yaşayabilir, hayatını istediği gibi değiştirebilir. Genellikle bunun farkında değildir ya da cesaret edemez. Çocuklarımın ilk etapta sağlıklı kalmalarını istiyorum. Bundan başka onlara yönelik bir dileğim, beklentim yok. eşim de ben de ideolojilerden uzak bir hayat sürüyoruz. sağcı ya da solcu değiliz, milliyetçi ya da liberal değiliz; kendimizi herhangi bir partiye ya da kulübe ait hissetmiyoruz, dindar değiliz. İnsanların nereden geldikleri, ten renkleri, cinsel eğilimleri ya da başka ilgi alanları olmasını önemsemiyoruz. İnsan insandır. Herkesin, diğer insanlara ve tabiata dikkat ederek kendi istediği şekilde yaşamaya hakkı var. Çocuklar bizim hayatımızı bizle beraber yaşadıkları için bu halimizden etkileniyorlar. eğer bizi rol model olarak kabul ederlerse, görevimizi yerine getirdik demektir. Onların mutlu, doyurucu ve kendi karar verdikleri şekilde bir hayatları olacağına eminim.

‘Okullar dış dünyaya yabancılar’

Okul ve onun getirdiği sistemler çocukların mizaçlarını ortaya mı çıkarıyor yoksa kalıba mı sokuyor?

Okul itaatkâr ve çalışkan olan, aynı zamanda hiyerarşik yapıya sadık ve söylenileni zorluk çıkartmadan uygulayan insanlar yetiştirir. Okul mücbir olarak kabul edildiği için kendi faydasını her daim ispatlaması gerekmiyor. Bir ticari yapı gibi verimliliği ve faydası sürekli ölçülseydi eğer ortada okul diye bir şey kalmazdı.

Okul, öğrenmeyi destekleyen değil engelleyen bir yapı. okullar dış dünyaya yabancılar ve dünyayı tecrübe etmeye dair bir faydaları yok. Özellikle ayrıcalıklı olmayan kimselerin kendi öğrenmeleri konusunda seçim yapma olanağını ellerinden alıyor. Hizaya getirmeye yönelik, ödül ve ceza prensibiyle işliyor. Okulla ilgili tek problem sistemin işleyişi de değil. Ebeveynler çocuklarının işe yaramaz olacağına inanıyorlar ve bu korkularını bilinçsizce çocuklarına geçiriyorlar. Ya da çocukları hırslarının nesnesi haline getiriyor, kendi tamamlanmamış hayallerini onlar üzerinden tatmin etmeye çalışıyorlar.

‘Beklemediğimiz kadar çok destek gördük’

Çocuklarınız üniversiteye gitmek isterlerse ne olacak?

Giriş için gerekli koşulları hem AB hem de ABD üniversiteleri için diledikleri takdirde dışarıdan tamamlamaları mümkün. Hatta ABD’deki en iyi üniversitelerden bazıları eğitimde farklı yollardan gelmiş öğrencileri özellikle istiyorlar.

Çevrenizden nasıl tepkiler aldınız?

Arkadaşlarımızdan ve tanıdıklarımızdan beklemediğimiz kadar çok destek gördük. Çoğu bizim gittiğimiz yolu seçmek isterdi lakin değişim herkes için çok kolay değil. Arkadaşlarımızın çocuklarıysa “biz niye evde kalamıyoruz, biz niye okula gitmek zorundayız?” tadında kıskançlıklar yapabiliyor. Umarım bu sorular aileleri düşünmeye sevk eder.

Nasıl bir gelecek planlıyorsunuz?

Bağımsızlık halimizi korumak istiyoruz. çocuklarımız için de belirgin bir planımız yok. Okulsuz eğitim, çocukların yaşamlarını kendileri kurmalarıyla yakından ilgili. Biz de bu sırada onlara iyi ebeveynler olmak, yeteneklerini ve ilgilerini desteklemek için uğraşıyoruz.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN