04 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
01 Ekim 2016 Cumartesi, 09:21:21 Güncelleme:09:21:24

‘Toplumsal şiddetin de huzurun da temeli ailede’

Gizem Alav Şapcı ve Meltem Sancar Akal’la 7 Ekim’de başlayacak olan ‘Aile İçi Şefkatli İletişim’ atölyesi vesilesiyle iletişim, şefkat, şiddet ve ebeveynlik üzerine konuştuk


ŞİDDET sadece fiziksel mi olur? Ya da birini sevmek, ona sevdiğini söylemekle mi? Bazen en iyi niyetimizle ağzımızdan çıkan kelimeler birilerinin canını yakmaz mı? Ya da kastettiğimiz anlamı sözlerimizle ifade edemediğimizi hissetmez miyiz? Gizem Alav Şapcı & Meltem Sancar Akal’la 7 Ekim’de başlayacak olan ‘Aile İçi Şefkatli İletişim’ atölyesi vesilesiyle iletişim, şefkat, şiddet ve ebeveynlik konuları üzerine konuştuk. “Biz kişiler arası barışçıl iletişime merak ve tutku duyan bir ikiliyiz. Toplumsal şiddetin de huzurun da tohumlarının aile içinde ekildiğine inanıyoruz, bu yüzden tutkumuzu burada beslemeye ve ailelere fayda yaratmaya niyet ettik” diyen Gizem ve Meltem, bu atölyeyi hazırlarken Şiddetsiz İletişim, ABC Ebeveyn Ehliyeti ve Ko-Aktif Koçluk yöntemlerinden besleniyorlar.

Aile içi şefkatli iletişim ne demek?

Niyetimiz çocuklarımız, eşimiz ve kendimizle iletişimimize destek olabilecek etkili yaklaşımları ailelerle paylaşmak. Kavramları tarif ederken, programımızın belkemiğini oluşturan ‘Şiddetsiz İletişim’ yöntemini geliştiren Dr. Marshall Rosenberg’in tanımlarından faydalanıyoruz. Bize doğduğumuz günden itibaren öğretilen iletişim biçimi yanlış anlaşmalar, kalp kırıklıkları, haklılar ve haksızlar, çatışmalar yaratıyor. Şefkatli iletişimden kasıt, günlük yaşamda birbirimize ve kendimize uyguladığımız şiddetten uzaklaştığımız, kendimizle ve diğer insanlarla bağlantı kurduğumuz, gönülden verme ve alma hali. Aile içi şefkatli iletişimden bahsederken de çocuğumuz ve eşimizle aramıza giren doğru-yanlışları, haklı-haksızları, -meli/-malıları fark edip ilişkiyi yeni bir açıdan algılamayı ve tüm aile üyelerinin beslendiği, bağların derinleştiği şefkat, saygı ve empati ortamını kastediyoruz.

Çocuklarla iletişimin en efektif yolu ne?

Çocuğumu can kulağıyla duymak da ona kendimi şefkatle ifade etmek de ancak kendimle bağlantıda olmamla mümkün. Kendi duygu ve ihtiyaçlarımın farkında olduğumda “Niye öyle bağırdım?” pişmanlığına da, “Bu çocuk beni parmağında oynatıyor” yakınmalarına da yer kalmıyor. Kendi halimi kabul etmek, ihtiyaçlarımı fark etmek, kendime şefkati ve bilinçli seçimler yapabilmemi sağlıyor:

Dili değiştirmek insanı ya da ilişkiyi değiştirir mi gerçekten?

İletişim dilimizi değiştirmekten bahsederken aslında daha fazlasını barındıran bir amaçtan bahsediyoruz: Kişisel dönüşüm üzerinden toplumsal dönüşüm. Sadece istediğimizi ‘almak’ için seçtiğimiz bir iletişim dili, kişileri ve ilişkileri dönüştürmüyor. Oysa yargılama ve değerlendirmeleri aşıp bağlantı kurma niyetiyle karşılıklı ihtiyaçları gözeterek gönülden iletişim kurduğumuzda ‘vermek’ ve ‘almak’ arasında bir ayrım kalmıyor.

‘Bir yaşam biçimi’

Bu yöntemleri öğrenmek hayatınıza ne gibi etkiler yaptı?

Gizem Alav Şapcı: Dünya barışına katkının önce kendi içimde barış sağlamayla başlayabileceğine inandım. İletişimde otomatik viteslerden çıkıp bağlantı kurma amaçlı bilinçli seçimler yaptığımda yaşadığım deneyimlerin tatmini içime sığmıyor, ilişkilerde çatışmaların anlayışa ve işbirliğine dönüştüğünü izlediğim her an dünya barışına dair umudum artıyor.

Meltem Sancar Akal: Ko-Aktif kavramı bence sadece bir koçluk yapma yöntemi değil, bir yaşam biçimi. Hayatın ‘olmak’ ve ‘yapmak’ hallerini dengelemek, bilinçli seçimler yapmak konusunda önemli bir farkındalık kazandırıyor insana. Duygularını çok farklı bakış açısıyla gözlüyorsun, onlardan kaçmamayı, orada ‘ol’duğunda büyüdüğünü görüyorsun. Ko-Aktif koçluk insanı aydınlık ve gölge taraflarıyla bir bütün olarak kabul ediyor. İnsanın kafasının içindeki yargılayan sesleri fark etmesi, o sesleri yönetip içindeki bilge seslerle yürüyebilmesi müthiş bir değişim getiriyor beraberinde. Kendinle ilişkin değişiyor her şeyden önce. Bu da aile, eş, çocuk, arkadaş ilişkine yansıyor.

İletişim kazaları neler?

ÇOCUĞUMUZ bize “O öğretmenden nefret ediyorum!” dediğinde, kendi çocukluk hikâyemizin ve alışkanlıklarımızın etkisiyle verebileceğimiz binbir türlü otomatik tepki var:

Duygusunu inkâr etmek: (Yok canım, nefret etmiyorsundur tabii!)

Ahlak dersi vermek: (Öğretmen için öyle denir mi, çok ayıp!)

Öğüt vermek: (Öğretmenlerini sevmelisin.)

Diğerini savunmak: (Öğretmenin en doğrusunu yapmıştır eminim.) Bunlar ve niceleri! Oysa çocuğumuzu bize kendini bu şekilde ifade etmeye iten duyguları ve ihtiyaçları tahmin ederek onu can kulağıyla dinlediğimizde onun kendisini anlamasını destekler, “Seni her halinle, tüm duygularınla kabul ediyorum” mesajını verebilir ve sorunlarına kendi çözümlerini bulması için teşvik edebiliriz.

‘Amaç kişinin tam potansiyeline ulaşmasını sağlamak’

Ko-Aktif Koçluk nedir? Meltem Sancar Akal: Ko-Aktif Koçluk kişileri doğal olarak yaratıcı, kaynak sahibi ve aradığı cevaplara bütün olarak sahip kişiler olarak görür. Ko-Aktif koçun görevi güçlü sorular sormak, dinlemek ve kişinin tam potansiyeline ulaşmasını sağlamaktır. Ko-Aktif Koçluk kişinin iş ve özel yaşamında kaliteli sonuçlar elde etmesi üzerine temel olan 3 ana ilkeden yola çıkıyor:

Gerçekleştirme: Hayattan derin anlam ve tatmin çıkarmak.

Denge: Hayatı güçlü seçimler yapabilecek ve etkin aksiyonlar alabilecek güçlü bir bakış açısıyla yaşamak.

İlerleme: Hayatın her alanında tüm zenginliği deneyimlemek.

‘Şiddetsiz İletişim barışın yolunu açıyor’

Şiddetsiz İletişim nedir?

Gizem Alav Şapcı: Marshall Rosenberg tarafından geliştirilen Şiddetsiz İletişim, yüreğimizde şiddetin olmadığı doğal şefkat durumunu ifade eden tarihsel şiddetsizlik prensiplerine dayanıyor. İçgüdüsel olarak zaten bildiğimiz insanlarla hakiki bağlar kurmanın güzelliğini hatırlamamıza aracı oluyor. Özel ilişkilerden iş ortamına, sağlık ve sosyal hizmetlerden güvenliğe, hapishane çalışanları ve tutuklulara, okul ve eğitimden toplumsal dönüşüm örgütlenmelerine kadar çeşitli alanlardaki uygulamalarıyla çatışmaları dönüştürmenin, ilişkileri sağlığa kavuşturmanın ve barışın yolunu açıyor. Şiddetsiz İletişim ilk kez ABD’de, 1960’larda, devlet okullarında ve diğer kamu kuruluşlarında ırk çatışmalarına barışçıl çözümler bulmak için çalışan gruplarda uygulandı. Rosenberg ve ekibi, 200’ü aşan sertifikalı eğitmen aracılığıyla Şiddetsiz İletişim’i dünyada yaygın biçimde sunuyor.

ABC Ebeveyn Ehliyeti nedir?

G.A.Ş.: ABC Ebeveyn Ehliyeti de Şiddetsiz İletişim gibi Hümanistik Psikoloji ekolünden besleniyor. Programı geliştiren pedagog ekip, “İçgüdülerimizde doğal bir güç, doğal bir otorite ve bilgelik bulunur. Anne aslan doğada nasıl yapıyorsa bizler de çocuğumuzla ilişkimizde rahatlıkla içgüdülerimize güvenebiliriz” diyor. Avusturyalı ebeveyn eğitimi derneği Elternwerkstatt’ın 15 yıldır uyguladığı ve Avusturya Ekonomi, Aile ve Gençlik Bakanlığı tarafından teşvik edilen bu eğitimle katılımcıların doğal ebeveynlik becerilerine güven kazanmaları, içgüdülerine kulak vermeleri, çocuklarının duygu ve ihtiyaçlarına empatiyle yaklaşmaları, sevgiyle sınır koyma ve zor durumları yönetme pratiği kazanmaları amaçlanıyor.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Cumartesi 7 MPH
Az Bulutlu