SON DAKİKA
HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.

Bebek bezinin bilimsel tarafları

21 Eylül 2016 Çarşamba, 09:36:43 Güncelleme:09:36:53
Damla Çeliktaban

Damla Çeliktaban

[javascript protected email address]

 

Geçtiğimiz hafta bebek bezinin kalbine yolculuk yaptım. Biz bez deyip geçiyoruz ama bezin üreticileri hiç durmadan, “Daha iyi, daha rahat bez nasıl olur?” diye düşünüyorlar. İşte bebek bezinin bilimsel tarafları...

BEBEK bezi epeydir uzak olduğum bir konu. Uzay bu konuda çok kolay bir bebekti. Hiç tuvalet eğitimine ihtiyaç duymadı ve 20 aylık olduğunda, 1-2 haftalık bir süreç içinde bezi kendiliğinden bıraktı. Sanırım bir annenin en büyük rahatlama hissettiği anlardan biri artık kirli bezlerle uğraşmayacağını anladığı andır.
Geçen hafta Prima ekibiyle birlikte bebek bezinin kalbine yolculuk yaptık. Frankfurt’taki Ar-Ge merkezi marketten satın aldığımız ve üzerine pek de düşünmediğimiz bez konusunun aslında ne kadar alengirli bir iş olduğunu anlamama yol açtı. Biz bez deyip geçiyoruz ama bezin üreticileri hiç durmadan “Daha iyi, daha rahat bez nasıl olur?” diye düşünerek yaşıyorlar.
Bu çalışmalar kapsamında Schwalbach’taki inovasyon merkezinde 500’ü aşkın Ar-Ge personeli çalışıyor. Tesiste dünyanın dört bir yanındaki bebek ve ailelerinin ihtiyaç ve beklentilerini analiz etmek amacıyla haftada yaklaşık 1200 aile teste tabi tutuluyor. Günlük 600, yılda 2 milyonu aşkın test yapılıyor. 22 bin metrekarelik çalışma alanına sahip inovasyon merkezinde, bebeklere özel dekore edilen ve hazırlanan özel oyun alanlarında her hafta 100’ü aşkın bez bağlanmış/giydirilmiş bebek inceleniyor.

BEZİ BIRAKMANIN ANNEYLE İLGİSİ
Prima Ar-Ge’de çalışan, 3 çocuk babası, bilim insanı Dr. Frank Wiesemann ile çoluk, çocuk, farklı kültürlerde ebeveyn olmak, bez ve hatta bezsiz bebekler üzerine bir sohbet imkânı buldum seyahat sırasında. Wiesemann daha önce aklıma hiç gelmemiş bir bağlantıdan söz etti bana. Bebekler ilk senelerinde anneleriyle ne kadar çok birlikte vakit geçirebiliyorlarsa o kadar çabuk bezden ayrılabiliyorlarmış. Anne, diğer olası bakıcılardan çok daha çabuk çocuğun sinyallerini fark ettiği için, tuvaletle ilgili sinyallere de aynı şekilde yaklaşarak tuvalet bilgisinin daha hızlı olarak yapılanmasına sebep oluyormuş.
Çalışan annelerin artmasıyla birlikte bebeklerin bezi bırakma tarihleri 6 ay ile 1 sene arasında artmış son on yıllar içinde. Eskiden 2 yaş civarında olan bez bırakma şimdilerde 3 yaşa kadar çıkmış; hatta 4 yaşına kadar bezle gezen çocuklar hiç de az değilmiş.

 

Çevreci bez

HANİ bebek bezini doldurunca, bez bacaklarının arasından sarkar ve bir kütle oluşturur ya; işte bu durumu engellemenin yolunu bulmuşlar. 5-6 yıl süren Ar-Ge çalışmalarıyla beze emici kanallar adını verdikleri bir sistem ekleyerek sıvının eşit dağılımını dolayısıyla bezin sarkmamasını sağlamışlar.
Bu yeni bezin üretiminde 180.000 ton ağırlığa eşit miktarda olan yüzde 16 oranında daha az materyal kullanılmış. Bu da lojistik için kullanılan 2500 TIR’ın eksilmesi ve 1000 ton oranında CO2 salımının azaltılması demek.

 

Gece kuru kalmak neden önemli?

GÜNÜN neredeyse yarısını uykuda geçiren bebekler için gece ‘hareketli saatler’ anlamına gelebilir. Genellikle bebekler gün içinde bebek bezlerini ortalama 4 saat boyunca kullanırlar. Bu süre gece boyunca aynı bebek bezi için 12 saate kadar çıkabilir. Gün içinde bir bebek, bez başına ortalama 150 ml çiş üretir. Gece boyuncaysa ortalama 3-4 kez çiş yapabilirler. Yani bebek bezi başına düşen çiş miktarı ortalama 240 ml’ye çıkar. Bebeğin teni uyku sırasında bile temasa, acıya ve sıcaklığa karşı duyarlıdır. Araştırmacılar, ıslaklık gibi ortamdaki en ufak değişikliğin, uykuda değişikliklere yol açabileceğine inanıyor.

 

Kitap önerisi:
Öpücük Ne Renktir?

KÜÇÜCÜK bir çocuk, kırmızı uğurböceklerini, mavi gökyüzünü ve sarı muzları nasıl resimleyeceğini çok iyi biliyor. Penguenlerin, gorillerin ve hatta havai fişeklerin resmini yaparken bin bir çeşit renk kullanıyor. O da ne! Öpücüğün resmini hiç yapmamış... Peki, ya öpücük ne renktir?..
İspanyol yazar Rocio Bonilla’nın kitabı, resim yapmayı çok seven bir kız çocuğunun, “Öpücük ne renktir?” sorusunun peşine takılıp okuru, renklerden tatlara, duygulardan hayvanlara uzanan bir yolculuğa çıkıyor. İnsanların ruh hallerinin, duygularının ve hatta öpücüğün bile çeşit çeşit renklerinin olabileceğini vurguluyor. İspanya’da 2016 Yılın En İyi Kitaplaşan Çocuk ve Gençlik Kitapları’nda ilk üçte yer alıyor. Günışığı Kitaplığı

 

Çocuklar için sanat tarihi ve arkeoloji

VEHBİ Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi, Türkiye’nin sahip olduğu kültürel zenginlikleri çocuklara anlatmak üzere 2014 yılında başlattığı ‘Haydi Müzeye! Keşfet Öğren Eğlen’ adlı projesini yeni bir eğitim programıyla zenginleştiriyor. Her perşembe ve cuma, okul grupları müze eğitmeni Gökçe Oflu eşliğinde Vehbi Koç Vakfı Sadberk Hanım Müzesi’ni gezerek eğitici atölyelere katılma imkânı bulacaklar.
2014 yılında ana proje kapsamında yayınlanan sanat tarihi ve arkeoloji kitaplarının iPad uygulaması da yeni dönemde çocukların kullanımına sunuldu. Türkçe ve İngilizce olarak çift dilde hazırlanan ‘Haydi Müzeye’ iPad uygulaması, App Store’dan ücretsiz olarak indirilebiliyor.

BU YAZIYA İLK YORUMU SEN YAZ
SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
GÖNDER

DİĞER YAZILARI


TÜM YAZILARI İÇİN TIKLAYIN