HABERTÜRK Gazetesi yazarlarının köşeleri, saat 9:00'dan itibaren güncellenmektedir.
Damla Çeliktaban

Damla Çeliktaban

[javascript protected email address]

Hayır demenin bin yolu!

23 Ekim 2012 Salı, 09:49:28Güncelleme: 13:39:31

BEBEĞİN doğduğu ilk yıl kendisine "Hayır" denmesini gerektirecek pek bir talebi olmaz; 12 ile 18 ay arasında "Hayır" demek yerine dikkatini dağıtmak yeterince etkili bir çözüm yöntemi... Ama 18 aydan sonra işler değişiyor.
2 yaş barajı çocukların kendilerini birey olarak algılamaya başladıkları ve bu sırada anne babaların sınırlarını sonuna kadar zorladıkları bir gelişim evresi... "Aman sınırlarını bilsin, aman kendine zarar vermesin, aman dengesi bozulmasın" diye didinirken bir yandan da hayatta en çok "Hayır" dediğim dönemde olduğuma eminim...

*

Biz makul sınırlar koyduğumuzu ve bu inat dönemini olabildiğince yumuşak atlatmak için çalıştığımızı düşünsek de "Hayır"ların dönüp dolaşıp yine beni bulması gerçekten sürpriz oldu... Ne ekersen onu biçersin diye boşuna söylememişler:
"Uzay, parka gidelim mi?" - "Hayır!"
"Çişin var mı?" - "Hayır, anne!"
"Ayakkabını giy." - "Hayır!"
"Banyoyu göle çevirmişsin" - "Hayır!"
Bu böyle sürüp gidiyor... Öyle ki bazen ona soru sorulmasa da kendi kendine hayır, hayır diye söylenerek dolanıp durduğunu görüyorum...

*

Bu konuyu Nilüfer Devecigil ile konuştuğumuzda çocuğun hayır demeyi öğrenmesinin onun için ne kadar önemli olduğunu; ancak bu şekilde hayatta kendini korumak için hayır denmesi gereken durumlara talim yaptığını anlatmıştı... "Ergenlikte uyuşturucuya hayır diyebilmesi için şimdi sana hayır demesi lazım" cümlesi aklımda yer ettiyse de bu kadarını beklemiyordum...

*

Amerikalı pediatrist çift William ve Martha Sears, kendi büyüttükleri 8 çocuk ve doktorluğunu yaptıkları yüzlerce çocuktan edindikleri tecrübeyle birçok çocuk eğitim kitabı yazdılar... "İyi Davranışın Kitabı - The Good Behaviour Book" da bunlardan biri... Hayır deme konusuna ayırdıkları 10 sayfalık bölümde çok sık tekrarlanan "Hayır" sözcüğünün anlam kaybına uğrayacağını, bu yüzden hayır demenin alternatif yollarını bulmanın gerekliliğini anlatıyorlar.

*

Mutfakta kendi taburesini oradan oraya taşıyarak tezgâhın tümüne erişme yeteneği geliştiren Uzay'ı keskin bıçakları etüt etmeye meyillenirken görüp "Uzay'a göre değil!" dediğimde ne demek istediğimi gayet iyi anlıyor mesela... Daha hızlı müdahale gerektiren durumlarda ise "Dur" diye ikaz etmek işe yarıyor! "Dur" ikazı "Hayır"ın kısıtlayıcılığına göre daha korumacı bir alt metin içeriyor. Biraz daha uzlaşmacı olmak istiyorsanız eğer "Onu değil, bunu al" diye önermek de diğer bir yöntem...

*

Sears'ların önerilerinden biri de "Hayır" demekten kendinizi alıkoyamıyorsanız eğer bunu kişiselleştirmek: "Hayır Uzay!" diyerek ismi de eklediğinizde bunun içerdiği ifadenin daha yumuşak ve daha saygılı olduğunu yazıyor "İyi Davranışın Kitabı"...

*

"Annem gözlerini öyle bir açardı ki durmam gerektiğini bilirdim" diyen ya da annesinin hangi ses tonunun kırmızı çizgi anlamına geldiğini yetişkin yaşta hâlâ anlatanları duymuşsunuzdur... İşte, çocuğun annesinin beden dilinin manalarını çözmesi süreci henüz memedeyken başlıyor diyor pediatristler... Bundan faydalanarak sadece onun anlayacağı bir bakış ya da jest icat etmek de binlerce "Hayır" arasında gevşeyen otoriteyi korumaya yarayabilir... (Her anne biraz tiyatro üstadıdır ne de olsa.)

*

"Hayır demeyi bilmeyen anne babalardan hayır diyebilen çocuk yetişmez!" demişti Nilüfer! Bu aslında üzerinde durup düşünülmesi gereken bir mevzu... Velhasıl nezaketten, duygularını ifade etmeye alışmamışlıktan ya da başka birtakım sebeplerden "Hayır" diyemeyen birçok yetişkin tanıyorum... Bunun insanların hayatını ne kadar zorlaştırdığını bilmem karşılıklı binlerce "Hayır"ımıza rağmen hayırlı bir işaret olarak algılamamı sağlıyor... Çocukla ilgili her zor dönem gibi bunun da elbet geçeceğini biliyorum... Sevgiler!

Diğer Yazıları

Hem suçlu hem güçlü!

  • Yayın Tarihi: 16/12/14 01:52
  • [javascript protected email address]
"KADINA karşı şiddet" artık duymaya alıştığımız, arka arkaya çok fazla tekrar edilince anlamını kaybeden kelimeler gibi havada uçuşan, kurumların üzerinden pazarlama yaptığı ama önleme adına sorumluların hiçbir adım atmadığı bir kavrama...
Devamını Oku

Sezaryenin göz ardı edilen riskleri

  • Yayın Tarihi: 09/12/14 01:26
  • [javascript protected email address]
GEÇEN 10 gün içinde Uzay'ın ağır bir hastalıktan geçmesi beni çeşit çeşit endişeye sürükledi... "Montunu giydirmedim"den "İlk sinyalleri göz ardı ettim, o yüzden bu kadar ağırlaştı"ya kadar kendimi suçlayacak birçok konu buldum. Bilirsiniz; annelik...
Devamını Oku

Doktor değil, şifacı!

  • Yayın Tarihi: 02/12/14 01:50
  • [javascript protected email address]
ÇOCUĞU hastalanınca eli ayağı birbirine dolanan annelerden misiniz? Ben öyleyim... Ne okuduğum kitaplar, ne "Çocuktur hastalanır" diyenlerin tesellileri, ne de başka bir şey yaramıyor beni teskin etmeye Uzay hastaysa... Şimdi olduğu gibi, dağıtıp...
Devamını Oku

Çocuğu törpüleme sistemi

  • Yayın Tarihi: 25/11/14 02:02
  • [javascript protected email address]
ÇOCUĞU olan herkes bilir; çocuklar olağanüstüdür. Bir yetişkin için tahayyül edilmesi zor bir netliğe, basitliğe ve bilgeliğe sahiptirler... Bazen öyle sorular sorar, öyle cevaplar verirler ki ağzınız açık kalır. 4 yaş bilgeliği, 40 yaş bilgeliğinden öte...
Devamını Oku

Evimizdeki düşman...

  • Yayın Tarihi: 18/11/14 01:59
  • [javascript protected email address]
ÇOCUĞUNUZU sokakta tanımadığı insanlarla konuşmama, onlardan yiyecek içecek almama konusunda uyarırsınız... Peki ya sanal âlemde de bunları yapmaması konusunda uyardınız mı? Geçen hafta boyunca çocuklarda teknoloji kullanımının yaratabileceği...
Devamını Oku
Tüm Yazıları