ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
10 Ağustos 2017 Perşembe, 13:22:11 Güncelleme:13:22:59

Kendine sağır olma...

 

Ne zaman bulacaksın içindeki seni?

Ne zaman ikiliği bir yapacaksın?

Senin sende içre olan, seni sana anlatan bütününle bir olma zamanın gelip geçmedi mi?

Sen kendini dünya aleminden sıyırıp yokluk aleminde var etmek için ne beklersin?

Yaşadıklarını gerçek mi sanırsın?

Yokluğunun avazlarını duyurmak için dünyanın sesini ne zaman susturacaksın?

Feryat figan ruhunun çığlıkları bedenini sarmışken, kendine sağır olmayı ne zaman bırakacaksın?

Bir başka hayat yaşanabilir mi gerçekten; içinde kibrin, öfkenin, nefretin zerre kötülüğün olmadığı.

Olmaz gibi geliyor bize değil mi?

Oysa asırlar önce hiçlikten erdeme giden yolu bulmak için nice kapılardan geçecek bir anahtar sunulmuş!..

‘Hiçlik giysisi’...

İnsan olma, Tanrı’ya yakışma derdiyle kahrolanların demlerinden süzülen sularla yıkananların bugün bize bıraktıklarıyla demlenme şansı.

‘Ben’ derdini terbiyeye düşmüş nice adbalın sözü devranda yankılanıyor.

Yunus Emre’den Pir Sultan Abdal’a, Somuncu Baba’dan Âşık Veysel’e Anadolu coğrafyasında bu sonsuz arayışın izlerine tanık bir coğrafyanın insanıyız biz.

ÖZÜNE SAĞIR OLMA

Pir Sultan’ın ‘Dostum dostum’ türküsü ‘Sensiz dünya malı ne eyleyim dostum’ diye biter.

Asırların bağrından çıkan sözlerin bugünün evrensel hikayelerine uyması ayrıca çekici.

Tasavvuf sadece bizim değil tüm dünyanın ihtiyaç duyduğu bir içsel zenginlik ama nedense yeterince işlenmiyor. Bu ülke gençlerine tasavvufu öğretse, zaten sorunlarının çoğunu çözer.”

Farklılıkların bütünü olabilme becerisi, ötekileştirmeden “Bir” olabilmekse hayat uzağa gitmeye hiç gerek yok. Yeter ki sen özüne sağır olma.

Bir acayip derde düştüm herkes gider kârına Bugün buldum bugün yerim, Hak kerimdir yarına Zerrece tamahım yoktur şu Dünya varına

Rızkımı veren Huda’dır kula minnet eylemem.

HAVA DURUMU
Cumartesi13 MPH30°
Az Bulutlu