08 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
16 Ekim 2016 Pazar, 20:05:08 Güncelleme:19 Ekim 2016 Çarşamba, 20:05:29

Karantina Adası müze olmalı

 

Ne zaman İstanbul’a gitsem arkadaşlarımın abartısız yüzde 50’si emekli olduklarında İzmir’e taşınacaklarını söylüyor.

İstikamet de net; Urla.

Yeşil ve mavinin güzelliğini birlikte yaşamak istiyorlar.

Önceki gün Urla Belediye Başkanı Sibel Uyar’la biraraya geldiğimizde konuştuk bu ilgiyi.

Başkan, ‘kaliteli bir göç yaşıyoruz ve doğayı, değerlerimizi kaybetmeden bu ilginin altından kalkmaya çabalıyoruz” diyor.

Şehirleşmeden, betonlaşmadan, toprağına, yeşile, denize, yöresel zenginliklerine sahip çıkmak için azimli bir yanı var Uyar’ın.

Belediye, yerel ürün ve lezzetleri ülkeye tanıtan festivallere öncülük ediyor, kadın üreticilerin kooperatifleşmelerini sağlıyor, tarihi bağ yollarını canladırarak ilçeyi iç ve dış turizmin yıldızı yapmaya çabalıyor.

‘Urla öyle cennet bir yer ki, üzerindeki tozu üflesek yeterli’ diyen Başkan Uyar’la iskele bölgesini gezerken, ilçenin önünde gerdanlık gibi duran karantina adası yine dikkatimi çekiyor. Göz kamaştırıcı yeşil ada.

“Üzerindeki devlet hastanesi de taşındı, bu güzelim ada turistik bir yere dönüştürülemez mi” diye soruyorum. “Gidip görelim” diyor Başkan.

Ada Sağlık Bakanlığı’na ait. Bizi karşılayan İl Sağlık Müdür Yardımcısı Şaban Koçoğlu akıcı bir dille anlatıyor, tarihçesini.

Bulaşıcı hastalıkların yayılmasını engellemek için 1823’te Osmanlılar’ın ilk karantina bölgesi olarak kurulmuş.

Ticaret, hac gibi amaçlarla gelen gemiler ada açıklarında demir atıyor, yolcular küçük teknelerle/filikalarla karaya taşınıyor. Ardından kadın ve erkekler aynı binanın ayrı bölümlerinden içeri alınıyor. Eşyalar ise ray sistemi ile çamaşırhaneye taşınıyor.

Yolcular duş yerlerine gönderilirken, kıyafetleri çıkarılıp numaralı filelere konuluyor.

Giysileri 360 derece dönebilen dolaplardan alan görevliler kıyafetleri dezenfeksiyon ve sterilizasyon işleminin yapılacağı bölüme gönderiliyor.

Hemen hemen herşey duruyor karantinanın içinde. Dönen dolaplar, kurutma sistemli dünyanın en eski çamaşır makinaları işlevli kazanlar ve o yıllarda yapılmış sıcak ve soğuk suyu verebilen duşlar.

Hasta olanlar karantinaya alınırken, sağlıklı yolcular misafirhanelerde üç gün misafir ediliyor. İyileşemeyenler ise bir daha asla adadan çıkamıyor.

DÜNYADA 3 TANE

Gemiler de sterilizasyona tabi tutulurken, en son uzun bir halat asılıyor gemiden limana doğru, üzerine de peynir, sucuk vs. konuluyor. Fare ya da haşerattan gemilerin temizlendiğine emin oluyorlar böylece.

Dünyada tescilli olarak 3 adet Karantina Adası bulunuyor. ABD’de Elisa Adası, Hırvatistan Dubrovnik’te bulunan Karantina Adası ve Urla Karantina Adası.

Peki diğer ülkelerde müzeye dönüştürülerek para basan karantina adasını biz nasıl değerlendiriyoruz şimdi; bomboş.

Sağlık Bakanlığı’nın kampı, sosyal tesisleri arada bir düzenlnen seminerlere evsahipliği yapıyor sadece. Palmiyeler, şahane deniziyle, hayalet bir cennet gibi.

‘Keşke bu ada belediyeye verilse ve harika bir müzeye etrafı yaşayan, canlı bir turistik alana dönüşebilse.’ diyoruz Başkan’la önce.

Sonra birlikte gülümsüyoruz bu düşünceye.

Belediyeye tahsisi bir rüya olsa bile Sağlık Bakanlığı burayı anı evine, müzeye dönüştürebilir. Hani son günlerde İzmir körfezinin içine yüz milyon dolarlarlık yapay ada önerileri konuşuluyor ya...

Önce içinde eşsiz bir tarih de barındıran elimizdeki bu güzelim adaya yazık etmesek.

DOLAP ÇEVİRME 

Dolaplarla ilgili şöyle de bir anekdot var; kirli çamaşırlarla birlikte zaman zaman kadınların bölümünden erkeklerin oraya aşk mektupları da gidiyor.

Daha sonra görevliler mektupları keşfedince, gelenleri ‘dolap çevirmeyin’ diye uyarıyorlar. Dolap çevirme deyişi de buradan geliyor Türkçe’ye.


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Perşembe 15 MPH
Kısmen Güneşli