05 ARALIK 2016
ÖNE ÇIKANLAR
SON DAKİKA
10 Kasım 2016 Perşembe, 00:45:03 Güncelleme:08:46:13

Atatürk’e mecbur olmak...

 

Dünya tarihinde hiç bir ölümlü yoktur ki; kara toprağa girdikten 78 yıl sonra bile saygı ile, övgü ile, özlemle, candan, yürekten, kalpten alınmış olsun. Yüz binler mezarına koşsun, hatıralarıyla buluşsun, saatler onun son nefes anını gösterdiğinde tıpkı çocukların “tıp” oyunundaki gibi, olduğu yere çakılıp kalsın, işçi elindeki işini, yolcu yolunu, öğrenci dersini bıraksın. Büyük bir huşu içinde saygı ile, minnetle, özlemle, hayranlıkla...

Dünyada hiç bir ölümlü yoktur ki; hakkında bu kadar kitap yazılmış, yaşadığı devrin bu anlamda geri teknolojisine rağmen tüm sözleri kayıt altına alınmış, tüm hareketleri, tüm yaşantısı birer insanlık örneği olarak gelecek kuşaklara aktarılmış...

Bu dünyadan, Atatürk dışında hiç bir ölümlü geçmemiştir ki; devrin alimlerinin, bilim adamlarının, siyasetçilerinin, komutanlarının, O’nun ölümünden sonra ettikleri laflar, veciz sözler, övgü cümleleri orta halli bir kitabı dolduracak kadar çok olsun...

Bu anlamda, kafaları uydurulmuş Atatürk’ü red kültürü ile doldurulmuş, öylesine ki; beynine sokulan yalanların gerçekler tarafından sarsılmasına bile izin verilmemiş, kulakları tıkama, beyinleri kilitleme eğitimden geçmiş milyonlara hep acırım. Onları böylesine bir rehberden, ölümsüz ışıktan yoksun bırakan, müritlerinin kafasına sıkıştırdıkları dogmalarla beslenen çoğu “Kurtuluş Savaşı kaçkını sözde hocalar ve yetiştirmeler”inden oldum olası nefret ederim.

Dünya başkanını seçti...

Malum... Dün Amerikalılar hem kendi hem de dünyanın başkanını seçti... Özgün düşünceli, beyinleri “algı yönetimi” ile şekillendirilmemiş, olabildiğince aydın seçmen iradesini kullandı, kamuoyu şirketleri ile taraf olmuş basın kurumu yöneticilerini mahkum etti. Bir anlamda; Amerikan halkı çaktırmadan Donald Trump’ın radikal söylemlerine itibar etti. Yani değişim istedi... Dün sabah sizdeki tüm kanalları Amerika’ya bağlanmış, yeni Başkan’ı izlerken ben de bir de baktım, her şey “canlı yayın”la kesildi. Ben de o “can”ı kumandamın kırmızı tuşu ile çıkarıp kendimi sokağa attım... İnsana haber bile izletmiyorlar...

Aslında Amerikan seçimleri tüm dünyaya da demokrasi dersi oldu. Devlet seçimin içinde değil tepesindeydi. Amerikan polisi, her iki adayı da geleceğin                           başkanı olarak algıladı ve tam bir devlet polisi gibi davrandı. Adaylar, programı günler öncesinden belli televizyon kanallarında karşı karşıya geldi. Sordu, iddia etti, suçladı, savundu, kendi programını açıkladı.

Bize de şu soruyu sormak düştü; Eğer Amerika’daki seçimse, demokrasiyse, rakiplerin asla karşı karşıya gelmedikleri, devletin son 10 güne kadar tüm gücü ile, valisi, kaymakamı, memuru, polisi, jandarması ile seçime katıldığı, taraf olduğu bizdeki ne? ...


SEN DE DÜŞÜNCELERİNİ PAYLAŞ!
300
Kalan karakter : 300
HAVA DURUMU
Pazar 18 MPH
Kısmen Güneşli