Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        İÇİNDEN geçtiğimiz günlerde en zoru, dengeli ebeveynler olmak. Tam her şey bir nebze dinginleşeceği anda tekrar cam kırıklarıyla dolan bir kalple yaşıyorum 20 gündür... Sokakta yaşadıklarım, sosyal medyadan takip ettiklerimle yüreğimde koca bir taş oturuyor; ne nefes alarak, ne uyuyarak yumuşamayan... Annenin kalbi bu halde olunca duyguları algılamada her şeyden daha başarılı olan çocuklar da geriliyor, hırçınlaşıyor.

        *

        Endişe, korku, umut arasında gidip gelen bünye çocuğun en ufak vızırtısına tahammül kabiliyetini yitiriyor. Bizim evde durum böyleyken çocukları biraz daha büyük olan arkadaşlarımın evinde başka türlü sıkıntılar yaşanıyor.

        *

        Nişantaşı'nda, Şişli'de, Kurtuluş'ta yaşayan arkadaşlarım pazar günü camlarını sıkı sıkıya kapattıklarını, kapıların altına da ıslak havlular koyduklarını anlatıyorlar, evdeki çocuklar gazdan etkilenmesin diye... Çocukları evlerinin içinde bile koruyamadığımız bir dönemden geçiyoruz.

        *

        Onların çocukları tam anlamlandıramasalar da farkındalar "kötü" bir şeyler olduğunun; anneleri işe gitmesin, evden çıkmasın istiyorlar...

        Psikolog Pınar Mermer ülkedeki gerginlikten etkilenen, soru soran çocuklara nasıl yaklaşmamız gerektiğini anlattı:

        "Çocuklarımıza ülkemizde yaşanan şiddetin sebebini basit bir dille anlatalım. Saklamaya çalışmayalım. Çocuklar her şeyi bilirler. Huzursuzluğunuzun üzüntünüzün sebebini söyleyin. Onların çok değerli olduğunu hiçbir şeye kendilerinin yaptığı bir şeyin sebep olmadığını anlatın. Korku ve öfke ifadelerini serbest bıraksınlar. Bastırmayın. 'Korkacak bir şey yok' demeyin. Ağlayabilirler, yazabilirler içindekileri.

        Çocuklar her şeyin farkında. Bol bol sarılın onlara ve aklı başında insanlarla kalabalık olmalarını sağlayın. Yalnız hissedebilir, korkular geliştirebilirler. Yaşananlara çoğu çocuk bire bir maruz kaldı. Onlara değerli olduklarını öğretmek için bir fırsat bu.

        Eğer çocuğunuzda korkular, alt ıslatma, yalnız kalamama, iştahta değişim, öfke patlamaları, uyku problemleri görürseniz bir ruh sağlığı uzmanına danışın."

        İnsanlar bilmediklerinden korkarlar

        EDEBİYAT, hayatın kendisini sindirmek güç olduğu zaman yetişen bir acil yardım düğmesine benziyor.

        *

        Uzay'a bazı şeyleri anlatabilmek için kendi cümlelerimin yetmediği zamanlar var. İşte o zamanlarda kitaplar, hikâyeler yardımıma yetişiyor. Türkçe'de baskısı bulunmayan Küçük Örümceğin Hikâyesi bunlardan biri; "ötekiler", "ötekilikler" hakkında:

        Küçük örümcek annesine sormuş: "Anne, insanlar bizden niye korkuyorlar?"

        Annesi cevap vermiş: "Bu soruya verebilecek kesin bir cevabım yok; akıllı bir örümcek yavrusu merak ettiklerini araştırır ve bulduğu cevaplardan kendisine bir kanaat oluşturur!"

        Küçük örümcek uzun bacaklı amcasına gitmiş; aynısını ona da sormuş. Amcası: "Onlar kendi iki bacaklarının üstünde doğru düzgün yürüyemezken biz 8 bacağımızla böyle becerikli bir şekilde hareket ediyoruz diye bizi kıskanıyorlar" demiş amcası. Küçük örümcek teyzesine sormuş: "Sanırım bizi evlerinin içinde istemiyorlar" demiş teyzesi. "Eskiden çok güzel bir çocuk odasında yaşardım, ağımı bozdular; şimdi posta kutusunda yaşıyorum, arada bir mektupları almaya gelen çocuk bana selam bile veriyor."

        Küçük örümcek kuzenine sormuş: "Onlar bizden korkuyor mu bilmiyorum ama ben onlardan korkuyorum" demiş kuzeni.

        Küçük örümcek sanatçı olan komşusuna sormuş: "İnsanlar bizden korkmuyor; bizim yaptıklarımıza hayranlar. Baksana ağımın üzerinde çiğ damlacıkları nasıl kristaller gibi parlıyor."

        Küçük örümcek ninesine sormuş; "İnsanlar tanımadıkları, bilmedikleri şeylerden korkar" demiş ninesi de...

        Diğer Yazılar