Habertürk
    Takipte Kalın!
      Günlük gelişmeleri takip edebilmek için habertürk uygulamasını indirin

        Bugün Türkiye’de bir ilk gerçekleşiyor ve “Ulusal Süt Zirvesi” İzmir’de toplanıyor. Çok sayıda kurum ve kuruluş sponsorluğunda yapılacak süt etkinliğine, Uluslararası Sütçülük Federasyonu (İDF) Başkanı Richard Doyle da katılacakmış.

        Uluslararası süt kuruluşu, her yıl süt üretiminin yoğun olduğu bir ülkede Dünya Süt Zirvesi yapıyor ve süt politikalarının gelişmesine, daha doğrusu halkın daha çok süt tüketmesine katkıda bulunuyormuş.

        Bizimkilerin beklentisi ve hedefi de, 2013 Dünya Süt Zirvesi’nin Türkiye’de yapılmasıymış.

        Zirvede bir de, süt tüketiminin artırılmasına yönelik olarak “Süt Bıyığı Kampanyası” da ünlü konukların katılımıyla start alacakmış.

        Hani bardaktan süt içerken, özellikle üst dudak çevresinde beyaz bir halka oluşur ya; işte o durum kampanya ismi olmuş.

        Her türlü gelişme güzel, hazırlıklar tam tekmil.

        Zirve düşüncesi ve bunun hayata geçirilmesi harika.

        Türkiye’de süt üretimi ise şahane.

        Ancak süt tüketimi zayıf.

        Türk tüketicisi, sütü buluyor da içmiyor mu?

        Çünkü, üreticiden maliyetini bile zor karşılar fiyattan alınan süt, tüketiciye en az 3’e katlanarak geliyor. Dolayısıyla halkımız sütü, sayısız yararını bilmediklerinden, zevksizliklerinden değil, pahalı olduğu için tüketemiyor.

        Süt pahalı, çünkü ambalaj, işleme, yol masrafları çok yüksek.

        Süte bu kadar yol yaptırmalı mı?

        Bugün ülkemizde, üreticiden tüketiciye 2.000 kilometre yol yapan süt var.

        Örneğin Türkiye’nin en güneyi Fethiye’den alınan süt, Türkiye’nin en kuzeyi İstanbul’da işlenip ambalajlandıktan sonra Fethiye’ye dönerken fiyatı katlana katlana dönüyor.

        Birileri çıkıp, Ulusal Süt Zirvesi’nin onur konuğu Uluslararası Sütçülük Federasyonu Başkanı Richard Doyle’a sorsa;

        Dünyada üreticiden tüketiciye süt fiyatının üçe katlandığı ülke var mıdır?

        Gelişmiş ülke vatandaşına doya doya süt içme olanağı yaratan koşullar nelerdir?

        Sütün, üreticiden tüketiciye gelirken yüzlerce km. yol yaptığı başka ülke var mıdır?

        Ambalaj ve nakliye masrafı, süt alım fiyatının yüzde kaçıdır?

        Yine “sütkolik”, ya da süt içme kültürü yerleşmiş ülkelerde uzun ömürlü süt (UHT) tüketiminin, pastörize süt tüketimine oranı nedir?

        Bu soruların cevabına göre oluşturulacak politikalar saptanır ve gereğinin yerine getirilmesi konusunda adımlar atılırsa, yapılan organizasyonun bir faydası olur.

        Etkinlik sonucunda “Bu işi ne güzel de yapıyoruz, üreticiden alınan sütün fiyatını üçe katlayarak tüketiciye ulaştırıyoruz.

        Çünkü şartlar böyle” diyebiliyorsak, bilinmeli ki emekler boşa gidecektir.

        Türkiye’nin özel şartları mutlaka göz önüne alınmalı, üretici-tüketici dengesinin oluşması üzerinde önemle durulmalıdır.

        Ders çıkarmayı bilirsek...

        Aslında Türk sütçülüğü açısından “Ulusal Süt Zirvesi”, bu alanda politikalar üretmekle görevli devletin ilgili birimleri ile, üretici ve dağıtıcı ve kredi kesimini bir araya getirdiği için çok önemli fırsatları da içeriyor.

        Yeter ki, uzmanları ve dünya örneklerini dikkatle dinleyip, gereğini yerine getirmesini bilelim.

        Bilemiyorsak, dünyanın önemli tarım ülkelerinden Türkiye’de, gerek hayvancılık, gerek sütçülük konusunda sorunlar yaşamaya, kendi hayvancılığımızı geliştiremediğimiz, üretimimizi tüketimimize yetiştirememeye devam eder, yabancı ülkelerden et ithal etmeye devam ederiz.

        Bugün Türk tüketicisine, dünyanın en pahalı kırmızı etini yedirmeye devam ediyorsak, Macaristan gibi avuç içi kadar ülkeden bile kasaplık hayvan ithal ediyorsak, bir yerlerde bir terslik yapıyoruz demektir.

        Dilerim; bu zirve, Türk hayvancılığı ve sütçülüğü açısından önemli başlangıç noktalarının oluşmasına katkıda bulunur.

        Mevcut politikaların işe yaramadığı ortada...

        Diğer Yazılar